bir toplumun bireyleri ve örgütlerinde gücün eşit olmayan bir biçimde dağılımı ile ilgili olan ve hofstedenin ortaya koyduğu kültürler arası farklılıklarla ilgili dört boyuttan biridir.
gücün bir toplumda bireyler arası farklılıklar yaratması o toplumun normları ve değerleri ile ilgilidir ve zamanla toplum bunu normal olarak algılamaya ve içselleştirmeye meyillidir. misal türk toplumunda içinde bulunduğun aileye, eğitim düzeyine, mensup olduğun gruplara göre kişiye değer yüklenilir ve saygın bir aileden geliyorsa kişiye saygı gösterilir. burda saygı ve statü yüklenilmiş bir hal alır ve toplumdaki diğer bireyler tarafından kabullenilir.
veyahut patronunuzun haklı olduğunu ispatı gerekmez çünkü hiyerarşik olarak o her zaman haklıdır.
bu kavram, çalışanların üstlerinin emirlerini ne şekilde dinledikleri, yerine getirdikleri ile ilgilenir. güç mesafesi yüksek olan kişiler üstlerinden aldıkları emirleri sorgusuz yerine getirir. güç mesafesi düşük olan kişi, üstünden aldığı emiri sorgular ve üstünün bu konu hakkında kendisinden daha uzmanlaşmış olmasını bekler.
neticede hofstedeye göre güç mesafesi düşük olan toplumlar aradaki eşitsizliğin azaltıldığı, toplumda her bireyin birbirne bağımlı olduğu, sosyal sistemin sorgulanabildiği bir yapıdadır. ülkelere göre değerlendirildiğinde; avusturya, israil, danimarka, ingiltere, almanya, abd gibi ülkelerde güç mesafesi düşüktür. meksika hindistan, brezilya, türkiye, fransa gibi ülkelerde ise güç mesafesi yüksektir.
türkiye açısından durumuun farklılık gösterdiği aşikar. ülkemizde o kadar hızlı bir değişim yaşanmaktadır ki, batıya yaklaşmaya meyillenen ülkemizde doğu kökenli kültürel etkilerin yerini batı kökenli bir takım yenilikler almaktadır. ümidimiz kültürümüzü kaybetmeden doğu ile batının sentezine sahip olabilmektir...