değil hatalı pas verip orta açamayacak, koşamayacak; kendi kalesine 5 gol atsa bile bazı galatasaray taraftarlarının yüreğindeki yeri hiçbir zaman değişmeyecek olan futbolcu. bir galatasaray efsanesi.
Kanımca en büyük hatası, Galatasaray'da kalmakta direnmesidir. Yurtdışına gitme fırsatı varken gitmemesi, bugünlere gelmesinde bir adım olmuştur. eh be hasan'ım, bu ülkede vefanın olmadığını, insanların aptal ayak oyunları için nasıl harcandığını bilmiyor musun?
brezilya ile oynanan dünya kupası maçından sonra kayıp olan, sürekli kelleyi kazıtmasına rağmen dökülen saçlarını geri getiremeyen galatasaray'lı futbolcudur. çok hırslıydı, güzel mücadele ediyordu ama ne olduysa galatasaray'da ve milli takımda yakaladığı başarıların devamını getiremedi ve kayıplara karıştı. muhtemelen bu sezon gönderilecek listesinde yer alıyor kendisi.
Hasan Şaş, Galatasaray forması giydiği 11 sezonda toplam 13 ayrı kupa kazanmayı başardı. UEFA ve Avrupa Süper Kupa zaferleriyle Avrupa'nın zirvesine çıkan ekipte yer alan Hasan Şaş, 5 kez lig şampiyonluğu, 3 kez Türkiye Kupası şampiyonluğu, 2 kez TSYD Kupası şampiyonluğu ve 1 kez de TFF Süper Kupa şampiyonluğu yaşadı.
Yıldız oyuncu, 1999-2000 sezonunda kazanılan UEFA ve Avrupa Süper Kupa zaferlerinin yanı sıra 1998-99, 1999-2000, 2001-2002, 2005-2006 ve 2007-2008 sezonlarında lig, 1998-99, 1999-2000 ve 2004-2005 sezonlarında Türkiye Kupası, 1998-99 ve 1999-2000 sezonlarında TSYD Kupası ve 2008-2008 sezonunda da TFF Süper Kupa'yı kazanan kadrolarda bulundu.
(A) Milli Futbol Takımı'nın 3. olarak tamamladığı 2002 Dünya Kupası'nın yıldızları arasında yer almayı başaran Hasan Şaş, elde edilen başarıya önemli katkı sağladı. Brezilya'ya attığı golle unutulmazlar arasına giren Hasan Şaş, o dönem birçok takımdan transfer teklifi alması, hatta Fransa'nın Monaco ekibiyle görüşmesine karşın Galatasaray'da kalmıştı.
şimdilik sessiz veda ettiklerimizden. bazı kendini bilmezlerce yapılan terbiyesizliği unutmasını, hatta hiç yaşanmamış varsaymasını istediğim, 2000 ruhundan kalan son parça*. galatasaray için yaptıkları, yaşadıkları ve yaşattıkları hiç unutulmayacak olan aslan.
galatasaray a bir dönem çok şey katmış, lakin son sezonda eski dostu yüzünden adı kötü anılmaya başlanan emektar oyuncu. karşı takımın savunmasında sadece "koşması" yeterli olan, rakip defansın arasında ordan oraya koşarak defansı açabilme gibi bir yeteneğe sahiptir.
zamaninda tum dunyanin tanidigi bir futbolcuydu. yasinin ilerlemesi, aldigi kilolar ve bunun sonucu olarak bir futbolcudan cok bir kamyon soforunu andirmasi sebebiyle karizmasi cizilmistir. onceden top ayagina geldiginde heyecanlanilan bir adamken, su anda sahaya cikmasiyla yuhalanmasi bir oluyor. "nereden nereye" derler ya, bunu soyleyenlere hak veresim geldi simdi.
Ayıp etmiştir.
ama neden ayıp etmiştir ?
2002 Japonya-Güney Kore Dünya Kupası'nda sergilediği harika performansın ardından Avrupa'ya gitmeliydi. En azından bir sezon oynamalıydı bir Avrupa takımında. O heyecanı yaşamalıydı. Fakat Gitmedi. Çok sevdiği kulübünde, Galatasaray'da kalmayı tercih etti. işte bu yüzden.
Her ne kadar, 2008-2009 sezonunun sonunda kötü futbol oynasa da, kendisine bu yapılmamalıdır. Yapılmamalıydı. Dilerim ilerleyen senelerde Galatasaray'ımızın yönetim ve teknik kademesinde görev alır. Gelecek futbol hayatında başarılar Hasan Şaş.
2002 yılında monaco'ya gitmeyi çok istemiş hatta anlaşmış ama bir şekilde galatasaray'a bağlanmış futbolcudur. galatasaray bonservisini vermeye yanaşmamıştır.
o uefa kupasını alan kadrodaki her futbolcu gibi harcanmıştır. harcanmış derken; el üstünde tutulması gerektiğine inandığım için dedim. sıradan bir futbolcuya gösterilenden fazlasını hakediyordu.
2002 Dünya kupasından sonra inter, Monaco ve birçok avrupanın önde gelen takımından teklif alan ama sezon sonu sözleşmesinin bitmesini ve kulüpün istediği değil, kendi istediği takıma gitmeyi kafasına koyan yalnız 2002 Dünya kupasından sonra değil eski performansı, sahada sadece ayağı yanmış it gibi oradan oraya koşturan bir futbolcu haline geldikden sonra, önce inter olmakla birlikte Monaco ve diğer Avrupanın büyük kulüplerinin gözünden düşerek sezon sonu en iyisi olan Galatasaray ile sağlam bir sözleşme yaparak hayatını garanti altına almıştır.Son zamanlarda moda olan Galatasaray'ı vefasızmış gibi gösterilme çabasına kendinide dahil etmiştir.Vefayı tek taraflı olarak algılayan bir mantalitenin ne düşündüğü Galatasaray için problem değildir.Vefanın ne demek olduğunu Metin Oktay'dan öğrendik biz.
Bugün ziyaretine gittiğimiz, yine bizi en iyi şekilde evinde ağırlamış futbolcu. Daha önce de defalarca görüşmüştük(Ankara deplasmalarında kendisi için açtığımız güzel pankartlar ve karataş'ta bulunan ailesinin yanına ziyarte geldiği zamanlar görüşme fırsatı bulmuştuk) şunu söyleyebilirim ki bu adam gerçekten çok samimi ve içten birisi. Hiç sahteliği yok. Kaç yıl önce ilk defa kendisi ile görüşmüştük ve kariyerinin doruğunda bir insan olarak, bugünkü halinden farklı değildi. Kendisine yapılanlar diğer eski futbolculara olduğu gibi vefasızlıktır. Takımın başına Getirdiği yanlış teknik direktörler yüzünden kötü bir sezon yaşanmasına sebebiyet vermiş yönetim tüm faturayı ümit karan ve hasan şaş'a keserek kendilerini günah keçisi olmaktan kurtarmaya çalışmışlardır. Kendisine, Hasan abi maç sonrası fırlatılan laptop tayfa'nın işiydi değil mi? şeklindeki soruma "baktım markası acer idi, sony falan olsaydı eğer alacaktım" şeklinde espirili bir cevap vererek güldürmüştür herkesi.* Futbol hayatı ile ilgili kararını 3-4 gün içerisinde netliğe kavuşturacağını ayrıca söyledi. Bu formanın hakkını uzun zaman çok iyi şekilde verdi gerçekten. Evet bu sezon sakatlıklar yaşadı, biraz kilo aldı falan ama başarısızlığın mimarı hasan şaş değildi. Hele ki cassio lincoln, mehmet güven, shabani nonda gibi adamların hala yer aldığı bir galatasaray'dan yollanacak futbolcu hiç değildi.
Seviyoruz kendisini ve elimizden geldiğince destek olacağız, yalnız bırakmayacağız. bu vefasızlığa evet demeyeceğiz. kendisine de söylediğimiz gibi 2009-2010 sezonu içerisinde gideceğimiz ilk deplasmanda kendisi için çok güzel ve anlamlı bir de pankart açacağız..
internethaber.com da "bir yıldız kaydı" başlığıyla futbolu bıraktığı duyrulmuştur. ironi mi yapmak istiyorlar yoksa kelime oyunu mu anlamadım. seni seviyoruz hasan.
son yıllarda vefa kelimesinin anlamını unutan taraftar ve takıma bunu göstern adam. jübile yaparlar mı bilmem ama adana'da adana demirspor ile bir karşılaşma yapılsa şöyle bol organizasyonlu bir şey fena olmaz hani.
gerçek bir galatasaraylı olduğunu futbolu bırakarak bir kez daha ispat etmiş futbolcudur. galatasaray'ın kendisine göstermediği vefayı kendisi galatasaray'dan başka bir takımın formasını giymeyeceğini açıklayıp futbolu bırakarak galatasaray'a göstermiştir. kuşkusuz galatasaray tarihindeki efsanelerin arasına adını çoktan yazdırmıştır. dünyada en çok tanınan birkaç türk futbolcusundan biridir. 2002 dünya kupasında gösterdiği muhteşem performans uluslararası bir turnuvada bir türk futbolcusunun gösterdiği en iyi performanstır. yanılmıyorsam dünya kupasının en iyi 6. futbolcusu seçilmiştir.
bütün bunlar bir tarafa galatasaray'ın efsane isimlerine karşı takındığı tavır ve gelenek hasan şaş meselesinde de kendini göstermiş ve hasan 32 yaşında futbola veda etmiştir. 2002 dünya kupasından sonra hasan şaş'ın ortalıkta görünmediğini söyleyenlere 2006 yılında kazanılan şampiyonluğu araştırmalarını öneririm. kısacası galatasaray taraftarı ve yönetimi bu sezon hasan'a ayıp etmiştir. görkemli bir jübileyi en fazla hakeden futbolculardan biridir.
yolun açık olsun hasan şaş bu taraftar hizmetlerini unutmayacak.