deniz feneri gibi olayların ucunun her daim kendilerine dokunduğunu bildikleri için asla yapmadıkları ve yapmayacakları iştir. bürokrasi ve yargıyı emri altına alanların yolsuzluklara karışanlar olması nedeniyle yolsuzlukların üzerine gidilmesi talimatı vermeleri de, yargının kendiliğinden bu işin üzerine gitmesi de mümkün değildir. bu durumda, toplumsal ahlakın çökmesi hızlanmakta, devlet aygıtı çürümektedir.
sermaye el değiştirene kadar yapılmıştır. sermaye el değiştirince sanki ülkede hiç yolsuzluk yokmuş gibi davranmaktadır. sadece su yüzüne çıkmamaktadır. yarın başka bir hükümet gelirse o da şimdiki sermaye sahiplerine yolsuzluk davaları açar, kendi görüşlerine yakın olanlara geçince para, o da yolsuzluk yokmuş gibi davranmaya başlar.
kendi dibine dinamit koyması demek olacağı için lafta kalan espridir. seçim zamnı bik bik ötecekler. ama biz sonucu bildiğimiz için anüsümüzle güleceğiz.
ONCE YOLSUZLUK BAHANESIYLE INSANLAR ISLERINDE GUCŞLERINDE EDILDI, SONRA BUNLARIN YERINE KENDI DESTEKLEDIKLERI ADAMLAR GELDI, PARA KAZANDIRAN TUM ISLERE HAKIM OLUNCA ULKEDE YOLSUZLUK KALMADI. BUNA BIZ SERMAYENIN ELDEGISTIRMESI DIYORUZ.