Mideme kramplar giriyor adını duydukça yazıcısıdır kendisi.
Edebi açıdan okuyucu kriterlerine bakarsak ayak takımına hitap eder yazdıkları. Ee herkesin bir seviyesi ve okuyucu kitlesi vardır neticede. Çok şey yapmayın.
bu adamı ciddi ciddi "iyi bir yazar" sananlar var mı? kaldı mı hala onlardan?
olum elinizin altında internet var, kitap alacak paranız yoksa pdf var bilmem ne var, var oğlu var deli misiniz siz?
edebiyat dünyanızı bu kadar küçük tutmayın yazıktır. bu dünyadan ne conradlar, ne perecler, ne joycelar, ne lowryler, ne mannlar, ne hesseler geçti az kafanızı kaldırın hele.
şu elemanı okuyacağına gidin güzel bi film açın izleyin daha fazla katkısı olur.
not: tamam sizden musil, proust falan beklemiyorum ama hiç değilse bu adama kadar düşmeyin az ortanın üstü olun.
not 2: tamam çocuklar eksi verin orası önemli değil de var mı elinizde karşı koyabileceğiniz bir argüman? varsa buyrun yoksa üzmeyin kendinizi.
not 3: aşağıdaki uyarıyı dikkate alıyorum ve diyorum ki: "hiçbir şey okumayacağınıza okuyun, hiç yoktan iyidir"
Yeraltı edebiyatında küçük iskender ve Oğuz Atay'dan sonra gelir, akıcı bir dili vardır.
Boş zamanları değerlendirmekte üstüne yoktur. Zevkle okunur.
Ya kardeşim onu okuma bunu okuma diyorsun da toplumun çoğunluğu kitap okumuyor dur, ucundan köşesinden azıcıkta olsa okuyan/okuyacak olan varsa hevesini kursağında bırakma.
(bkz: daha) ' yı okumaya başladığımda dedim ki; seni lanet olası bu nasıl betimleme, kendimi hikayedeki hiç bir karakterle bağdaştırmama rağmen tam da ortasına düştüğüm bir hayal dünyasına davet etti beni. Sonrasın da diğer kitaplarını okumaya başladım peş peşe, bu adam ilerde kült olacak eserlere ismini veren yazardır. Tespitimi bıraktım buraya, iyi bakın.
"Doğu'da kızlar kadın doğar. Ecellerinden önce ölürler. ilk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek, o kadar çok kadın gömer ki toprak bile artık dişidir. Bu yüzden toprak ana diye bilinir. Perilerin şanı buradan gelir. Diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. Bu yüzden verimsiz ve çoraktır. Buna da, kadının intikamı denir."
Sözleri oldukça etkileyicidir. Ayrıca kinyas ve kayrayı kolay kolay okuyabilecek, okusa da anlayabilecek insan sayısı çok çok azken bu adam lise yıllarında yazmıştır.
Ancak insan kinyas ve kayrayı okuyunca diğer kitaplarını da buna benzetiyor. Kendini tekrarlama olayı çok fazla. Yine de, buna rağmen Yeraltı edebiyatını çok güzel temsil eden bir yazar olduğunu düşünmekteyim.
kinyas ve kayra'sı ciddi anlamda bambaşkadır..
şanssızlığı böyle bir kitap yazmış olmasıdır..
üzerine çıkamamıştır..
gömmeye içim elvermez hafız seni ayrıca..
sevildiğini bil..
çok önceden izlediğim bir röportajında onu yazarlığa iten ve hayatını en çok değiştiren kitabın gecenin sonuna yolculuk olduğunu dile getiren yazardır. ayrıca kinyas ve kayradan sırf ailesinden birileri buna telif hakkı davası açarda ailesinden birileri ile tanışır ve bana onu anlatırlar diye kopyala yapıştır yapmışlığı bile vardır.
insanların karar verip uygulama düzeneklerinin lokomotifi iradeleridir. irade, kavramlar listesinde dirençten tercihe kadar
olan bölümü içerir. Bütün insanlar eşit sayıda iradeye sahip olarak doğar ve iradelerini tüketemeden ölürler. Adına dünya denilen tatil köyüne adım attığı anda insanın eline tutuşturulmuş suni bir para birimine benzer. Her davranış ve düşünce bir miktar
iradenin harcanmasını gerektirir. insanlar, kendilerini ve hayatın kurallarını anladıkça iradelerini harcama konusunda farklılık
gösterir. Bazıları işlerine, bazıları aşklarına, bazıları hobilerine, bazıları ailelerine harcar. Herkesin iradesini eritip buharlaştırdığı bir kazan vardır. Piçlerse iradelerini sadece hayatta kalmak için harcar. Dünya üzerinde bir gün daha geçirebilmek için. Çünkü onları en çok zorlayan konu hayattır. Bütün iradelerini yataklarından kalkmak, akıllarından geçen delice düşünceleri gerçekleştirmemek, içinde yaşadıkları toplumun yargı ve ceza düzenekleri tarafından fark edilmemek için harcarlar. Dolayısıyla eline doğdukları topluma yararlı bir birey olmak ve o ele tükürmemek konusunda irade eksikliği çekerler. Sadece ve sadece hayata katlanabilmek için harcadıkları irade miktarı, sahip olduklarının hepsini tüketmeye yetecek kadardır. Bu nedenle piçler sosyal hayatın içinde zayıflıklarıyla tanınırlar. Diğer insanların gözünde zaafları uçurumlar kadardır. insani bütün günahların çok kolay aktörleri olabilir ve seks, kumar, içki, uyuşturucu, kibir gibi kelimelerin içlerini kendi kanlarıyla doldurup en yakın dostları haline getirebilirler. Çünkü hayatla savaşmaktan, kendileriyle savaşmaya güçleri kalmamıştır. Kendileriyle savaşacak iradeye sahip olmadıkları için de bütün güdülerine boyun eğmişlerdir. Bunun nedeni de boyunlarının ince olması değil, kafalarının ağır olmasıdır.
Piçin bir tımarhane ya da hapishaneye kilitlenmemek uğruna sarf ettiği irade miktarı, sıradan bir insanın kansere çözüm bulmak,
devlet başkanı ya da peygamber olmak için harcadığından fazladır. Son olarak, bir karaktere sahip olabilmeleri için gereken iradeyi sadece nefes almaya harcadıkları için piçler karaktersizdir.
"Düzenli kentlerin, amaçsızca yaşayan insanlar için kurulu tuttuğu düzenli tuzaklar vardır."
"Acının nedeni tam olarak hayatta olmaları değil, hayatı kullanma biçimleriydi. Harcıyorlardı. Her şeyi. Kendilerini, hayatlarını, onlara sunulmuş her duyguyu her malı."
"Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun. Üzülürsün. Pişman olursun. Sonra biraz zaman geçer ve tersinin bu dünyada işlemediğini anlarsın."
Usta derecesinde olduğunu düşünmüyorum ama türk edebiyatı için kesinlikle lazım gelen bir renktir. Chuck palanhiuk ve celine arasında salınır. Celine' i saplantı derecesinde sevdiğinden bahsetmişti bir söyleşisinde. Kitaplarında sanki hep aynı şeyi yazmaya çalışıyor izlenimi veriyor bana, bunu da üretken bir yazar Olmasına, ve tek perspektiften aynı karanlığa bakmasına bağlıyorum. Chuck palahniuk okurkende aynı hisse kapılıyorum bu yönüyle chuck a daha fazla benZiyor. Celine çok üretken bir yazar olmadığı için ve yazdığı iki kitapta on kitap gücünde ruhundan damıtıp a ve öz yazan bir yazar olduğu için bu tekrara düşmemiştir. Ben Hakan günday' on daha az ve daha öz üretmeye başladığında on kat daha etkili bir yazar olacağına Eminim. Kitaplarında sonuna doğru sanki kurduğu atmosferin kasvetine kendi bile dayanamıyor ve sıkılmaya başlıyor. çözümlemeler hep aceleye geliyor gibi. Özellikle az kitabında son elli sayfa ' artık bitsin' diye bağırıyor cümleler. Her şeye rağmen iyi bir yazardır ve Türk edebiyatı için olması gereken bir renktir. Her yazar gibi en iyi eserini hala yazmadığını düşünüyorum. Umarım bunu başarabilen yazarlardan olur.