94. yaşını devirmek üzere olan , neo-herodotos olur kendileri. özellikle yeni çıkan 'osmanlılar , fütühat , imparatorluk , avrupa ile ilişkiler ' kitabı * bir başucu eseridir.
osmanlının fütuhat yaptığı yerleri bizzat gidip gezerek - öyle şehirlerin içlerini falan değil, bütün dere tepe dağ bayır - osmanlı tarihçiliği konusunda hala tek otorite olmayı başarmış kişidir.
osmanlı tarihi isimli eseri iyi bir kaynak kitap. yalnız kitapta bir gariplik var, ikinci abdulhamit dönemine geldiğinde kitabın son 20-30 sayfası bir anda farklı bir kimliğe bürünüyor, abdulhamit'e kızıl sultan demeye başlıyor, tarafsız, objektif, hakkaniyetli inalcık bir anda tarafını seçior. oraya kadar osmanlı padişahlarını çok güzel anlatıyor, özellikle kronolojik tarih sıralaması süper. seferler, akınlar, taht kavgaları falan çok güzel anlatılıyor ama kitabın sonlarında dediğim gibi adeta bir kopukluk var. kendisini eleştirme gafletine düşmeyeceğim, zira efsanedir kendisi. sadece gördüğüm bir garipliği dile getirdim.
bu arada sözlükte bu adam hakkında sadece 41 entry var, murat bardakçı'ya 453 entry eklenmiş. huylandım aga. demek ki sansasyonel tarihçilik gerekiyor popüler olmak için.
osmanlı tarihinin en basitinden en önemli görülenine envai çeşit detayı hakkında uzun incelemelere ve muteber kaynaklara dayanan eserlere sahip tarih otoritesi. okunası, çok değerli bir akademisyen. keşke gazeteler eserlerini tefrika falan etse; bir şekilde eserleri daha popülarize olabilse...osmanlı tarihi üzerine dönen pek çok lüzumsuz kayıkçı kavgası da muhtemelen son bulurdu.
Akademik kapasitesine, aldığı ödüllere rağmen çok alçakgönüllü ve sevimli bir insandır hoca, insan-ı kamildir. Malum, Bilkentte okuduğumdan ve dersleri genelde iktisat binasında aldığımdan her sabah rastlaşıyorum kendisiyle, bir kere ben binadan içeri girerken kapıyı açıp gülümsediği olmuştur *
Türkiye'nin en büyük tarihçilerinden birisidir. genelinde olduğu gibi halil hoca'da da fazlasıyla osmanlı hayranlığı mevcut olmakla birlikte en azından olayları doğru ve mantıklı değerlendirmektedir. Chicago, Ankara ve Bilkent üniversitelerinde görev almıştır. saygıdeğer bir şahıstır. birçok sözde entellektüelden daha entellektüeldir.
hocaların hocasıdır ders almak nasip olmadı ama kitaplarıyla tarihçiliğime yön tutan kişidir. öğrencilik hayatım boyunca her sıkıştığımda içine veya kaynakçasına baktığım kitabı (bkz: Osmanlı imparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)) müthiştir.
Osmanli tarihi konuysa adini anmasi kacinilmaz olan kiymetli tarihcimizdir. Yabanci yayinlari da bir hayli coktur, bu anlamda denebilir ki bilgisini dunyaya da aktarmaktadir. Sayesinde Turk tarihini arastiran bir yabanci bir Turk'un eserlerinden de yararlanabilmektedir. Zira tarihcilerimizin ve siyaset bilimcilerimizin cogu Ingilizce yayin yapmadiklarindan kendilerinin kiymetli fikirlerinden ulkemiz disindakile yararlanamamaktadir. Fakat Turklerle ilgili muhim meselelerden bahsederken Turk yazarlara ithafta bulunmak da bence gereklidir. Icerden bir ses duymak bence her zaman onemlidir.
Fuat Köprülü, Ömer Lütfi Barkan gibi alanında uzman isimlerden ders almış, uluslararası alanda ün kazanmış ülkemizin gurur abidesidir.
Uluslararası alanda öğrencileri ülkemizi temsil etmektedir. inalcık ekolü oluşmuştur.
not: Atatürk'le yüz yüze görüşmüş ender şahsiyetlerden biri.
iyi bir Tarihçi olmak için; arapça, farsça, osmanlıca, fransızca, ingilizce ve almanca'nın mutlaka bilinmesi gerektiğini ve sosyoloji, ekonomi ve coğrafya gibi ilimlere de vakıf olması gerektiğini söyleyen tarihçi. bu kıstaslardan yola çıkarsak türkiye'deki tarihçi sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
nasıl ki fernand braudel ismi akdeniz ile marc bloch ismi feodalizmle özdeşleşmişse benzer bir özellik aynı ritimde halil inalcık için geçerlidir. bugün inalcık ekolünü hesaba katmaksızın klasik osmanlı dönemine ilişkin bir araştırma yapmak neredeyse imkânsızdır. köprülü ile başlayan, barkanda belirli bir yönteme kavuşan modern tarihçilik anlayışı inalcıkta zirvesine ulaşır. türkiyede genelgeçer tarih algısı düşünüldüğünde bu ekolün en kayda değer başarısı, geçmişi romantik ve ideolojik fantezilerden arındırmış olmasıdır. bu sayede tarihçilik yön değiştirmiş, kişileri tarihe yaklaştırmaktan ziyade tarihten uzaklaştıran ve bize göre zamanın gevezeliğini yapmaktan öteye geçemeyen popüler tarihçilik söylemleri ciddi bir kırılmaya uğramıştır.
inalcık, osmanlı sosyal-ekonomik yapısını, onu belirleyen belli başlı kurum ve kanunları, tahrir sistemini, mirî arazi rejimini köylü ekonomisi vb sosyal ekonomik sorunları açıklayan çift-hâne teorisiyle kendi alanında bir çığır açmıştır. tarih çalışmalarının geleceği düşünüldüğünde bu ekolün daha şimdiden kalıcı izlere dönüştüğü söylenebilir. balkan tarihçilerinin, osmanlı'nın rumeli ve balkanlarda aşama aşama nasıl bir yerleşim politikası güttüğünü inalcık kaynaklarından öğrenmesi bu coğrafyadaki zamanın gün ışığına çıkarılması açısından büyük öneme sahiptir.inalcık, toplumların ekonomik ve sosyal tarihlerinin 'uzun süre' içerisinde bir arada değerlendirilmesi gerektiği konusunda annales okulu'nun güçlü bir temsilcisidir. o, orijinal kaynakları incelemeden, gerekli araç ve bilgilere sahip olmaksızın osmanlı tarihinin büyük problemlerini bir takım sosyolojik genellemelerle çözümlenemeyeceğini belirtir. ona göre bu disiplin, zamansız ve mekânsız genellemeler yapmak değil, zaman ve mekân içinde olayları ve gelişmeleri incelemektir. tarihçinin ödevi, bir değer hükmü vermeden, belli bir toplumda ve dönemde davranışların ve kurumların neden o biçimde olduğunu anlamak ve açıklamaktır. (doğu batı dergisi makaleler ll' den iktibas edilmiştir)
kampüste geçenlerde ilk defa karşılaştığım * yürüyen tarih. yaşına aldanmayın, üniversitede en çok çalışan öğretim üyelerinden biri olduğu söylenir. halen kitap yayınlamaya ve ders vermeye sektesiz devam etmektedir.