bir 5-6 yıl içerisinde dahil okur yazar oranını kaça katladığına bakarak hayran kalmamak mümkün değil.
yıl 1928, okuryazar nüfus toplumun kaçta kaçını oluşturuyordu ?
pozitivizimin kurucusu auguste comte'nin düşünce sisteminde dünya tarihi 3 evreye ayrılır. cahillik çağı, dinler çağı ve bilim çağı. ibni haldun'un aksine sürekli kendini tekrar eden bi tarih tezi öngörmez comte. ona göre tarih sürekli ilerlemekte, her saniye kendinden önceki saniyenin nitelik olarak önüne geçmektedir. tarihin geleceği nihai nokta ise bilim çağıdır. bilim çağı bizi dini doğmalardan ayıracak, safi modern bilimler ile bize gerçek doğruları söyleyecektir. artık dinlere inanma gereği kalmamıştır pozitivizme göre, nitekim nietchze kısa süre sonra tanrının öldüğünü söyleyip bi fikriyatı destekleyecektir.
cumhuriyetin fikir adamları comte'nin yolundan giderler. atatürk pozitivizme gönül verdiğini ilan etmez ama etrafına çıtlatır. lakin bi sorun vardır, osmanlı gelenekselci bi toplumdur. geleneğin temeli dindir. dinin temeli yazıdır, yazı ise arapçadır. geleneklerin geleceğe engel olacağı pozitivizme göre mutlak gerçektir. tartışılır, düşünülür ve hüküm kararı okunur, gelenek sürgüne gönderilmelidir. yani kısacası eğer biz bir uçan balonsak din bizim yükselmemizi engelleyen marazi ağırlıktır vesselam. filmlerde düşmanından kaçarken hızlanmak için ağır bavulları atan karakter gibi dini atmamız gerektiğini düşünür cumhuriyetin kurucuları.peki nasıl olacaktır? din açısından yazının söze oranla daha etkili olduğunu görür cumhuriyetçi ekip. hem ayrıca osmanlı riyazi(matematiksel) ilimlerde gelişmemiş doğu ilimlerine kelama, fıkığa bel bağlamıştır, evet bu alanlarda yetkin isimler çıkarmaktadır ama olmaz, bu ilimlerden kurtulup sırtımızı batı ilimlerine dayarsak yükseliriz diye düşünürlerı. nitekim öyle yaparız osmanlıca ilme manidir, değişmelidir ve değişir.
alfabe devriminden yaklaşık 90 sene sonra yani günümüzde bakıyorum ilmi yeteneğimize. osmanlı en azından kendi sahasında dünya çapında şahsiyetler yetiştirirdi peki ya biz? islami ilimlere sırt döndük?? karşılığında ne edindik? etrafımız matematiği,felsefeyi çok iyi bilen düşünürlerle mi doldu taştı acaba?? cumhuriyette hala aşılamamış felsefeci hilmi ziya ülken 1901 doğumlu şehbenderzade ise 1865? en büyük sosyoloğumuz denen ziya gökalp 1876, cemil meriç 1916(öğrenimini cumhuriyet okullarında değil fransız okullarında gördü), mümtaz turhan ise 1908? en büyük edebiyatçımız ahmet hamdi tanpınar 1901 doğumlu, gelmiş geçmiş en büyük bilim adamımız denen fuat köprülü 1890? peki ya tarihçilerde durum farklı mı? batıdaki saygın hocalarımızdan osman turan 1914, ilber ortaylının hocası halll inalcık(geç doğmasına karşın osmanlı yetişmesidir bütün hayatı boyunca osmanlıca not almıştır) 1916 doğumlu? neden sosyal meselelerde osmanlının hasta adam denildiği sürecinde bile osmanlının yetiştirdiği aydınları aşamadık. hani osmanlı ilmi konuda zayıftı? peki ya riyazi ilimler mi? efendim matematik mi?? 5 tlnn arkasında resmi bulunan ünlü matematikçimiz aydın sayılı 1913 doğumlu 10 tl arkasında ki cahit arf 1910 20 tl arkasında mimarımız kemalettin ise 1870 doğumlu??
nerde cumhuriyetin asrı yıla sığdırdığını izah eden düşünürler?hani osmanlıca ilme aykırıydı? hiç yüzünü dönmedi dediğimiz batı ilimlerinde bile osmanlı nasıl bu kadar çok aydın çıkardı? biz 100 senede modern!! alfabemizle bütün terimlerimizi batılılaştırdığımız halde erol güngör(mümtaz turhan öğrencsi) dışında çok yetkin bi fikir adamımız neden yok? kelam fıkığı filan zaten geçtim ama matematiksel ilimlerde felsefi ilimlerde osmanlının en kötü döneminde bile cumhuriyetin 100 senesinden daha etkin ve yetkin olması düşündürücü değil mi?
inan, cuhmuriyet bi insan olsan ''bi git işine'' derdim peh, modern alfabe ile ilim yüzyılı yaşayacakmışız. alfabe engel olsa japonlara, çinlilere engel olurdu. bi çok ülke gibi çift alfabe kullabilirdik. dil ve alfabe devrimi ile düşünce dünyamız sığlaştığı gibi ilmi açıdan bizi geriletti. yeni ilimlerde yer edinemediğimiz gibi eskilerini de unuttuk. eskiden batının düşmanıydık artık maymunuyuz. yok yok olur mu bize batı hayran aslında, çekemiyorlar bizi, asrı yıla sığdırdık, 15 milyon genç filan ürettik.
Yukarıdaki entrylere baktım da aleyhinde ne çok fikir beyan edilmiş...
Gören de halk için bir şey değişti sanır. Kimsenin okuma-yazma bildiği yok ki alfabe değişince cehalete geçiş yapsın. insanlar ancak latin harfleriyle okuma-yazma öğrenince "ulan bizim alfabe değişmiş" demiştir bence.
Kaldı ki ilkin 19. Yüzyılın sonunda Latin harflerine geçiş için niyetlenilmiştir. Ardından 30-40 yıl sonra yeniden düşünülmüş ancak gerçekleştirilememiştir.
Büyük üstadınızın(!) , "ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap." sözüne çok itimat etmeyin. (n. F. Kısakürek)
jackmartinedenn nickli yazarın şiirlerini ve entrylerini okuyunca keşke yapılmasaydı, acaba hata mı yapıldı, cahil kalsak daha mı iyiyde ne diye düşündüğüm devrim.
Harf inkılabı ile orta Doğu ile bağımız kopmuştur bu açıktır. Aynı zamanda ölçü birimleri falan da değişmiş batı kafasına geçiş sağlanmaya çalışılmıştır. Osmanlıca bilen biri Tacikistandan fasa kadar bir Coğrafyada anlaşabilir ama öz türkçe denen oluşumla daha birbirimizi anlayamıyoruz.
bize bir nazar oldu cumamız pazar oldu
ne olduysa hep bize azar, azar oldu
ne şöhretten hastayız, ne de candan hastayız
ne ruhça ne vücutça ne de kandan hastayız
avrupaya bir değil iki pencere açtık
uzun yıllardan beri cereyandan hastayız
batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz
yaklaştıkça her sene öz yurdumda yılbaşı
yapılır milletime frenkçe sahte aşı
buna ağlar ağacı hem toprağı, taşı
batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz
sen hıristiyan mısın? diye sorsan darılır
yılbaşında hindi kaz yemesine bayılır
çam deviren hindi ki nasıl mümin sayılır
bilmiyoruz çoğumuz ne edip yapıyoruz