3 gün önce raid böceksavar köpük ile etkisiz hale getirdiğim ve o günden beri gözlem altında tuttuğum böcek türüdür. tam üç gündür hareket etmeden sırtüstü yatmaktadır. elimle kontrol etmeye çalıştığımda kıpırdamakta ve "biz hala ölmedik" mesajını vermektedir. sırf ne zaman öleceğini merak ettiğim için hala bulunduğu yerden almamışımdır. ancak onca zehirli köpüğe boğulduğu halde, günlerdir hayata tutunmasıyla takdirimi kazandığını itiraf etmek mecburiyetindeyim.
acı bir edit: an itibariyle böceğin ölmüş olduğunu görmekteyim.
250 milyon yıldır dünya üzerinde olduğu söylenen, radyasyondan etkilenmediği dile getirilen, trake solunumu yapan, iskeleti vücudunun dışında olan kahverengi böcek türü. kişisel deneyimlerimden (bildiğin gasteyle böcek öldürme işte) biliyorum ki felaket bir manevra kabiliyeti vardır. hem ileri geri hem sağa sola çok hızlı bi şekilde hareket etmekte ve her türlü deliğe ustalıkla sızmaktadır. bunun yanında çok da dayanıklıdır. terlik gazete neyse, bir kere vurmayla ölmez, harekete devam eder.
kesin çözüm evi ilaçlatmaktır. zaten ilaç şirketi hangi haşere için evi ilaçlamak istediğinizi sorar, ona göre evi ilaçlar. o ilaçtan sonra da evde hamam böceğinin yaşaması en az bir sene imkansızdır. evdekiler hemen ölür, dışardan veya duvardan falan evin içine sızan olursa da bir metre ilerleyemeden terk i dünya eder.
edit: trakya değil trake solunumu olacakmış. düzeltme için t bag' e teşekkürler.
adına türküler, şiirler, masallar, denemeler, makaleler, final soruları* yazılmış latince karşılığı Blatta Blatella olan yüce yaratık. şöyle bir fıkarsı vardır ki:
bektaşi bir gün tekke temizliyorken bir hamamböceği görmüş ve hemen üstünde kolbastı oynamış. sonra da kendi kendine, "allah'ım neden yarattınm bu pisliği, ne sikime yarar ki bu?" demiş ve yoluna devam etmiş. günlerden bir gün bektaşi'nin ensesinde bir yaracık çıkmış. * allem etmiş, kullem etmiş geçmiyormuş o yara. hatta o müdahale etmeye çalıştıkça daha da büyüyormuş ki, artık dayanamamış ve prof. dr. kocakarı'ya gitmiş. dr. kocakarı demiş ki, "evladım bu yara öyle emmeyle gömmeyle geçmez. bunun ilacı belli. 100 tane Blatta Blatella toplayacaksın, güzelce eziceksin oraya süreceksin püresini, suyu çıkmaz ama çıkarsa da içeceksin maksat iğrençlik olsun." bektaşi yukarı bakmış. biraz beklemiş. içinden neler geçirdiğini bilen yok. daha sonra dediklerini yapmış dr. kocakarı'nın. gerçekten de dediği gibi olmuş, ve yara kısa bir süre içinde geçmiş gitmiş.
***
yıllar geçmiş, aylar dönmüş. nazım içeri düştüğünden beri, güneşin etrafında on kere dönmüş dünya. bizim bektaşi bir deniz seyahatine çıkmış ve bir fırtına, bir tufan, bir catrina kasırgası, bir derin darbe, bir tsunami, ne bileyim işte bir the day after tomorrow. dünyanın en acımasız felaketleri aynı anda geminin başına gelmekte açık denizde. herkes karmaşa içerisinde çabalarken, kaptan anons yapmış: "dikkat dikkat iki dakka bi dinleyin yaraklara geliyoruz, bu saatten sonra bizim yapabileceğimiz bir şey yok. herkes bi kenara çekilip, dua etmeye başlasın. elinizden geldiğince yalvarın tanrı'ya." insanlar da o göt korkusuyla inanan inanmayan, bilen bilmeyen, seven sevmeye herkes dua etmeye başlamış. o sırada içlerinden biri, bektaşi'nin sallanan güvertede gazel okuyarak şarap içtiğini görmüş ve "bre zındık, bre kafir, hiç mi korkun yok içeceğine biraz dua etsene, burda hepimiz geberip gideceğiz, gavur amı gibi fırtına var."
bektaşi bunun üzerine yavaşça kafasını kaldırmış ve " ben o hatayı bir kere yaptım. Blatta Blatella'ya laf attım. bir daha onun işine karışanın izzetini nefsini sikeyim, şimdi siktir git dua et de gör."
Neredeyse yaşamın kökeninden beri varolan ve evrim süreci hala devam eden canlı.
Kafası olmadan , açlıktan ölene kadar yaşayabilir . Ayrıca çoğu kimyevi maddeye dayanıklı olduğu söyleniyor..
evrimine tüm hızıyla devam eden böceklerdir. 5-6 sene önce simsiyah şirin yaratıklardı, şimdi ise boyutları artmış, kahverengimsi bir hal alıp iğrenç hale gelmiştir.
öğrenci evi kabusu. kaç kez uykumdan uyandığımı bilirim bunlar yüzünden. üzerimde dolaşıyorlarmış gibi hissedip uykudan uyanıp yorganı silkelemek. hem de her gece. şu an çıldırmış bir insanım da farkında mı değilim, nedir?
azimle evimden püskürttüğüm düşman. hayır ilk başlarda "ev büyük, hepimize yeter, gezsinler istedikleri yerde." dedim. görünce selam verdim geçtim, bulaşmadım pek ama iki tanesini birden kekimin üstünde görünce "hey dostum? bunun savaş ilanı olduğunu biliyor musun?" dedim. kıran kırana mücadeleler yaptım. birini kaçırdım, birini ezdim, deliklerini tıkadım, tabletlerle saldırdım ve zaferi kazandım. yoklar şimdi. ama gel gör ki... özledim sözlük.