günün şiiri

entry3079 galeri300 video20 ses2
    76.
  1. ..
    Aşk kaçmaktan çok kovalamayı sever,
    Görmekten çok özlemeyi,
    Dokunmaktan çok düşlemeyi,
    Ve aşk öyle haindir ki;
    Nerde imkansız varsa onu sever...
    özdemir asaf
    1 ...
  2. 75.
  3. Aşklar mı diyordun,
    anladım
    Senin incindiğin,
    benimse
    Yollara düştüğümdür yeniden.
    2 ...
  4. 74.
  5. seni değil görsem de tek,
    hayalini çiçeklesem.
    hem güneş, hem ay bilerek,
    seni beklesem, beklesem.
    2 ...
  6. 73.
  7. bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır
    uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum..

    üşüyoruz reis şiirinden bir parça...*
    4 ...
  8. 72.
  9. ...ayakkabılarını kapımın önünde görmek istiyorum!
    çünkü bu,
    seni seviyorumun içine nal salmak demektir
    ve hareketinin bana durduğunu akla uydurur.
    oysa seni sevmem toplumu meşru kılar
    ve gitmen beni dile indirger sevgilim...
    *
    2 ...
  10. 71.
  11. Kar yağıyordu günlerin puslu yüzüne; o sanal sevgilere, kinlere, kirlere
    Bir asker postalının balçıktaki izine
    Eski fotoğraflara, üşümüş sevinçlere
    Çocukların beyaz nefeslerine
    Kar yağıyordu bu ödünç ve haczedilmiş günlere
    Kıyılarında bir ceset gibi kaldığımız düşlere...
    Belki bu yüzden ne kar ne şiir
    Yetmiyordu günleri ağartmaya
    Yetmiyordu hayat hiçbir şeyi ucuza kapatmaya...
    *
    1 ...
  12. 70.
  13. Soyunun insanlar
    Medeniyetin terli koynundan çıktım soluk soluğa..
    Zaten hüznümden başka bir şey giymedim ki. Bilmem kaç asır geriden geliyorum...
    Üryan..

    Siz tanımadıklarım, korkmayın..
    Hiç bir kumaş örtemez üryan düşleri

    Buğulu bakışlardan
    Masum düşüşleri..

    De ki
    En mahrem yer değil mi ki gözler..

    Onlarla sevişir burda hüzün
    Onlarla çoğalır
    Onlarla gömülür
    Etimin çatlağında gizler..

    Dedim ya
    Soyunun kendinize
    Ödünç vereceğim ellerimi
    Size..

    Tanrı azad etti karanlığın çocuklarını
    Ki hiç bir günah büyümedi
    Çıplaktı toprağın titreyen gözleri.

    Geçmiş aşkların hüznünden göz yaşı biçtim sizlere.
    Ey sizler

    Soyunun!

    Çıplak teninize göz yaşı akıtacağım..
    3 ...
  14. 69.
  15. 68.
  16. yüzde yüz/süzlük yeni bir yüz
    artık tükürülmüş
    hayatların
    gündüzlerinde
    böyle
    savrulacaktık!

    karaya
    vurmuş
    yaralı
    martılar
    gibi
    yalnız
    yaşayacaktık!

    yaşayıp
    yaşamdan
    çok
    şey
    umarak
    yetişkinler ormanında kaybolacaktık!

    kaybolacaktık
    kaybolmakta yeni bir yol var sanarak...

    Yılmaz ODABAŞI
    1 ...
  17. 67.
  18. Diyelim
    ki sessiz gecede poyraz...
    Sis çökmüş o heybetli dağlara;
    yurdun
    da kar altında, gözlerin gök-
    yüzünde bir dolunay.

    Diyelim ki sınamışsın uzaklığın ihanetini.
    Seslere çarpmış sesin,
    ama ulaşmamış hiçbir yere nefesin...
    Diyelim ki şarabın dökülmüş, suların kesik,
    bu hayat seni bir oyuncak sanıyor...

    Diyelim ki sana çıldırmak yasak, sana ağlamak
    yasak, yarın yasak, düş yasak sana.
    Diyelim ki üşüyorsun kısacık bir ömrün sığınağında;
    bir çay bile ısmarlamıyor hayat!

    Diyelim ki lekesiz hiçbir şey kalmamış artık;
    sis çökmüş güvendiğin dağlara...

    Kederli bir süvari ol orda, sen orda!
    Bıkma atını mahmuzlamaktan,
    bıkma bu puştlar panayırında
    berrak nehirler aramaktan...

    Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
    kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt;
    o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın.


    Çünkü her insan bir limandır başucunda tekneler;
    çünkü herkesin hüznü kocaman, aşkları dalgın...
    Kimi kanıyor şahdamarından,
    kimi bozgununda yetim, dervişan,
    kimi aşklarıyla, düşleriyle perişan...


    Yamalı yerlerinden
    kanıyor hayat,
    tutunduğun günlerinden
    soluyor hayat.


    Bu yüzden salıver düşlerini kendi uğruna yansın;
    salıver düşlerini ateşlere abansın!

    Tutunduğun yerlerinden solarken hayat,
    bıkma atını mahmuzlamaktan;
    bıkma sendeki insan için,
    derin uçurumlar arşınlamaktan...

    Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
    bir gün rüzgâr esecektir suların serinliğinden;
    bir gün kırlangıçlar da geçecektir göğün genişliğinden.


    Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
    kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt,
    o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın;
    ıslansın...



    Çünkü senin de bir ütopyan varsa,
    i n s a n s ı n...

    (bkz: yılmaz odabaşı)
    1 ...
  19. 66.
  20. Üzülme!
    Dert etme can!
    Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan.
    Ne mutlu sana!..
    Elinde olmayanları söyleme bana.
    Elinde olanlardan bahset can!
    Üzülme!
    Geceler hep kimsesiz mi geçecek?
    Gidenler dönmeyecek mi?

    Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede
    Veya bir bahar sabahında karşına çıkmış.
    Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta.

    "Gel Git"lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?

    "Hüzün olgunlaştırır."

    "Kaybetmek sabrı öğretir."

    Hz. Mevlana

    &feature=BF&list=PLE517911ACD26AFD5&index=34
    3 ...
  21. 65.
  22. gitsem de her yerde biraz vardır
    hatırda zamansız bir plak
    bir otel kapısı,biraz istasyon
    vardır o seninle birlikte olmak
    buluşur çok uzaktan ellerimiz
    ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.

    edip cansever
    2 ...
  23. 64.
  24. Sağda, solda izlerin var.
    Zor oluyor bazen uyanmak.
    "Zaman en iyi ilaç" derdi babam.
    Toparlanmaya çalışıyorum.
    Kendime yeni uğraşlar buldum;
    şiir,
    resim,
    tiyatro,
    sinema.
    Seni yazıp,
    seni boyuyorum.
    Seni oynayıp,
    seninle uyuyorum.

    erhan güleryüz
    1 ...
  25. 63.
  26. esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgar.
    söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu?
    yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar?

    yağan beyaz bir sükut, bir mahşerdir sanki kar!

    bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.
    ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu.
    ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine;

    şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine.

    cahit sıtkı tarancı
    1 ...
  27. 63.
  28. elimden gelen bu

    elimden gelen bu ben iki kişiyim
    çoğalmak neyse ne azalmak zor
    birisi seni her an bırakıp gittiğim
    öbürü kan gibi tutulmuş seviyor
    ağzındaki acı alnındaki çizgiyim
    gözlerine kirli bir bulut getirdim
    hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor

    elimden gelen bu ben iki kişiyim
    birisi kapadığın kapılardan gitmiyor
    yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o
    bir yerin üşüse onun sıcaklığı
    öbürü en içten çağrını işitmiyor
    alıp tutmaksa o basıp gitmekse o
    bakışları kıyısız deniz uzaklığı

    elimden gelen bu ben iki kişiyim
    ikisi birden çıkmaya uğraşıyor
    bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
    birisi yeni baştan serüvene başlamış
    öbürü silahında son mermiyi sıkıyor
    çoğalmak neyse ne azalmak zor.

    atilla ilhan.
    3 ...
  29. 62.
  30. omzuna yattım.
    napıyorsun? dedi..
    salağa yatıyorum dedim.
    sustu..
    2 ...
  31. 61.
  32. Sen bana
    Sen desen de, demesen de olur.
    Ama ben sana sen deyeceğim.
    Düşün dur.

    özdemir asaf
    1 ...
  33. 60.
  34. Hayatına girerken farklı sandığın kişinin
    Aslında diğerleri gibi olduğunu terk edilince anlarsın.
    Anlarsın ki aslında kimsenin, farkı yok kimseden.
    Sadece biri daha iyi yalan söyler,
    Biri daha iyi oynar oyununu.
    Hepsi bu!

    Can Yücel
    4 ...
  35. 59.
  36. BAŞKALARININ ESKiSiNi GiYENiN ŞARKI

    Satın alınmış düşleri, bıkıp fırlattığınızda
    Ardınıza bakmayın
    Oradayım.
    Ayışığında bir öpüşme düşü,
    Eskitilmiş bir kadife bluz, sim işlemeli
    Ve yenilenen balayı, dantel askılı
    Yaramaz işime... ben üşüyorum.
    Sıcacık bir şey gereken
    Düşlerime.

    Yarım bırakılmış çorba,
    Geri çevrilmiş biftek ve "ihanet" yabancı bana
    ince topukları yaz takunyalarınızın.
    Bana kalın, yıkanmayan dayanıklı
    Akrabalar kadar tanıdık bir şey gerek
    Rengi de, rengi de olmalı elbet
    Yıpranmışlığımı örten.

    Dokunduğumda çocukluğumu düşündüren
    Gençliğim gibi sırrı açıklanmaz
    Kumaşlar satılmaz çarşılarınızda.
    Ağrılarıma göre tasarlanmadı giysilerinizin boyu.
    Bir korkuyu tanırsınız yalnız.
    yaşlanmak ve bırakılmak.
    ben de çeşidi var,
    Ama bitişmiyor sizinkilerle,
    Sevgiden doğuyor çoğu.

    Paramın yettiği bu tezgâhta
    Satılan eksileriniz
    Ellerim değdikçe soluk alıyor
    Eskiyen siz misiniz?

    Sennur Sezer
    2 ...
  37. 60.
  38. gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider!
    gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.
    elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter.
    ve madem ki bir gün ölüm mukadder;
    ben sularda batan bir ışık gibi
    sularda sönmek istiyorum!
    denize dönmek istiyorum!
    denize dönmek istiyorum!

    Nazım hikmet
    3 ...
  39. 59.
  40. sadece günün değil ömrün şiiridir.
    lavinia
    sana gitme demeyeceğim.
    üşüyorsun ceketimi al.
    günün en güzel saatleri bunlar.
    yanımda kal.

    sana gitme demeyeceğim.
    gene de sen bilirsin.
    yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
    incinirsin.

    sana gitme demeyeceğim.
    ama gitme lavinia.
    adını gizleyeceğim,
    sen de bilme lavinia

    özdemir asaf.
    4 ...
  41. 58.
  42. ikinin Şiiri

    Bugün iki kez yağdı yağmur;
    iki kez eskidim sanki.

    iki ömrü kol kola yaşadım ben;
    biri nergis bahçesi, diğeri mahşer yeri.

    Hep iki şömine yandı yüreğimde;
    birinde ateşti, diğerinde kül.

    Ve iki kez âşık oldum;
    bundandır iki kez ölmüşlüğüm.

    Sonra bir serüvende ikiye böldüm ömrümü;
    şimdi sömestrdeyim.

    ilk iki kitabımdan sonra sıtmaya tutuldu coşkum;
    daha depremlerleyim.

    Ve iki kere iki,
    kitabımda benim,

    ya çok eder
    ya sıfır...

    Yılmaz Odabaşı
    2 ...
  43. 57.
  44. Çok alametler belirdi.
    vakit tamamdır
    .Haram, helal oldu ,
    helal haramdır,
    Kendi kendimizle yarışmaktayız gülüm.
    Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz,
    Ya dünyamıza inecek ölüm.” N. H. RAN
    0 ...
  45. 56.
  46. su ciğerimizden kaçardı denizlerden bilinirdik
    bir tohumu ağaçtan beri açıklayabilirdik
    yanlışlıkla simurglardık uçurtma uçururduk aslında
    şimdi oturmuş otobüsün gelmesini bekliyor
    ve gül üstüne gül düşlüyor mutlaka
    işte susku gönlüme iniyor indi
    şehirli bin banliyö geçti üstümden sustum
    ah beni üflememişler ki beni
    ben aslında taşradan önce kuruldum
    kutsal kitaplar gibi içime sinmişti adın
    gözlerinin dindiği yerde cildin uzzalaşırdı
    içerenköy'de inmeyeydin o otobüsten ah!
    ah sanki ebu dücane ata çıkardı ama
    gözlerime öyle bakma annem ilkokul öğretmeniydi benim!

    ah muhsin ünlü.
    2 ...
  47. 55.
  48. Sırtımda çıplak
    Islak nefesin
    Bi gidip bi geliyor

    Biz senlen yatmıyoruz ki
    Yaşamıyoruz da
    Hep yarışıyoruz
    Sen mi ben mi
    Önce kim
    Ölümü öldürecek diye

    Can yücel.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük