3. sezonun konusunun ne olacağı hakkında kesin bilgi yok sanırım internette şu an. muhtemelen 2 şeyden biri olacak
1) hannibal scully ile fransa'ya kaçacak, will onların peşinden gidip hannibal'dan intikam almaya çalışacak
2) hannibal bir şekilde ismini temizleyip amerika'ya geri dönecek, will devlet bünyesinde* veya bağımsız şekilde yine hannibal'ın peşine düşecek.
her iki durumda da jack, alana, abigail ölü; will yaşıyor. freddie'de will'in sidekicki olabilir, son ana kadar gelmesini bekledim aslında, çünkü dizide başka karakter kalmadı hannibal sağolsun kesti herkesi.
en sevdiğim filmler arasındaydı. 4 serisini de keyifle izledim; özellik antohny hopkins'in oyunculuğuna büyülenerek.. her bölümünde bu filmin kesinlikle dizisi çekilmeli diye düşünüyordum. ve yakın zamanda dizinin yapıldığını duymuştum. nihayet izlemeye başladım. birkaç gün içinde 2. sezonun yarısına geldim.
öncelikle, film dizileştirmeye çok müsaitti ve geç bile kalındı. ancak antohny hopkins gibi bir efsaneden sonra hannibal lecter'i layıkıyla canlandırabilecek bir oyuncu bulmak pek te kolay değildi. lakin mads mikkelsen bu rol için adeta biçilmiş kaftan. daha iyisi olamazdı. bi insan role bu kadar uyar. o derin bakışları, ağırlığı ve tüm gizemiyle cuk oturmuş lecter karekterine. tam da "hannibal doğuyor" daki karekterle kuzuların sessizliği arasında bir yerde. hannibal'ın o yaştaki hali yani.
dizi yavaş ilerlemesine rağmen gram sıkmıyor ve bu filmin özelliği de budur zaten. yavaşça çeker konunun içine..
will graham'a söylenecek bi şey yok. adam oynamıyor, yaşıyor adeta.
neden bilmiyorum, lecter karekterine ayrı bir sempati duyuyorum. yani, görünüşte psikopat ve iğrenç bir insan.. ama o dehası, zarafeti ve sanatçılığı, fevkalade bir ruh çözümleme yeteneğinin olması hayranlık uyandırıcı.
insanın içindeki gizli bir yöne vurgu yapıyor. görünüşte insanı sevgi dolu, iyi ve ahlaklı bir yaratık olarak düşünüyoruz ancak iğrenme duygusu kaybedildiğinde insanın içindeki bu vahşi yön, esasında her zaman gün yüzüne çıkmaya hazırdır. insani ve etik değerlerden bağımsız olarak insanın sınırlarını düşünmesi ve neler yapılabileceğinin postmodern bir anlayışla irdelenmesi bu mahlukatı daha iyi anlamaya katkı sunabilir bence. insan, hayal edebldiği kadar gerçektir derler. bçyle bir senaryo hayal edilip yazıldığına göre gerçekliği de vardır.
izlerken, diyalogları bir kenarı not ettiğim ve bazen hannibal ile will'in ne anlatmak istediklerini anlamak için geriye alıp tekrar izlediğim dizi. sezon finalinin spartacus'un finalleri kadar kanlı olduğunu söylemek abartı olmazdı.
not: bu arada, hannibal'ın giydiği o gömlekler, takım elbiseler nedir lan öyle? adeta sanat eseri hepsi. biraz araştırdım, markası gucci sanırım. çok pahalı da değil; 3-5 bin euro filan.)
anthony hopkins'in kuzuların sessizliği filminde canlandırdığı karakter. insan etiyle beslenir. şu sıralar birde dizi versiyonu vardırki, evine gelen misafirlerine yedirdiği insan etleriyle mide bulandırır.
Beni tanımana izin verdim. Beni görmene... Sana nadir bir hediye verdim. Fakat sen bunu istemedin. Beni hayatımdan mahrum bırakacaktın, özgürlüğümü elimden alacaktın. Beni bir hapishane hücresine hapsedecektin. Beni değiştirebileceğine inanıyor musun, tıpkı seni değiştirdiğim gibi? Kader ve yaşananlar bizi bu ana geri götürdü, çay fincanının parçalandığı ana. Seni affediyorum Will. Beni affedecek misin?"
kurgu açısından her ne kadar ele gelen bir dizi olsa da bazı yönleriyle akasya durağına benzetiyorum. evet o kadar saçma. akasya durağında olay yerine 3 polis 7 taksici gidiyordu. bunda ise psikiyatristler ön planda. ne bok oluyorsa hannibal'a anlatılıyor. daha ilk sezonu bitirmeden diziyi gözümde bitirdim sanırım.
dizideki sahnelerin ve dilin estetiği izleyen herkesi etkiliyor demek ki, bütün entariler ayrı bir şairane*. ikinci sezon finaliyle insanın dengesini altüst etmiştir. hemen başlasa 3. sezoncuk.
Kuzuların Sessizliği ile başlayan ve Red Dragon ile biten serinin ana kahramanı. Bu seriden sonra Hannibal Rising isiminde bir film daha çıkmıştır ve bu filmde Hannibal'ın gençliği anlatılmaktadır. Yine aynı isimde bir Kartacalı komutan eski çağlarda Romayı korkudan titretmekteydi. En sonunda onu yenmek için Hannibal'ın kendi stratejisi kullanılmıştı. Komutan Hannibal Atatürk'ün hayran olduğu bir kişiydi ve Atatürk Hannibal için bir anıt yaptırmıştı.
--spoiler--
2. sezon finali ile red dragon roman ve film finali farklıdır. lecter bey elini kolunu sallayarak kayıplara karışmıştır. galiba diziyi uzatmak amacıyla alternatif bir final geliştirilmiş.
--spoiler--