ilk isim yapmış kafası güzellerden biridir.Kafası güzel olunca kimseyi tanımaz.Piskopatin önde gidenidir, bulaşmaya gelmez adamı beklemedik anında götürür..
gelmiş geçmiş en zeki insanlardan birisidir kendisi. dinlerin insanları ne kadar zehirlediğinin farkına varınca ve bu gerçeği öğrendiğinde allak bullak olmuştur. çok düşündü ve hakikati insanlara açıklamaya çalıştıysada lafını bitirmeden taşlandı. daha sonra bunun değişmiyceğini, insanların ulaşılabilen bir yalanı, ulaşılamaz bir gerçeğe yeğ tuttuklarını görünce bunu zekice bir hareketle kendisi için kullandı. kesinlikle iyi bir düşünürdü hasan sabbah.
ayrıca ne kadar enteresan di mi? eğer şuanda yaşasaydı gerçekten çok geniş kitlelere hitap edebilirdi. hemde söylediği zekice yalanlar ve yapmış olduğu inanılmaz planlar bilinse bile. ama o tarihlerde hasan sabbah'ın yaptığı olayların ve söylediği bi çok şeyin arka yüzü görülebilseydi insanlar onu yaşatmazdı.
terörizmin, intihar komandolarının babası. ama onun intihar komandoları suçsuz insanlara zarar vermezken aynı coğrafyada yaşayan torunlarının intihar komandoları eylemlerinde suçlu suçsuz ayrımını gereksiz görüyorlar. demek ki kültür hep ileriye doğru gitmiyor.
isyancı Hasan Sabbah ın uydurduğu hikayelere inananların bugün, zamanında mağaralarda düşünmüş bir kişiye ait kitaba inananlardan ne farkı vardır? Afyon'u kafadan değil damardan vermiş arkadaştır. Sağlam örgütçülüğe sahiptir. isyankardır, hala terörist denmektedir kendilerine, devletin meşruluğu terörist olduğunu kanıtlamaz zira terörizm amaçsızca işlenen cinayetlerdir, cinayet olması yeterliyse devletin meşru olması devletin işlediği cinayetleride meşrulaştırmaz.
Devletin silahını kendi silahı yapmış, imanla uyuşturmuştur.
"hiçbir şey gerçek değildir, her şeye izin vardır" bilgeliğinin insanların değişik manalar çıkarmasına son derece uygun olduğunu ben de kabul ediyorum.
oğlumun acınılacak örneği bunu açıkça gösteriyor.
bu bilgelik insanın içinde ya vardır, ya da yoktur. şayet insanın ta doğumundan beri içinde yoksa, onun için anlamsız kesilmeler topluluğundan başka birşey olmayacaktır.
fakat doğumundan beri içindeyse, o zaman da tüm yaşamı boyunca yol gösteren bir yıldız gibi parlayacaktır önünde.
hakim'in de soylarından geldiği karmatlar ve druslar, bilge kişinin amacına ulaşması için bilimin dokuz basamağını tırmanması gerektiğini biliyorlardı. onların daileri kendilerine mürit toplamak istedikleri zaman, ali'nin sülalesi ve mehdi'nin gelişi hakkında güzel nutuklar atmakla yetiniyorlardı.
talebelerin büyük kısmı bu acınacak masallarla yetiniyorlardı zaten. zeki olanları ise daha fazlasını öğrenmek, bilmek istiyorlardı.
o zaman onlara da "kuran'ın gizli manalar saklayan doğaüstü bir tasvir" olduğunu söylüyorlardı.
şayet hala öğrendikleri ile yetinmeyen birileri varsa, o zaman hocası ona bugüne dek öğrendiklerinin, kuran'ın hatta genel olarak islam'ın ne kadar boş ve değersiz olduğunu gözlerinin önüne sermekte tereddüt etmiyordu.
daha da ileri gitmek isteyenler, tüm dinlerin doğru ve yanlış şeyler içerdiklerini dolayısıyla aynı değerde olduklarını öğreniyordu.
kısa zaman öncesine kadar öğretinin bu en üst düsturu yani bütün öğretilerin ve nazariyelerin inkar edilmeleri çok az seçkin kişi tarafından bilinmekteydi.
bu basamağa adım atmak büyük bir cesaret ve kuvvet talep etmektedir. çünkü bunu yapmaya cesaret eden kişi o andan itibaren dikenli yalnız başına yürüyecek ve tutunacağı bir dala sahip olamayacaktır. bu düstur çok sayıda kişi tarafından bilinse de geçerliliğini yitirmez.
dünyanın yaradılışı böyledir:
"insan kendisine en basit biçimiyle anlatılan gerçekleri bile çoğu zaman tam olarak idrak edemez."
mirasçısı olan dailerine sırrını ifşa ederken devam etmektedir hasan sabbah, bu kez islamiyet'in ve hz muhammed'in cennet kavramına değinir;
"pek iyi biliyorsunuz ki muhammed islam uğruna elde kılıç ölenlere mükafat olarak cennetin güzelliklerini vaat etmiştir. oradaki zevkleri tadabilecekler, yeşil çimenlerin ve çayırların üzerinde dolaşacaklar ve mırıldanan derelerin yanında dinlenecekler. etraflarında çiçekler açacak ve güzel kokuları her tarafı saracak. enfes yemeklerle ve seçilmiş meyvelerle beslenecekler. kara gözlü, olağanüstü güzellikteki huriler kendilerine sırça köşklerde hizmet edecekler.
onların tüm isteklerini yerine getirmelerine rağmen erdemlerini ve bekaretlerini ebediyen koruyacaklar! huriler onlara altın testiler içinde sarhoş etmeyen şarap ikram edecekler ve günlerini ebediyen bolluk ve sınırsız mutluluk içinde geçirecekler."
işte dinlerin, dünyanın ve insanlığın sırrını çözen hasan sabbah'ın assasinlerine öğrettiği ulaşılmış gerçekler bunlardı.
dinler insanlara, insanlığa hükmetmek için var edilmiş, teşkil edilmiş kurumlardır.
hasan sabbah'da kendisine insanların körü körüne tabi olacaklarını ispat etmiş, onlara yaşarlarken cenneti göstermiştir.
bu yüzden sevilmez, bu yüzden terörist olarak yaftalanır. aslında gerçek bir alim ve bilgindir.
hoş kimsenin bunu okuyacağını da zannetmiyorum ya neyse.
evet hasan sabbah teröristtir, sapkın bir tarikatın lideridir. kendi iktidar hırsı ve intikamı uğruna pekçok kişiyi ölüme yollamaktan, insan hayatıyla oynamaktan imtina etmemiştir.
lakin takdir edilmesi gereken sabbah'ın bilgeliği ve kurduğu sistemdir.
bazı yalanları yüzyıllar geçse dahi bizlere gösteren sistem...
osmanlı'nın verdiği isim olan haşhaşin tarikatının veya hasan sabbah'ın verdiği isimle esasiyun tarikatının kurucusu, alamut kalesi'nin ilk komutanı, dağın yaşlısıdır.
dünyanın ilk teröristi, korkunç bir zekaya sahip zat...
birgün hasan, ömer ve nizam üç çocukluk arkadaşı rakı sofrasında takılıyorlar, nizam başlıyor söze; ben koskoca selçuklu devletinin başveziri oldum, emrimde cariyeler, ordular var, nizamülmülk diye nam sahibi oldum...
oradan ömer girer söze, ben aşkın ve şarabın şairiyim, şiirlerim dillerde pelesenk, yüzyıllar sonra bile insanlar hep benim şiirlermi okuyup, adımı yad edecek, büyük şair ömer hayyamdır benim adım...
sonra hep beraber hasana küçümseyen tavırlarla dönüp sorarlar; sen ne ayaksın topraam..
(bkz: ve olaylar gelişir)
hakkında fazla bir şey bilmediğim için yorum yapmaktan kaçındığım şahsiyet. hakkında ciddi kesin kaynak olmadığı için yapılan yorumlarda yanlışlık olabilir. otçu olduğu söyleniyor fakat o planlar otçu kafası ile yapılmaz. zekasına hayran olduğum şahsiyettir ayrıca. son olarak tek yararlı gördüğüm eylemi tapınak şövalyelerinin yüksek seviyeli yöneticilerine suikast düzenlemiştir.
Aleviliğin bir kolu olduklarını iddia eden, tarikatın lideri. ağır bi abimizdir. üstün bir zekaya sahiptir. alamut kalesini alma efsanesi dilden dile dolaşır. kalenin komutanına surların içinde kendisine yer vermelerini ister. hasan sabbaha ne kadar yer istediği söylendiğinde, yere serip oturduğu postun (inek derisi) kaplayacağı kadar bir yer ister. komutan kabul eder. sabbah da postu ince şeritler halinde kesip birbirine bağlar ve kalenin etrafını bu iple dolaşır. sonunda bütün alamut kalesini ona vermek zorunda kalırlar.
roman okuyarak bilgi edindiklerini zannedenlerin suikastçi,keş,madrabaz vs. gibi tanımlamalarına maruz kalan sebiyye(7 imamcı) tarikatına mensup tarihsel kişiliktir.7. imamın adının ismail olması dolayısıyla "ismaili" olarak da anılır.tipik bir islamcı mantığıyla "tanrının hükmüyle hükmetmeyenler"i cezalandırmak ve "tanrı hükmü"yle dünyayı idare edebilmek için bir ordu oluşturmuştur.çoğu kimsenin iddia ettiği gibi elemanlarına haşhaş içirmemiştir(bence).zira din yeterince uyuşturucu etkisi yapar.islam için ölümü göze alan kişi kendini "şehid" olarak gördüğünden ve dolayısıyla öldüğünde cennete gideceğini bildiğinden ekstra bir motivasyona gerek duymaz kanaatindeyim.tüm militan/mürid/elemanlarının bu şekilde (haşhaş alarak) eylem yaptığını iddia eden kişi,ölümüne savaşan her askeri (ideoloji/vatan/din) esrarkeş olarak tanımlamak zorundadır.yoksa tutarlılığın yitirir ve kurduğu cümleler için sadece "zırva" veya "savsata" benzetmesi yapılır.