1883 lübnan doğumlu filozof, şair, ressam ve yazar.
"baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir."
"hiç kuşkusuz
tuzda garip kutsal bir şey var.
hem gözyaşlarımızda var
hem de denizde."
"allah' ım bana değiştirebileceğim şeyler için güç, değiştiremeyeceğim şeylere katlanabilmem için sabır ve ikisini birbirinden ayırabilmem için sağduyu ver." gibi güzel yazılara sahiptir.
her ne kadar abd'de yaşamış olsa da uzun yıllar... bu coğrafyanın insanıdır ve düşünce ufkuyla, kaleminin gücüyle saygı ve hayranlığı; en önemlisi uzun uzun okunmayı haketmektedir.
öğretmenlik mesleğine başladığım gün evden çıkmadan önce denk geldiğim yazısıyla rehberim olmuş yazardır.
"çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
onlar kendi yolunu izleyen hayat'ın oğulları ve kızları.
sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
çünkü ruhlar yarındadır,
siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
okçunun önünde kıvançla eğilin
çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
başını dimdik tutarak kalan yayı da sever."
insanin insan oldugunu kavramasi icin bazi yazarlari okumasi gerekir ya hani, halil cibran da onlardan biridir. Derin bir adamdir. Derin yazar, derin olan adam anlar yazdiklarini da.
"Bir insanın gerçeği sana açıldığı kadar değil, içinde sakladığı, sana açılamadığı kadardır. Bu yüzden, onu anlayacaksan ne dediğine değil, ne demediğine kulak vermeye çalış."
"sen de bu dünyada bir yabancı değil misin? bütün amaçlarında, arzularında, işlerinde, eğilimlerinde çevrene yabancı değil misin? söyle bana, may, söyle, bu dünyada ruhunun dilini anlayan kaç kişi var? merak ediyorum seni sessizliğinde dinleyebilen, ya da sükunetinde anlayabilen ya da diğer evler arasındaki bir evde onun önünde otururken yaşamın kutsallıklarının en kutsalında sana eşlik edebilen birine kaç kez rastladın?"
68 gençliğine epey ilham vermiş bir kişilik. aynı zamanda ressamdır. bir garip derviş. hayat felsefesi ibnem gibim puşt gibim olmayan bir adam işte. ermiş mi evet zannımca ermiş. birde bu adam nedense bana salih mirzabeyoğlunu çağrıştırır.
büyük düşünür, yaşanmışı/yaşananı/yaşanacağı yani her daim aynı anı, akıl ve gönülden kusursuz süzerek ne kadar güzel yazmış...
Ey Kavmim / Halil CiBRAN
Ey Kavmim
Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin. Dönüp de bakmazsın ölülerine. Lut kavminden de değilsin sen, hazdan olmayacak mahvin. Acıyla karıldı harcın ama acıya da yabancısın. Ağıtları sen yakarsın ama kendi kulakların duymaz kendi ağıdını, Bir koyun sürüsünden çalar gibi çalarlar insanlarını ve sen bir koyun sürüsü gibi bakarsın çalınanlarına. Tanrıya yakarır ama firavunlara taparsın. Musa Kızıldenizi açsa önünde, sen o denizden geçmezsin.
Ey kavmim Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin. Korkarsın kendinden olmayan herkesten. Ve sen kendinden bile korkarsın. Hazreti ibrahim olsan, sana gönderilen kurbanı sen pazarda satarsın. Hazreti isayı gözünün önünde çarmıha gerseler, sen başka şeylere ağlarsın. Gündüzleri Maria Magdalenayı fahişe diye taşlar, geceleri koynuna girmeye çabalarsın. Zeburu, Tevratı, incili, Kuranı bilirsin. Hazreti Davud için üzülür ama Golyatı tutarsın.
Ey kavmim Sen ki peygamberlerinin dediklerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Dönüp de bakmazsın ölülerine. Lut kavminden de değilsin hazdan olmayacak mahvin. Ama sen kendi acına da yabancısın. Kadınların siyah giyer, kederle solar tenleri ama onları görmezsin. Her kuytulukta bir çocuğun vurulur, aldırmazsın. Merhamet dilenir, şefkat dilenir, para dilenirsin. Ve nefret edersin dilencilerden. Utancı bilir ama utanmazsın. Tanrıya inanır ama firavunlara taparsın. Bütün seslerin arasında yalnızca kırbaç sesini dinlersin sen.
Ey kavmim Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin. Sana yapılmadıkça işkenceye karşı çıkmazsın. Senin bedenine dokunmadıkça hiçbir acıyı duymazsın. Örümcek olsan Hazreti Muhammedin saklandığı mağaraya bir ağ örmezsin. Her koyun gibi kendi bacağından asılır, her koyun gibi tek başına melersin. Hazreti Hüseyinin kellesini vurmaz ama vuranı alkışlarsın. Muaviyeye kızar ama ayaklanmazsın. Hazreti Ömeri bıçaklayan ele sen bıçak olursun.
Ey kavmim Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin
. Ölülerine dönüp de bakmazsın. Lut kavminden de değilsin hazdan olmayacak mahvin. Ama arkana baktığın için taş kesileceksin. Ve sen kendine bile ağlamayacaksın. Komşun aç yatarken sen tok olmaktan haya etmezsin. Musa önünde Kızıldenizi açsa o denizden geçemezsin. Tanrıya inanır ama firavunlara taparsın.
Ey kavmim... Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
dostum, göründüğüm gibi değilim.
görünüş sadece giydiğim bir elbisedir.
senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise.
Dostum,
Sen ve ben
Hayata hep yaban kalacağız.
Birimiz diğerine
Ve her birimiz kendisine.
Senin konuşacağın
Ve benim seni dinleyeceğim güne değin.
Sesini sesim sanarak.
Ve karşında durduğum güne değin.
Bir aynanın karşısında duruyormuşcasına.