Türkiyede üç milyona yakın gürcü bulunmakta.bunun büyük bir kısmını müslüman gürcüler (cveneburi) oluşturur.Benimde evimde büyüklerim gürcüce konuşur gelenekleriyle yaşarlar ama çoğu asimile olmuştur.Ve hiç bir zaman ana dilde eğitim vb ayrıcalıklarla hak iddia etmemişlerdir.
93 harbi olarak bildiğimiz büyük Osmanlı Rus savaşı öncesinde bir ve sonrasında iki dalga halinde Anadolu coğrafyasına göç eden Gürcüler daha ilk göç dalgasından itibaren Osmanlı'ya entegre olmuş yegane milletlerden biridir. Zira kendilerini çveneburi olarak (bizden olan, dini manada etnik önemsenmeksizin müslüman Gürcü anlamında) adlandırmaları asla tesadüf olmayan bu halk Rusya'nın ve hristiyan Gürcülerin yapmış olduğu dini baskılardan dolayı Anadolu'yu ve Osmanlı'yı kendi devleti kendi toprağı gibi görmüştür.
ilk göç dalgası1828-29 Osmanlı Rus savaşıdır. Osmanlı egemenliğindeki Gürcistan Rusya tarafından ele geçirilmiş ve müslüman Gürcülere karşı küçük Haçlı olarak adlandırabileceğimiz bir kıyım yaşanmıştır. Bunun sonucunda çveneburiler Osmanlı'ya göç ederek Sünni islamın Hanefi mezhebine göre hayatlarını devam ettirmişlerdir. En büyük göç 93 harbinde yaşanmış ve Osmanlı coğrafyası hem batıdan hem Doğudan kıskaca alınmış bunun sonucunda Balkanlar'dan ve Kafkasya'dan muazzam büyüklükle göç alınmıştır. Üçüncü göç dalgası demokratik Gürcistan cumhuriyetinin yıkılıp yerine Gürcistan Sovyet sosyalist cumhuriyetinin kurulmasıyla 1921'de yeni bir sınır antlaşması sonucunda olmuş yine Göçen nüfus müslüman Gürcüler olmuştur.
Bizler bu gün dahi Gürcülerin göç dalgaları akabinde gelip yerleştikleri bölgeleri tespit etmiş durumdayız. Köy köy hangi etnik grup hangi göç dalgasında Anadolu'nun hangi bölgesine yerleşti ne gibi şartlar altında yaşadı biliyoruz. Gürcü göçüyle beraber çerkes, Boşnak, Abaza, ahıska gibi bir çok halkında göçüne sahne olan Anadolu'da Gürcüler çoğunlukla önceki göçlerle dolup taşan bölgelerde daha verimsiz, çorak, merkeze görece uzak bölgelere hatta bataklık havzalarına iskan edilmek zorunda kalınmıştır. Buna rağmen ahkam ve şikayet defterlerinde görebileceğimiz şekilde şikayetler olsa dahi devletin kararına ve uygulamalarına muhalefette bulunmamışlar, örneğin Çerkesler gibi kendi kültürlerine has şuuru Osmanlı devletinin çıkarlarına ters düşecek şekilde ateşli bir şekilde savunmamışlardır. Çünkü Gürcülerin göçünde asıl amil milliyet tehlikesi ile etnik değil dini olmuştur. Bu durum Gürcülerin Osmanlı milletine entegre olmasına yardım etmiş sonraki savaşlarda, devlet işlerinde dahi görev aldıklarını görebiliriz.
Kısaca üç büyük göç dalgasıyla Osmanlı devletine gelen Gürcüler bu gün de dün olduğu gibi Türkiye cumhuriyeti devletine bağlı şekilde yaşamaktalar. Ne etnik bir ayrıcalık isteyerek ne de diğer birçok sorunlu etnik unsur gibi üst kimliğe alerji geliştirmeden kendi anane ve geleneklerini huzur içinde yaşayarak Türkiye cumhuriyetinde Türk vatandaşı olarak hayatlarına devam ediyorlar.
Kimse boşuna kaşımasın. Buradan ayrılıkçılara ekmek çıkmayacak.