üreme evriminde yıldız olan muhteşem hayvanlardır. döllenmiş bir dişi, tekrar döllenme ihtiyacı olmadan, yüz binlerce kez doğum yapabilir. bu sebeptendir ki, dünya da en hızlı üreyen canlılardır.
enteresan böceklerdir. hamamböceğini takip etmek gerekir. bir yere doğru hızla ilerlerken bir anda yön değiştirip ters yöne doğru koşmaya başlarlar. işte bu haraketi çözdünüz mü kadınları da çözdünüz demektir..
sizden daima bir adım öndedir. ne planlarsanız planlayın sizden önce düşünüp önlemini almıştır. onunla savaşırken soğukkanlı olmalısınız. hırs yaptıkça kaybedersiniz bu oyunu. her kaybedişinizde de erol taş gülüşü atar size, duymazsınız bile. amına kodumun yaratıkları sizi.
en korkutucu yaratıklar listesine en üst sıralardan giriş yapar. ben böyle orospu çocukluğunu şiar edinmiş, böyle tuhaf, dengesiz, ruh hastası bir yaratık görmedim. bal porsuğu ne ki? insanlığın deccali bu yaratıktır. yaz aylarından nefret etmemin baş müsebbibi. lan oğlum senin kralının feriştahını sikerim uzak dur lan evimden. özel yaşam alanıma saygı göster bre orospu evladı. kabusum oldu pezevenk ya. rezillik amk rezillik.
hücreleri parçala!
köleliğe karşı omuz omuza!
"Modern Express gazetesinin haberine göre, hamaböceklerinin firar etmesinde şüpheli bir kişi rol oynadı. Kimliği bilinmeyen kişinin, böceklerin yetiştirildiği plastik serayı parçaladığı ve böceklerin serbest kalmasını sağladığı ifade edildi."
malumatınız vuku bulduğu üzre, ortadoğu gibi savaşın hiç bitmediği yerlerde gündüz ve gece arasında büyük uçurumlar vardır.
gündüz vakti insanlar doğal ihtiyaçlarını karşılamak için işlerine güçlerine giderler, alışverişlerini yaparlar, gezerler.
ancak güneş ufaktan kaçmaya başladığı sıralarda insanlar yavaşca evlerine çekilir ve geceleri mümkün olduğunca sokağa çıkmamaya çalışırlar. çünkü gece korkutur, gece savaş isteyenlerin günüdür ortadoğu'da.
ahan da işte, mutfağım tam olarak böyle.
gündüz hiçbir sorun yok, girip çıkıyorum mutfağa, yemeğimi yiyorum, suyumu içiyorum, masada, bangoda sevişiyorum(kızlar n'aber?) rahatça.
ancak hava kararınca bir kıyamet, bir ürperti çöküyor üzerine her şeyin.
bangonun üstünde ortam yapanlar, tabağın dibini sıyıranlar, bulaşık makinasının içinde kaşık çatal yalayanlar, kapıda nöbet tutup gelen giden var mı kontrol edenler. baya iş bölümü yapmış böcek yığını doluyor geceleri.
insan kendi mutfağına vizeyle girer mi lan? kapıda vize-pasaport kontrolü yapıyor pezevenkler.
mutfak kapısının önüne gelip kafayı ve elimi hafifçe uzatıp ışığı yakıyorum, bi 30 saniye bekleyince kaçışıp saklanıyorlar bir yerlere.
yalnız bango yakınlarında kıstırırsam, direnişçi görmüş türk polisine dönüşüyorum. tomayla su sıkıyorum üstlerine. (çeşme hortumunun ucunu parmağımla sıkıp tazyikli suyla bangoyu yıkıyorum.) lavabonun içine düşenler olursa, gider deliğine düşüene kadar su sıkmaya devam ediyorum.
arada biber gazıyla(raid) peşliyorum lavukları. nalları dikiyorlar.
yakında sanırım amerika müdahale edecek bu duruma ve mutfağıma barış getirecek.
(kedi alacağım eve. onlar çatır çutur yiyor bu lavukları. eskiden vardı, öldü(üzgün sımayl)