israil'in başına bela olan filistinlileri vahşi ve acımasız terör örgütüdür. sanalda da smepatizanları çok fazladır. israil'in sağlam yumruğunu daima yemeleri dileğiyle..
işgal topraklarında yaşayan hertürlü hedef onlar için meşrudur,ölmek istemiyorlarsa gaspettikleri yerleşim yerlerini terk edecekler bu kadar basit.(alıntı-kalahari1)
bu yazar ile hiç bir ortak tarafımız yok ,olamazda ama yazdığı doğrudur
geçen sordum sözlük liççileri sus pus oldu,hamas'ın izrael devleti dışında başka bir hedefe silahlı şiddet ve sivilleri yönelik kıyım içeren eylemi var mı diye ,şu an abd'de de izrael gibi işgalcidir ve filistin direnişcileri için düşmandır.
fazla yazamayız savcılar terör suçlaması yaparlar haklıdırlar.
***
ülkemin bağımsızlık mücadelesinden örnek vereceğim,1918 istanbul işgali ve kuvayı milliye'nin düşmanın anadolu'yu fiilen işgali sırasında tüm işgalci hedeflere yapılan silahlı -bombalı saldırılar ve suıkastler meşru değil mi idi.
Yunan, ingiliz, Fransız, italyan ve Ermeni ordu ve gönüllüleri. (işgalciler)
orta karadeniz rum isyanları ..
işgale karşı silahlı direniş.
1918 istanbul 1. işgal-kent direnişçileri(izmit-bursa havalisi dahil) ve doğu,güneydoğu ve batı (izmir kent direnişi dahil) kuvayı milliye direnişleri .(1920 istanbul ,2. .işgal)
bu işgale karşı ,işgalcilerin asker ve sivilleri hedef alındı. sivil rum ve ermeni destekçiler dahildir. wwwçwın2çcn.g9
hamas'ın ,fhkc ve 14 birleşenin yaptığından farkı nedir .
şu var işgalcilerin sivil yerleşimleri, eğer direniş zayıf olsa idi yunan ve ermeniler mutlaka yerleşime geçeceklerdi.
eyyyyyyyyy kemalizler,ülkücüler,türkçüler ,onyıllardır abd'nin yancısı oldunuz ,utanmadan bağımsızlık hareketlerine karşı çıkıyorsunuz.
bakınız terör örgütleri, sivilleri kendine canlı kalkan yapar, hamas'ın da yaptığı tam olarak budur.
şerefiyle, namusuyla harb eden unsurlar, bu bir ordu da olabilir, yahut bağımsızlık mücadelesi veren bir örgütte, savaş anında sivilleri tahliye eder...
harp edilecek alanda sivil bırakmaz harp namusuna sahip unsurlar.
ama gazze'ye bakıyoruz, kadın, yaşlı, genç, çocuk, bebek hepsi orada. neden?
çünkü hamas denilen orospu çocuğu terör örgütü, bu insanları tahliye etmiyor, zorla tutuyor, kendine canlı kalkan yapıyor.
ulan, sen hem israil'e saldırıyorsun, bu saldırının sana bir geri dönüşü olacağını da biliyorsun, ama sivilleri tahliye etmiyorsun.
üstelik israil günlerce uyarıyor sivilleri tahliye edin diye, hatta ve hatta, gazze'nin güneyinde sivilleri tahliye edilecek güvenli yerleri gösteriyor, buna dair bildiriler atıyor.
bütün bunlara rağmen hamas sivilleri tahliye etmeyip canlı kalkan olarak kullanmaya devam ediyor ve sonuç ortada.
evet israil katliam yapıyor, evet bu katliamın durması lazım, lakin hırsızın hiç mi kabahati yok.
gazze'yi boşaltmak isteyen sivillerin çocuklarını rehin alıyorlar, anne ve babaları çocuklarını hamas'ın elinde bırakıp gazze'yi terk edemiyor, gazze'yi terk etmeye çalışanların arabalarının anahtarlarını, akülerini alıyorlar, güneye giden yollara barikatlar kuruyorlar. böyle orospu çocuğu bir örgüt hamas arkadaşlar.
şimdi kalkıp bana "israil sevicisi" vb yazacaksınız, sikimde bile değil, ben gerçek olan neyse onu yazarım. hamas'ın savunulacak bir tarafı olsa, haklılığı olsa emin olun hiçbiriniz savunmasa da ben savunurum onları.
bakınız 100 yıl önce biz de bağımsızlık savaşı verdik. düzenli orduya da sahip değildik başlarda, kuvayi milliye olarak ortaya çıktı milli mücadelemiz.
peki siz hiç yunan ordusu bir yere saldırırken kuvayi milliyecilerin köy halkının arkasına saklandığını, masum köylüleri canlı kalkan yaptığını duydunuz mu? duyamazsınız, çünkü türk şereflidir, harp namusuna sahip dünyadaki ender milletlerden biridir.
işte bu yüzden biz haklı olan kurtuluş savaşı mücadelemizde düşmanlarımızın bile takdirini kazandık. osmanlıyı yıkan moskoflar arkamızda durdu, düşmanımız olan, savaştığımız fransızlar 1921'de bizimle anlaşma yapmak zorunda kaldı. yine ülkemizin bir kısmını işgal eden italyanlar harp namusuna sahip olan bir milletle savaşmayı göze alamadı, işgal ettiği yerleri tahliye etti ve hatta bize yardım etti...
o yüzden sakın ola ki hamas'ın verdiği mücadeleyi kurtuluş savaşı ile karşılaştırmayın, hamas'ı kuvayi milliye ile kıyaslama gafletine düşmeyin.
ulan bu hamas denilen orospu çocuğu örgütün liderleri katar'da lüks villalarda kalıyor.
bizim hangi liderimiz yurtdışındaydı kurtuluş savaşı verirken? mustafa kemal mi? fevzi paşa mı, kazım karabekir mi? hepsi cephedeydi...
evet israil katildir, katliamcıdır... lakin ona bu zemini hazırlayan da hamas'tır...
Kırmızı renkle işaretlenmiş yerler Hamas’ın roket atmak için kullandığı alanlar,
Beyaz renkle işaretlenmiş yerler
okul, çocuk yuvası ve cami vb yerler.
işte hamas bu kadar adi bir terör örgütüdür. pkk'dan, ypg'den bir farkı yoktur.
Bilmem kaç hain Arap devletlerinin yapamadığını, hamas cesaret gösteriyor yıllardır. Sosyalist el fetih Yahudi uşağıda seyrediyor. ilk abbasın kellesi alınmalı.
Kurucusu şeyh ahmed yasin'dir. Ahmed yasin 1938'de filistin'de doğmuş, 1948'te israil'in kuruluşuyla kendi ülkesinde mülteci konumuna düşmüştür. israil’in baskılarına, hukuk dışı ölümlere, toplu tutuklamalara, evlerin yıkılmalarına ve sürgünlere karşı 1987'de hamas'ı kurmuştur. 2004 yılında Sabahın erken saatlerinde namazdan dönerken bir israil helikopteri Yasin ve iki korumasının üzerine füze fırlattı. Yasin ve korumaları, çevreden geçmekte olan dokuz kişiyle birlikte olay yerinde öldü.
"Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak: “Bizler direndik! ileri atıldık ve kaçmadık!”
Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!
Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!
Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın! Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah’ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın!
Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları! Allah’ım! Sana şikâyette bulunuyorum… Sana şikâyette bulunuyorum… Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum. Sen mustazafların Rabbisin… Sen bizim Rabbimizsin… Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı? Allah’ım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına Sana şikâyette bulunuyorum. Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı… Birliğimiz bozuldu… Yollarımız ayrıldı… Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikâyet ediyoruz…”