deatly hayatında ilk defa hamama gitmiştir. hamama girilir. tellak amcalar kıçlarında peştemalle hamam girişinde oturmaktadır. tellaklardan biri kalkar ve bize soyunma odalarını gösterir. deatly ve kadim arkadaşları atnicki ile sarı yanyana odalara girer. sonra deatly atnickine seslenir:
atnikci: dayı bize sabun falan vermiyecek misiniz?
tellak: siz içeri geçin. ben gelip sizi sabunlarım. merak etmeyin, tertemiz yapıcam sizi gençlerrrr..
atnicki: tıııssss...
deatly: tıssssss..
sarı: zooorrtttt..(osurdu hayvan)
önceden hanım kızların damatın annesi tarafından şöyle bir görüldüğü gizlisi saklısı var mı diye bakıldığı yer.
şimdi de olmalı.
bakmalı damatların anneleri. destekli sütyen takıyor mu, memeleri sarkık mı, topuklu ayakkabı giymeden poposu şekilli mi diye.
resmen dolandırılıyoruz amk. topuklu ayakkabı giy latin kalçası, destekli sütyen tak memeleri dikleştir büyüt. ee zaten geriye ne kaldı. bu resmen aldatmaca. çıplak görmediğiniz kadın alttan hızla kayıp okunmayan altyazılı reklam gibidir.
artık bir lükstür kanımca. ulan eve doğalgaz gelmedi diye hamama gidelim dedik, 15 liradan aşağı hamam yok. zemzem suyu mu kullanıyor bunlar. altı üstü hamam ya. 15 liraya oto yıkamada yıkatırım kendimi daha iyi.
tarihte hamamı ilk olarak romalılar kullanmıştır. romalılardan bizanslılara, onlardan da osmanlılara geçen hamam müessesesi altın çağına türklerle birlikte kavuşmuştur. öyle ki hamam kelimesi yerini türk hamamına bırakmıştır. 1500'lü yıllarda osmanlı imparatorluğu'nda hamamı olmayan köy, çeşmesi olmayan sokak kalmamıştır. yine aynı yıllarda osmanlı ülkesine ''su medeniyeti'' denmesinin sebebi tarih boyunca türklerin temizliğe düşkün bir millet olmalarıdır. unutulmamalıdır ki avrupa 19. yüzyıla kadar yıkandıkları takdirde hasta olacaklarına inanıyorlardı. 1552 yılında türklere esir düşüp kaptan-ı derya sinan paşa'nın yanında kölelikten gözde hekimliğe yükselen ispanyol pedro yazdığı "kanuni devrinda istanbul" kitabında şöyle der: ''türklerin bize haklı olarak yönelttikleri tenkitlerin başlıcası kirli oluşumuzdur. ispanya'da ömrü boyunca iki kere yıkanmış hiçbir kadın ve erkek yoktur. türk hamamlarında çok su harcanır. dünyada istanbul kadar çeşmesi olan hiçbir şehir yoktur. her sokakta muhakkak bir çeşmeye rastlanır.'' 1665 yılında paris’te yayınlanan levant isimli eserde ''türkler çok yaşarlar ve az hasta olurlar. bizim memleketlerdeki böbrek hastalıkları ve daha bir sürü tehlikeli hastalıkların hiçbirini bilmezler. öyle zannediyorum ki türklerin bu mükemmel sıhhatlerinin başlıca sebeplerinin biri de sık sık hamama gitmeleri ve temizliklerine gösterdikleri muazzam özen.''
eğlenceli bir mekan. sadece kadınların kullandığı hamanlar tercih edilmeli. kilot giyme zorunluluğu vardır. iyi ki var. olmasaydı neler olurdu tahmin etmek bile istemiyorum. ciddi travmalara yol açacağı kesin. yeni gidenler hemen belli eder kendilerini bu mekanlarda. bikini getirmez sütyen, kilot girer. hemen üstlerini falan çıkmazlar, çekingen davranırlar . içeride tür tür, cins cins insanlar mevcuttur. ve tabiki meme. bunlar da çeşitlidir. büyüğünden küçüğününe, sarıkığından dikine, yuvarlağından füzesine kadar. bir sürü üstü açık memeli kadın ilk başta yadırganır bu durum. ayıplanır hatta. ama sonra alışılır hatta doğal bile gelir. tadı öyle çıkıyormuş meğersem. hamamın sakin sularında tabiki. bir de kese attırıp üstüne masaj yaptırdın mı değmeyin keyfinize.
bu filme gay filmi diyenlere önce ben bi "salaksınız" diyim, rahatlayayım.
sonrasında ilk film için bence gayet iyi.
ama şimdi tüm ferzan özpetek filmlerini izlemiş biri olarak baktığımda ise; vasat film. tabi bu yönetmen için harika bir şey.