küçücük gözleri, güzel kanatları olan ; masumiyetin simgesi bir kuş türüdür. sabahları erken kalkarsanız aralarında ki gurugugk grugugk sesleriyle konuşmalarını duyabilirsiniz.
hafızaları kesinlikle çok güçlü bunların. lobileri de sağlam. sadece 1 tanesini iki gün besleyince arkadaşlarını da toplayıp geliyor aynı yere aynı saatte. çok aşırı sevimli olmaları pislettikleri beyaz mermerleri unutturmuyor maalesef *.
balkon cephemi düşürmüş, ele geçirmiş hayvandır. artık pes ettim. onlar kazandılar. balkona cd mi takmadım, korkuluk mu yapmadım? hiçbirini sallamadılar. korkuluğun altına yumurtladığını gördüm. neyse dedim savaşa devam. balkon kapısını açık bıraktığımda içeri girdiğini görünce pes edip balkon cephemi kaybettim. balkonu vermesem evi ele geçirecekler amk. doldum lan doldum.
balkonuma karşı inşaattan çaldıkları çivilerle yuva yapmaya çalışan kuş türü. çer çöp dururken neden çividen yuva yapmaya çalışır bu kuşlar? anlayabilmiş değilim.
hrant dink öldüğünden beri kanadı kırık olan kuştur. ki aldığım duyumlara göre, bir grup faşist, agos'un önünde toplananlara ölü güvercin fırlatmış bugün... eğer doğruysa, böyle bir anda bir güvercinin canına kıyanların kanı kurusun, ne diyeyim!
güvercinler tüm inançlarda temizliğin, saflığın, günahsızlığın sembolü olarak görülürler. günahsızların ruhu olduğu düşünülen güvercinler için camilerde, kiliselerde ve birçok yapıda küçük oyuklardan barınak yapılmıştır.
güvercin ve zeytin dalı sembollerinin barış simgesi oluşu tevrat'ta geçen nuh tufanından ileri gelmektedir. nuh peygamber tufanın bitip bitmediğini öğrenmek için gemiden bir güvercini göndermiştir. bir süre sonra ağzında bir zeytin dalı ile geri dönen güvercin tufanın bittiğini müjdelemştir. böylece güvercin tufanı yaratan tanrı ile insanlar arasında barışı sağlayan bir elçi durumuna gelmiştir. bu sebeple güvercin çağlar boyunca barışın evrensel sembolü olmuştur.
Küçük yaştan beri baktığım kuş türü. Adeta bir hastalık olan kusbazligin sebebi. Uçuşu saatlerce seyredilen kuş. Hele bir de oyunluysa asıl şov odur. Sabahin köründe uyanma sebebidir. anlatılmaz yaşanır.
gecen gün odamda otururken bi küt sesiyle irkildim, baktim kapimda * bir güvercin. cok sasirdim. gittim fotografini cektim, hic kacmadi. ben biraz yaklasinca seke seke gitti. ben de isime daldim yine. yengem bahceye cikti kararsiz bak ne var burda dedi. bi baktim bizim güvercin hala bahcede. sonra yanina yaklastik, ucamiyordu garibim. iki bacaginda da yüzük vardi birinde telefon numarasi yaziliydi. önce biraz su ekmek falan verdik. belli biraz ürkmüstü. sonra o numarayi cevirdik, yaslica bi amca cikti durumu anlattik, aradigimiza cok sevindi. sahibine ulastirabildigimiz icin de biz ayri mutlu olduk. kanadi kirik olup olmadigini tam bilmiyoruz, görünürde bisey yoktu. sahibi de en azindan 50-60 km uctu belki sadece yorgunluktan ucamiyordur dedi. umarim öyledir, degilse de en kisa zamanda sagligina kavusur. bu da böyle bir anim.
Senelerdir bıkmadan usanmadan beslediğim kuş türü. Bu hayvanları besleyen iflah olmaz derler gerçekten de öyle. Aşağı yukarı 6 senedir doğru düzgün tatil yapmıyorum. Doğru düzgün sevgilim olmadı. Beslediğim kuşlar kalburüstü kuşlar öyle 50 liraya 100 liraya alınıcak kuşlar değil bırakamıyoruz kimseye. Kız konusu da kuşlarımı istemeyenle benim ne işim olur. Şimdi yine birisi var ciddi düşündüğüm biraz çıtlattık konuyu bakalım o ne diyecek. Bu kuşların en güzel yanı da yaklaşık 50 vilayete gittim. Her yerde çevrem var. Bir yerde tanıdık bulma sıkıntısı çekmiyorum. Tek gitmediğim yerler tatil kasabaları. Hayatımdan memnun muyum evet kesinlikle....
--spoiler--
niçin gelmiyorlar?niçin beni kurtarmıyorlar?niçin bu ölü sessizliği?nerede öbür insanlar?tanrım, nerede öbür insanlar acaba?yaşayamam ki ben öbür insanlar olmadan!bağırmak üzereydi.bu tek cümleyi, öbür insanlar olmadan yaşayamayacağını, sessizliğin içine doğru haykırmak istiyordu, o kadar büyüktü bunaltısı, o kadar çaresizdi çocuk jonathan noel'in terkedilmişlik korkusu.
***
bütün gücüyle bilincini kaybetmeye, oracığa yığılmaya çalıştı.çocukken becerirdi böyle şeyleri.ne zaman isterse ağlayabilirdi, bayılana kadar soluğunu tutabilirdi ya da kalbini bir atış boyu durdurabilirdi.şimdi hiç mi hiç kendi denetiminde değildi.çökmek için, evet kelimesi kelimesine, dizlerini bile kıvıramıyordu.artık sadece orada durup başına gelenleri sineye çekebilirdi.
***
öyle sorular vardır ki, sırf sorulmalarıyla kendi kendilerine hayır yanıtını verirler.öyle dilekler de vardır ki insan bunları dile getirir ve bu arada başka bir insanın gözlerinin içine bakarsa iyiden iyiye boşuna oldukları ortaya çıkar.
***
bütün gücü ''yapardım, yapabilirdim, yapmak isterdim'' ifadelerindeydi.ve kafasında en korkuncundan varsayımsal tehditleri, ilenmeleri kuran jonathan aynı anda, bunları hiç bir zaman gerçekleştirmeyeceğini de pekala biliyordu.o bu işin insanı değildi.ruhsal çaresizlikten, akıl karışıklığından ya da birden gelen bir nefretle gözünü kan bürüyüp suç işleyecek biri değildi.böyle bir suç kendisine ahlaka aykırı geleceğinden değil, yalnızca kendini eylemle ya da sözlerle dışa vurmak hiç elinden gelmediği için.eylemde bulunan biri değildi o, rıza gösteren biriydi.
insan dünyasının küçücük bir sebepten nasıl allak bullak olabileceğini anlatan bir süskind öyküsü.
bazen yaşadığımız ufak bir sorun bile öylesine büyür ki gözümüzde, öylesine devleşir ki içinden çıkamayacağımız bir hal alır.olayların gerçekten içinden çıkılmaz olduğundan değil, olayları büyütmemizden kaynaklanır hepsi.ama o an göremeyiz bunları.verilmek istenen mesajı bir güvercin ve sıradan bir hayatı olan bir banka bekçisi üzerinden veren, bir solukta bitiveren güzel bir öykü.