Bu söylentiyi çıkaran 2 cenah vardır. 1. si saf olan yani temiz kalpli şu an işi iyi gitmeyen, cebinde çok parası kalmamış olanlar 2. si ise Türkiyeyi geriye götüren söylentiyi dillendirerek kaos ortamı yaratmaya çalışan kesim. Bu 2. cenah çok fazla yaygara yapıp insanları umutsuzluğa itip insanları eyvah yarın kriz var deyip evden çıkmamalarına sebeb olan kesimdir.
zavallı bir insan söylemidir. gariban halkın daha rahat bir hayatı görmediği için içinde bulunduğu duruma şükretmesi durumuylada açıklanabilir. gerçekten kriz olmadığına inanan insana kızmamak gerekir. çünkü zavallı vatandaşım aslında yıllardır kriz ortamında bulunduğundan, alışmışlıktan dolayı kriz varmı yokmu bilemez. sonra da çıkar '' hani nerde kriz falan yok'' diye zırvalar.
adamın birine sormuşlar '' tavuğun en lezzetli yeri neresidir? '' diye,
cevap vermiş ''göğüs tarafıdır'' diye,
olurmu kanadı but tarafları daha lezzetlidir demişler,
tekrar cevap vermiş'' başka bir tarafını hiç yemedim ki'' diye.
velakin bırakın tavuğun etini götünü yemeyi, kuş yumurtası kadar bir yumurtayı bile sofrasına koyamayan milyonlarca insanın olduğu ülkemizde vatandaştan nasıl kriz yorumu beklersiniz ki. yıllardır aynı hikaye, çöpe atılan ıspanak fiyatıyla, üretim fazlası beyaz eşyanın taban fiyatıyla,* enflasyon hesaplayıp yüzde bilmem kaç düştü diye yutturmak iki süslü lafla da peynir gemisini yürütmek bu ülkede gelenek haline gelmiş. aman sakın ha bir kuş olarak düştüğünüz bokun içinden çıkarmayın kafanızı kedi falan kapar sonra.
robot musun kardeşim sen. android misin nesin? teyp kaydı mısın anlamadım ki.
deyip sözlerime başlıyorum;
devamlı şişirilen balonun bir noktadan sonra patlayacağı bir çocuğun bile bildiği basit bir gerçektir. ekonomist gün saat vermez. ama balon da devamlı şişmez. bir noktadan sonra patlamaya mahkumdur. yada fazla havayı dışarı atarsınız, bu da boşa giden enerji olur. iki ileri, bir geri mantığı.
şimdi değil ama gelecekte olacak. hem kriz olmuyorsa bile bu ak partiye bağlanamaz muhalefetteki chp'nin başarısıdır kriz olmaması. nasipse kriz olacak!*
günümüzde hat safhada var olan, sonuçlarından etkilendiğimiz ve etkilenmeye de devam edeceğimiz bir şey ekonomik kriz.
bunu farketmen için daha hangi boyuta gelmeli diye sorarlar adama.
önemli olan ekonomik kriz içerisine girmek değildir. önemli olan gelir dağılımındaki sıkıntıdır. ekonominin iyi olması demek, ülkenin ekonomik açıdan büyüme yapması demek değildir, gelir dağılımının eşit olması demektir. türkiyede gelir dağılımı 3.dünya ülkelerinden farksızdır.
bir esnaf olarak, akşam karanlığı çöktükten sonra her gün abartısız
-5 dolandırıcı
-7 dilenci
-12 iş arayan
gelmesiyle yalanladığımız gerçek..
halkı korkutmaya çalışıyorlar, halkı..
yukarıdaki rakamlar, antalya da sokak arasında bir dükkana ait rakamlardır..
cadde üstündekileri bilmiyorum,
istanbulu hiç bilmiyorum..
Kriz olmasa da , gelir adaletsizliğinin en üst safhalarda olduğu bir gerçektir. .
Bir gün Fransız, Alman ve bizim Temel oturup siyaset yapıyorlarmış.
Fransız demiş ki ;
-Bizim ülkemizde açlık sınırı 1000 euro biz halkımıza 2000 euro veriyoruz , yarısı açlık sınırı için , kalan yarısı da geçim için.
Alman da konuşmuş ;
-Bizim ülkemizde de açlık sınırı 1500 euro biz haklımıza 2500 euro veriyoruz . 1500 ü açlık sınırı için gerisi geçim için.
Sıra bizim Temel'e gelmiş
+Valla bizim ülkemizde açlık sınırı 1000 TL biz halkımıza 500 TL veriyoruz , ne yapıyorlar bilmiyoruz.
Su anda yasıyorum... Ne anlatırsanız anlatın... 7 sene konservatuvarda okudum ve sanat seven bir öğretmenimin sınıfında ufak bir ücret karşılığında derse giriyorum... Ben ülkemde işsizim.
mart ortası itibari ile çıkacak kaçınılmaz krizdir. Büyük şirketler mallarını elinde tutmaya başladı ve doların hızla artması bunu kaçınılmaz kılacaktır.*
fıkralar literatürümüzün işe yaradığı ve cuk oturduğu söylemlerdendir. efendim fıkra şu:
Bir gün ingiliz vampir, japon vampir, ve temel vampir kan emmeye gitmişler.
ilk ingiliz Vampir gitmiş. ağzı burnu kan içinde dönmüş.Sormuşlar;
-nerden buldun bu kadar kanı?
ingiliz vampir cevaplamış;
şuradaki evi görüyor musunuz? ben oradaki adamın kanını emdim.
sonra japon vampirin karnı acıkmış , gitmiş.
o da ağzı burnu kan içinde dönmüş.
hepsi sormuşlar;
-nerden bu kanlar?
japon vampir cevaplamış;
-şuradaki sarayı görüyor musunuz?işte ben oradaki kralın kanını emdim.
sıra temel vampire gelmiş.O da gitmiş ağzı burnu kan içinde dönmüş.
yine sormuşlar;
-nerden geldi kanlar?
temel vampir demiş ki;
-şuradaki direği görüyor musunuz?
cevaplamışlar;
-evet
temel vampir yine sormuş;
-peki, onun yanındaki ağacı görüyor musunuz?
cevaplamışlar;
-evet
temel vampir;
-işte ben o ağacı göremedim.
akıllara bir fıkrayı getirir.
iki kadın oturmuş muhabbet ediyorlarmış derken laf dönmüş dolaşmış çocuklara gelmiş.
birinci kadın başlamış anlatmaya; benim kızım bir şirkette muhasebeci olarak çalışıyor. işleri bir yoğun ki sorma.. hergün gecelere kadar işyerinde kalıyor, sürekli patronuyla yurtdışına çıkıyor. şimdi de işlerin yoğunluğu nedeniyle patronu ev tuttu aynı evde kalıyorlar.
sonra ikinci kadına sormuş; peki senin kızın ne iş yapıyor?
ikinci kadının cevabı tarihe geçecek niteliktedir: benim kızım da fahişe ama senin kadar güzel anlatamıyorum?
hasılı kapitalist sistemde sermaye sahibinin iflas etmesi kriz; sermayedarın fukara sırtından para kazanmasının adı ise ekonomik büyümedir.