geçmişe tükürüp, geleceği çiğneyen adam. türk romancılığında yeni bir soluk gibi.. ayrıca david bowie sevgisiyle bir açıdan daha takdir kazanmıştır gözümde...
her kitabında başarısını biraz daha artıran yazar. buraya kadar sorun yok lakin dört duvar arasında kalarak sokaktaki kavga hakkında yazması samimiyetine inancı ciddi anlamda sarsmaktadır bu genç yazarın. kinyas ve kayra gibi ergenlik dönemindeki bir okuyucuyu misliyle etkileyecek bir eserden azil gibi handiyse bir felsefe kurmuş bir esere yavaş yavaş çıkmış olması birkaç kitap sonrasında tam kıvamında bir yazar olacağının habercisidir tek ki görmediği bıçkınlıklardan dem vurmayıp o güzel zekasını, sözcüklerle oynama yeteneğini, hayran bırakan kurgu yeteneğini arka sokaklarda heba etmesin.
çok büyük yazar olabilecek bir kapasitesi olduğunu düşündüğüm şahıstır. benim de günlük hayatta yapmayı çok sevdiğim şeylerden birini çok sık yapar kitaplarında. genelgeçer doğruluğu ispatlanmış bir kavramı alır, evirir çevirir ve öyle ilginç bir şekilde önünüze koyar ki şaşırır kalırsınız. "evet lam olabilir valla" şeklinde düşünürsünüz. kitapları yarı gülümseme, yarı dikkat, yarı şaşkınlıkla okunur. evet üç adet yarım oldu farkındayım. ancak hakan günday'ın her kitabı, şu anda piyasaya yazarım diye çıkan çoğu şahısın kitabından daha kitaptır. daha tamdır. onlar 1 ise günday 1.5tur.
600 küsür sayfalık kinyas ve kayra sını 3-4 günde okuduğum, 200 küsür sayfalık piç ini de sıkıntıdan yarıda bıraktığım yazar.
kinyas ve kayra ile yeraltına, karanlığa ne kadar yaklaştırmışsa da bünyeyi, ne zargana ne de piç bu kitap kadar güçlü değiller.
zargana adlı kitabıyla beni yerden yere çarpan kült-i underground- ül edebiyatın böyük temsilcisi sonu her ne kadar ediz hun hülya koçyiğit edasında bitse de kitabın kapağındaki o minik cümle iç acıttı " betty ve zargana berline dönmedi" .
aslında punk bir grup kurmak isterken edebiyatın tozlu yollarına bulaşan bu büyük insan kendine haksızlık etmiştir tez eleden kurmalıdır grubu tipi de düzeltmiş vokalistler zati hazır .
büyük bir topluluğu etkisi altına almayı başarmış, son derece iyi bir yazardır. kolay kolay kimsenin ifade edemeyeceklerini, kimseye benzemeden ifade etmiştir. ayrıca bazıları için sağlam bir esin kaynağıdır. çoğunun aklına karpuz kabuğu düşürmüştür. erken tükenmemesini ve sürekli yazmasını temenni ederim.
'sen baudelaire nin bahsettiği kötü tohumsun.sen, cehennemin üzerine kurulduğu arsanın hissedarı olacak kadar kötüsün.şeytan bu yüzden göz yumuyor yaptıklarına ve seni hayatta tutmaya çalışıyor; bütün oynadığın ölüm oyunlarına rağmen. ölüp de onun yerine göz koymaman için!' *
eblehin teki. zehir gibi bir beyne sahip. aforizmalarla süslüdür eserleri. yazmaz kendisi. içindeki safrayı kusar. herkes hazmedemez.
ağırdır yazdıkları. herkes zihninde taşıyamaz. yine de eblehin tekidir. sırf, çok çirkin ve sevimsiz olduğu için, sırf çok yalnız ve asosyal olduğu için yazdığını tahmin etmekteyim. bir brad pitt olsaydı kesinlikle yazmazdı.
bu aralar asker olduğu söyleniyor.
29 Mayıs 1976'da Rodos'ta doğan yazar Hakan Günday ilköğretimini Brüksel'de tamamladı.
Ankara'da Tevfik Fikret Lisesi'ni bitirdi ve daha sonra Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümü'nde üniversite eğitimine başladı.
Ertesi yıl Universite Libre de Bruxelles'in Siyasal Bilimler bölümüne geçti. Sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. ilk romanı Kinyas ve Kayra 2000, Zargana 2002, Piç 2003, Malafa 2005 ve Azil 2007 yılında Doğan Kitap yayımlandı. istanbul ve Antalya 'da yaşıyor.
kaynak: hakangunday.net
Zannımca en iyisi Kinyas ve Kayra'dır.yazmamış adete içinde ne varsa tümünü kusmuştur.bu kadar genç yaşta böyle derin bir kitap yazması takdir edilmiş, kendisini okuyan kemik bir hayran kitlesi oluşmuştur. Zeki, karizmatik, nefis bir adamdır. dahi mi yoksa deli mi karar veremiyorum,takipteyim..
Hakan Günday 29 mayıs 1976'da Yunanistan'ın Rodos Adası'nda doğdu. ilkokulu Brüksel'de bitirdi. 1994 yılında Ankara Tevfik Fikret Lisesi'nden mezun oldu. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümü'ne girdi. Bir yıl sonra Brüksel'de bulunan Universite Lib... satırlarını okuduktan sonra bir adet zengin p.i oldugunu düşündüğüm yazar.
yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez. bir stil meselesi. ya ağzına soktuğun bir 38'lik ya da ölene kadar kendini oksijenle zehirlemek. seçersin ölümünü. çocuk oyuncağı kalır kendini asmalar, over dose'lar, altmış sekiz yıllık intiharın yanında...sözlerinin sahibi.