patrick süskind'in kokudan sonra yazdığı ikinci kitbabı / romanı.
ancak koku'nun ardından bu kitabı okumak işkenceye dönüşüyor. das parfum'deki hayal gücünün yerini muazzam bir karakter çözümlemesi alsa da güvercin'de olayların sıkışık bir mekanda ve sınırlı bir olaylar zinciriyle aktarımı insanı resmen boğuyor. kitabın önce sonunu okuyup kendinizi rahatlattıktan sonra karakterin inceliklerini gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.
--spoiler--
güvenlik görevlisi ve sfenks benzetmesi çok güzeldir.
--spoiler--
ilk başta uzay heparı'ya * yazıldığını düşündüğüm ardından hrant dink e yazdıldığını öğrendiğimde çok daha hüzünlü hissettiğim şarkıdır.son zamanlarda duyduğum en iyi sezen aksu şarkılarındandır. sözü,anlamı,ithafı,müziği ve düzenlemesiyle. *
sezen aksu'nun son albümündeki en iyi şarkı belkide. sözleri çok dokunaklı. dinleyipte kendinizden bir parça bulmamanızın mümkünatı yok. geçen gün dinlerken acıdan sızmış kalmışım öyle odanın ortasında. kısaca, adamın ağzına yüzüne sıçar bu şarkı. öyle bir şarkı işte.
ilk defa gittiğim bir bar'da canlı olarak bir sanatçıdan dinleyip ohalar içinde dinlediğim, sorasında ara$tırdığımda ise hrant dink'e yazıldığını öğrenip soğumama neden olan $arkı.
neden mi?
ben sezen'iin hep a$k $arkılarına alı$kınım bu $arkıyı dinleyip akla eski sevgili yada sevdicek gelip ölecek gibi olmak nerdeee, hrant dink'i dü$ünüp haberlerde ki o kavgaları gürültüleri hatırlamak nerde.
sezen aksu nun bana biraz git i hatırlatan şarkısı, ya da ağıdı diyeyim. düzenlemesi sanki deniz yıldızı albümünden değil de sezen aksu söylüyor albümünden çıkmış tadı veriyor. çok güzel şarkı lakin yav.
Gagasında tuttuğu zeytin dalıyla barışı simgeleyen ve bizlere "zeytinle barış ne alaka la" dedirten, ayrıca toplumumuzda talih kuşu mesleğini icra eden hayvanat.
sezen'in yeni albümünden bir şarkı... hrant dink ölmeseydi diyorum; sera ve delal babasız, rakel eşsiz kalmayacaktı, agos hiç hazetmediğim etyen mahçupyan'a kalmayacaktı, türkiye'm dünya basınında bu kadar kötü anılmayacaktı, türk-ermeni dostluğuna ve demokrasiye gerçekten inanan ve bunlar için bir şeyler yapma potansiyeli herkesten çok daha fazla olan biri hayatta olacaktı, her şeyden öte allah'ın verdiği can o alana dek bizlerle olacaktı, bir adam gibi adamı yitirmemiş olacaktı bu ülke, bu dünya, bu gezegen... evet şarkıyı dinlerken bunlar geliyor aklıma, ama bir yandan da diyorum ki, hrant ölmeseydi böyle bir şarkı dinleyemeyecektik. o kadar nefis olmuş ki, sezen o kadar harika yazıp söylemiş ki, kelimelerle ne kadar anlatmaya çalışsam yetersiz kalacağım. ancak keşke hrant olsaydı da bu şarkı bu albümde olmasaydı diyorum, keşke...
sezen imin* son albümü olan deniz yıldızı nın - kişisel olsa da - belki de en iyi parçası, mustafa ceceli nin mükemmel düzenlemesinin, sezen aksu'nun sesinde eridiği bir ağıt; kaside belki de zamanında levent e * vermiş olduğu yas ın başka versiyonu.
birisi için yazılmış ya da yazılmamış, barış anlamı taşısın ya da taşımasın; o da olmadı, ölen değerli - gerçekten de değerli, göze sokmaya gerek yok - hangi duygudan kan alındığı belli olmayan, insanın içini yıkan; değer yargılarını değiştiren sözleriyle, mükemmel bir sezen sanatı, udun ağladığı, sezen aksunun vokaline piyanoyla kardeşlik yaptığı mükemmel uyum.
bir daha açar mı karanfil korkusuz ?
bir daha uçar mı güvercin şehirde ?
yalancı güneşli bir ocak
mübarek cuma gününde.