sözlüğün hangi noktaya gittiğinin en güzel kanıtıdır kendisinin silik oluşu. halbuse bizim oralarda at'ın yerine eşşek bağlamazlardı, buralarda kanun farklıymış meğer. yeni anladık.
nickinin hakkını veren, tam bir hanımağadır kendisi. lafını geçirtir karşısındakine, ama bunu yaparken sevgisini, şefkatini ve sizin iyiliğinizi düşündüğünü o sert bakıslarının altından* öyle iyi hissettirir ki, dinlediğinizde pişman olmadığınızı anlarsınız. misafirperverdir, en iyi şekilde ağırlar sizi. evinizde oldugunuzu sanarsınız. anaçtır, sürekli ilgi gösterir. kendi çocugu gibi görür, sahiplenir. ama bunların hiçbirini gösteriş olsun, herkes beni sevsin diye yapmaz. sanıldıgının aksine, sınırlı sayıdadır bu derece kalbini açtığı yazar sayısı. belki de anneliğin verdiği koruma içgüdüsüyle, fazla üstüne düser sevdiklerinin. bu da onu tanımayanlara yapmacık gelmiş olabilir, kimbilir. tanıyan biri olarak söyleyebilirim ki, yüzde yüz samimidir, yapmacıklıkla alakası yoktur.
benim için yeri her zaman apayrıdır. moralim bozuldugunda teselli eden, öğüt veren, sonsuz bir sevgiyle seven, her daim görüştüğüm, görüşeceğim ikinci annemdir. bir de dünyalar tatlısı bir kızı* vardır ki, dostluktan öte bir yere sahiptir kalbimde.
uludağ sözlük'ün sembol isimlerinden biridir.
güzel gözlü, hoş gönüllü insandır. kış güneşidir. bir akşam üstü yüreğine sığınmak mümkündür.
sözlükten ayrılmasının tek sebebi, yedi kat öteden fake nick olduğunu belli eden ve ruhu büyük bir kuyruk acısıyla çırpınıp duran huzursuz kimselerden ziyade elbette yönetici sıfatının içini dolduramayan, bilakis bu sıfatını egosunun şişkinliğini dindirmek için kötüye kullanan uludağ sözlük moderasyonunun bildiğimiz üyeleridir.
binbir emekle kurulan bir oluşumun sembol isimlerine terbiyesizce saldırılacak, ama sen yönetimin adalet ve sorumluluk duygusuna güvenen adam gibi yazarlarını, bu gibi hayasızca soytarılıklardan koruyamayacaksın! doğru düzgün yol alan yazarlarının güvenliğini sağlayamayacaksın! ki işte böyle birer ikişer sözlüğü terk etmelerini de öylece, çaresizlikle içinde ve dahi büyük bir umarsızlıkla seyredeceksin! vallahi bravo!
ben bu filmi daha önce private sözlük'te de seyrettim arkadaşlar. bir dönem adı hemen ekşi sözlük'ten sonra zikredilen ve yazarlarının kahkahaları ile şenlenen o private sözlük kırlarının, bir gün nasıl olup da mezarlığa döndüğünü emin olun ki pek iyi bilirim. bu sürece tanık olup, o hayal kırıklığını; o hiçlik duygusunu yaşayıp bilenlerin, bilmeyenlere anlatmasını da önemle rica ederim.
nihayetinde o hiç bitmez sanılan huzur ortamı gün gelir tükenir. o hiç eksilmez sanılan yeni yazar adayları bir gün bakarsınız ki artık gelmez olur. etrafta hiç kimse kalmaz. hal hatır soracak, verdiğiniz selamı alacak, iki çift laf edecek insan göremezsiniz. sonra bu şen kubbede baykuş devriye gezer, Örümcek perde örer. artık o solan bahçede güllere yer yoktur ki bülbüller ötse de olur, ötmese de.
ileride bir gün o kabarık egonuzu tatmin etmek istediğinizde, emin olun ki bugün olduğu gibi sebepli sebepsiz çaylak edecek yazar dahi bulamazsınız! işte öylece yapayalnız kalırsınız.
uludağ sözlük bir martıdır; telaşlı ve ürkek.
hanımağa elbet kıymeti bilinmeyen bir beyaz gerçektir.