Ayaklarım çıplak kaldı .külkedisi bendim. O lanet kız ayakkabılarımı çaldı.Şansa bak.Küçücük kasabada sadece ikimizin ayağı aynıydı .Şapşal prens anlayamadı.Oturup balkabağının yanında ağlayacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz !
Diğer balo ne zamandı?
SEN YAZ SAATi UYGULAMASI
BEN KIS SAATI
ORTAK BIR TAKViMiMiZ BiLE OLMADI
SENi 1 SAAT iLERi ALMISLAR
BENi 1 SAAT GERi
BU ZAMANLAR YOKSA BiZE DÜSMAN MI...
Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir. (TAHA/132)
Aşk, içinde Zümrüdüanka kuşlarının, tuba ağaçlarının, define adalarının, baldıran zehirlerinin, baharat gemilerinin, parlak renkli mücevherlerin, sarhoş edici meyvelerin, öfkeli volkanların, altın renkli köpüklerinde tanrıların yıkandığı denizlerin bulunduğu esrarlı, bilinmezliklerle dolu, çekici ve ürkütücü bir âlem.
Orada olduğunu biliyoruz ama ne olduğunu bilmiyoruz. istediğimiz ve istemediğimiz her şey var orada
Sanırım, aşkla ilgili kesin olarak söyleyebileceğimiz tek gerçek, bu sihirli alana girdikten sonra büyük bir sarsıntıdan geçeceğimiz. Bu sarsıntıdan sonra bizim için yeni bir dünya oluşacağı. Kaçınılmaz olarak bu sarsıntıda bir şeyler yıkılacak, bir kişilik bir dünyadan iki kişilik bir dünyaya geçerken, bu yeni dünyaya uyamayacak birçok alışkanlıklarımızı, bencilliklerimizi, ist...eklerimizi yok edecek.
Böyle büyük bir altüst oluşu yaşarken yok etmediy-sek ve yok olmadıysak eğer, elimizde kalanlarla yepye- ni, varlığından haberdar bile olmadığımız, heyecanlı olduğu kadar sakin, tedirgin ettiği kadar güven veren, korkuttuğu kadar yatıştıran mutlu bir âlem yaratabileceğiz. O âleme geçenler, geçmeyenlerin bilemeyeceği duygular yaşayacak.
O kadar mutlu olacaklar ki bazen birçok şeyi kendi istekleriyle feda edecekler. Hesse'nin masalı kadar gerçeküstü bir dizi izlemiştim bir keresinde. Çok katı, bencil, çıkarcı, zengin bir işadamı, hayatında karısından, çocuğundan ve parasından başka hiçbir şeyi sevmeden yaşarken birgün bir kaza geçirir, başına çarpan bir vinç onun bütün beyin salgılarını değiştirir. Mutlu ve iyiliksever bir adam olur. Çocuğu, fazla iyiliksever olduğu için şirketi iyi yönetemediğini iddia ettiği babasını mahkemeye verir ama bu bile adamı üzmez.
Paralarını kaybeder, buna da aldırmaz. Karısı kanser olur, o gene gülümser. Yeniden işleri düzeltmesi, şirketin yönetimini ele geçirmesi için ameliyat olması önerilerini hep reddeder. Hiçbir şeyin bozamadığı mutluluğundan vazgeçmez. Çok sevdiği karısı ölür birgün.
Adam, beynindeki değişiklikten dolayı bunu bile gülümseyerek karşılar. Bir odaya girer tek başına, orada düşünür. Ve beyin ameliyatı olmaya karar verir. "Niye?" diye sorarlar. "Karımın ölümüne ağlayamıyorum, onun acısını hissedemiyorum" der. "Ama ben karım için ağlamak istiyorum, ameliyat olup o acıyı yaşayacağım."
Karısının ölümüne ağlayabilmek için mutluluğunu bir kenara iter.
Çok sevdiğinde, acı çekmemekten bile yaralanabilir insan.
Konuşma kabiliyeti insanlar için verilmiş değerlerin en önemlilerinden biridir. Bu kabiliyet ile insan, hemcinsleriyle anlaşma imkanına sahip olur. Toplum hâlinde yaşamak mecburiyetinde olan insan, her gün defalarca bu kabiliyetini kullanarak etrafında dost veya düşman halkaları meydana getirir.