günün şiiri

entry3078 galeri300 video20 ses2
    141.
  1. SEVGiLERDE
    Sevgileri yarınlara bıraktınız
    Çekingen, tutuk, saygılı.
    Bütün yakınlarınız
    Sizi yanlış tanıdı.
    Bitmeyen işler yüzünden
    (Siz böyle olsun istemezdiniz)
    Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
    Kalbinizi dolduran duygular
    Kalbinizde kaldı.
    Siz geniş zamanlar umuyordunuz
    Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
    Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
    Geçeceği aklınıza gelmezdi.
    Gizli bahçenizde
    Açan çiçekler vardı,
    Gecelerde ve yalnız.
    Vermeye az buldunuz
    Yahut vaktiniz olmadı.

    behçet NECATiGiL
    1 ...
  2. 140.
  3. sen yokken buralarda,
    ben her zaman oralarda.*
    0 ...
  4. 139.
  5. 138.
  6. Be Hey Dürzü

    Ne ararsın Allah ile aramda!...
    Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
    Hakikaten gözün yoksa haramda
    Başı açığa niye türban sorarsın?

    Rakı, şarap içiyorsam sana ne.
    Yoksa sana bir zararım, içerim.
    ikimiz de gelsek kildan köprüye,
    Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim

    Esir iken mümkün müdür ibadet?
    Yatıp kalkıp ATATÜRK´e dua et.
    Senin gibi d.rzülerin yüzünden,
    Dininden de soğuyacak bu millet

    işgaldeki hali sakin unutma.
    ATATÜRK´e dil uzatma sebepsiz.
    Sen anandan yine çıkardın amma
    Baban kimdi bilemezdin ş.refsiz.

    Mutlu çelik
    2 ...
  7. 137.
  8. Dağları aşıp, gelen uğultu.
    Seni her gönül bir kere duydu.
    ismini taa ezelden koydu.
    Aşkın sesi, söylenilen buydu.

    Hani kulağın zonklarya dostum.
    Birisi dersin, konuşuyor arkamdan.
    Birisi değildir o, dostum.
    Aşkın sesidir dağları aşan.

    Ya da, uzanmışken yatağına rahatça.
    Başlarya hain saat çalmaya.
    Seni sinirlendiren aslında.
    Duyamamaktır aşkın sesini bağrında.

    Oysa ne güzel olurdu her an.
    Onunla ayrılsaydın akşamdan,
    işe giderken tam arkandan.
    Konuşsaydı aşkın sesi kapıdan.

    Güle güle deseydi ne iyi.
    Dudağından bir kere öpseydi.
    Akşama seni bekleseydi!
    Nerede kaldın diye sitem etseydi aşkın sesi.

    Mutluluğa kanat çırpar.
    Hazzı yudumlardın.
    Acıları pay yapar .
    Beraber aşkın sesini anardın.

    Söylediğin şarkıların nağmeleri.
    Onu anımsatır mutlu ederdi sizi.
    Kim diye sorsalardı eyer ki.
    Bağırarak söylerdin aşkın sesi.

    * * * *
    1 ...
  9. 136.
  10. Hislerimi sana anlatabilseydim
    Böyle düşer miydim çaresizliğe
    Kelimelerde saklayabilseydim seni..
    Katlanabilir miydim bu sessizliğe...
    En güzel kelimeleri getirin bana..
    Bir de senin güzelliğin görünsün yeter...
    Bak bakalım o kelimeler ne hallerde..
    Hece bile olamazlar sen varken..
    Anlıyor musun..
    Aldanma sakın bakma yüzüne..
    Aynalar değil seni sen yapan..
    Güzelliğin aynalarda saklansaydı..
    Bir mecnun narası yeterdi belki..
    Ama kelimeleri titreten
    Dilime prangalar vuran
    Aynalardaki değil..
    Yüreğimdeki sensin..
    * *
    4 ...
  11. 135.
  12. Kapattım gönlümü, sevdalara ben.
    istemem son defa, sev güldür beni!
    Ant içtim inan ki, tövbeliyim ben.
    Aşkınla yanarsam, gel öldür beni!

    Kırıp bu kalbimi, her gün ağlatan,
    Ateşten bir dünya, bana yaratan.
    Neşeli gönlümü, derde bağlatan.
    Sözüne kanarsam, gel öldür beni!

    Gönlüme uğradı, bilmem kaç kişi,
    Ne hançerler vurdu, çekip gidişi.
    Unutmak isterim, kara geçmişi.
    Maziye dalarsam, gel öldür beni!

    Kimleri yaktın sen, söyle kaçını?
    indir o başından, sahte tacını.
    Bilir bu yüreğim, tattı acını.
    Sevgini sınarsam, gel öldür beni!

    Coşan bir pınardım, durulttun beni,
    Sevda çiçeğiydim, kuruttun beni.
    Aklımdan çıkartıp, unuttum seni.
    Adını anarsam, gel öldür beni!

    * *
    1 ...
  13. 134.
  14. Bir Ayrılış Hikayesi

    Erkek kadına dedi ki:
    - Seni seviyorum,
    ama nasıl?
    avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
    parmaklarımı kanatarak
    kırasıya,
    çıldırasıya...
    Erkek kadına dedi ki:
    - Seni seviyorum,
    ama nasıl?
    kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
    yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
    yüzde hudutsuz kere yüz...
    Kadın erkeğe dedi ki:
    - Baktım
    dudağımla, yüreğimle, kafamla;
    severek, korkarak, eğilerek,
    dudağına, yüreğine, kafana.
    Şimdi ne söylüyorsam
    karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
    Ve artık
    biliyorum:
    Toprağın
    Yüzü güneşli bir ana gibi
    En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...

    Fakat neyleyim
    saçlarım dolanmış
    ölmekte olanın parmaklarına
    başımı kurtarmam kâbil
    değil!
    Sen
    yürümelisin,
    yeni doğan çocuğun
    gözlerine bakarak...

    Sen
    yürümelisin,
    beni bırakarak...

    Kadın sustu.

    SARILDILAR

    Bir kitap düştü yere...
    Kapandı bir pencere...

    AYRILDILAR...

    NAZIM HiKMET RAN
    0 ...
  15. 133.
  16. Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin
    Sana kafir dediler, diş biledim Hakk'a bile
    Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin
    Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile.

    Sana çirkin demedim ben, kafir demedim
    Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin
    Yaşadın beş sene kalbimde, misafir demedim
    Bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin.

    Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine
    Takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek.
    Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
    Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek.
    Faruk nafiz çamlıbel-firari
    1 ...
  17. 132.
  18. sabah kalk,dolu mesane.
    işe!
    ve
    işe git!...
    akşam gel, dolu mesane,
    işe!
    ve
    yat!

    iki mesane arası, koca bir gün.
    iki mesane arası,koca bir ömür.
    kıyamıyorum, sifonu çekmeye.
    4 ...
  19. 131.
  20. Biraz değiştim,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
    Değiştim,
    Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
    Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
    Ben benimle savaşıyorum,
    Seninle değil!
    Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
    Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
    Sorun değil!

    Elbet alışırım,
    Biraz alıştım,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
    Alıştım,
    Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
    Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
    Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma,
    Kesin değil!

    Henüz tanıştım,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
    Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
    Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,
    Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…
    Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
    Samimi değil!

    Bir hayli kırıldım,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
    Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
    Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
    Aslında ne sana, ne olanlara…
    Kendime kırgınım…
    Maziye hiç değil, an’a kırgınım.
    Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
    Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
    Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…
    Bir hayli kırgınım…
    Beni ben kırdım oysa,
    iyi değil!

    Galiba yoruldum,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
    Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
    Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
    Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum!
    Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum,
    Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum,
    Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık,
    Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim,
    Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı,
    Sana bakan yanımsa toprakla aynı,
    Ne yaparsan yap gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin,
    Gözlerim yorgun, dudaklarım hissiz,
    Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır,
    Sarılmadan geçip giden uğurlamaların kavuşmaları hep beklentisiz,
    Söyleyemediklerini söylesen de şimdi, sesine aşina yanım onca sessizlikten sonra artık sağır!
    isteyerek değil!

    Çok çalıştım,
    Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı “git” izine,
    Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine,
    Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen,
    Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için çok çalıştım,
    Daha önce de gitmiştim, kendi isteğimle!
    Anladım ki daha önce sevmemiştim,
    Çok çalıştım inan,
    Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye,
    Her defasında daha da tozlaşan canımı kırmadan korumaya,
    Ve alışmaya kendime, bu göz gözü görmez dumanlı halime,
    Çok alışmaya çalıştım hem de,
    Tanıştım seninle doğan yanımla da ölen yanımla da,
    Birini yaşattım, yaşatıyorum da hala ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da!
    Yorulmak dinlenmekle geçmiyor,
    An be an çöküyor insanın içindeki güç,
    Işığı sönüyor, beyaza dönüyor rengi gitgide, hissizleşiyor,
    Ne yormak istedim seni ne de yormak kendimi,
    Çok çalıştım,
    Gitmeye de kalmaya da,
    ikisi de aynı acı,
    Kolay değil!
    1 ...
  21. 130.
  22. Gönülden geçenler dile gelmiyor
    Seni seviyorum diyemedim ki...
    Kısmet uzanmadan ele gelmiyor,
    Seni seviyorum diyemedim ki...

    Utancım kördüğüm oldu dilimde
    Mahvolan ömrümden ne var elimde
    Kaç kere demeye niyetlendim de
    Seni seviyorum diyemedim ki...

    Faydasız sevgilim gayrı ne dense,
    Ah! kaçan fırsatlar bir geri gelse
    Dillerim tutuldu sanki, nedense,
    Seni seviyorum diyemedim ki...

    Delimiydim dostlar, bilmem ki neydim
    Çevre şartlarına başımı eğdim
    Çok şey değişirdi, diyebilseydim,
    Seni seviyorum diyemedim ki...

    Talibin oldukça fikrime sordum
    Demek ki sevdamı hissedemiyordum
    Sanki bir bakışta söyle diyordun
    Seni seviyorum diyemedim ki...

    Ne kadar uygunduk birbirimize
    Titriyordum gelir gelmez gözgöze
    Hayatiyim kaç kez başladım söze
    Seni seviyorum diyemedim ki...
    * * * *
    1 ...
  23. 129.
  24. Seni yazdım şiirlerde,
    Seni çizdim resimlerde.
    Seni düşündüm gecelerde,
    Ben seni gizli sevdim.

    Haberin olmadı senin,
    Seni aradım şafaklarda,
    Yolunu bekledim sokaklarda,
    Ben seni gizli sevdim.

    Beni yaktım seni yakmadım.
    Kötü günler biter sandım.
    Seni şarkılarda aradım.
    Ben seni gizli sevdim .

    Razı oldum seni görmemeye,
    Elimi saçına sürmemeye.
    Aşkımı kalbime gömmeye .
    Ben seni gizli sevdim.

    Anlamadın beni anlayamadın,
    Bir yavru ceylanı yaralamadım,
    Sana uzakken daha yakındım.
    Ben seni gizli sevdim.

    Bir baktın gözlerime,
    Bin ataş düştü özüme,
    Sevdiğimi söylemedim yüzüne.
    Ben seni gizli sevdim.

    * * * *
    1 ...
  25. 128.
  26. Ben nerde bir çift göz gördümse
    Tuttum onu güzelce sana tamamladım
    Sen binlerce yaşayasın diye yaptım bunu
    Bir bunun için yaptım
    -Garson bira getir
    Garsonun adı Barba

    Ben nereye gittimse bütün zulumlardı
    Bütün açlıklardı kavgalardı gördüğüm
    Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu
    Namussuz bir çağ bu biliyorsun
    -Garson rakı getir
    Garsonun adı Hakkı

    Sen belki de bir resimsin ne haber
    Kırmızı bir Beykoz’un yanında duruyorsun
    Yapın bir de ağaç yapmış yanına
    Dallarına konsun diye kelimelerin
    -Garson şarap getir
    Garsonun hali harap

    cemal süreya-kanto
    0 ...
  27. 129.
  28. birazdan bir meydandan geçersin.
    elinde eldivenlerin,
    soğuğu hissetmeden, doğuya doğru çevirisin yüzünü.
    akşam olmadan yetişirsin uzaklığa.
    kadın mısın, büyümüş müsün?
    belirsiz
    her şey yeniden başlamaya müsait,
    ölümler kokusunu ağaçlardan almışken,
    bıraksan olduğu gibi,
    yazılsa yeniden sen,
    olurdu aslında
    aklıma düşüşün saklı,
    nedir bıraktığın bunlar, tuhaf.
    yoksa bu şehir mi bilinmeyen ağrıların kaynağı
    benim azalmışlığım, çoğaltıyor mu sigara altı sohbetlerde seni,
    kim bilir.
    geceler adından göz açtırmıyor!
    sen her gün yeniden oluyorsun
    bilmezsin varlığını,
    nasıl işgal ettiğini bir bedeni.
    1 ...
  29. 134.
  30. Gözlerin gözlerime değince

    Felaketim olurdu, ağlardım

    Beni sevmiyordun, bilirdim

    Bir sevdiğin vardı, duyardım

    Çöp gibi bir oğlan, ipince

    Hayırsızın biriydi fikrimce

    Ne vakit karşımda görsem

    Öldüreceğimden korkardım

    Felaketim olurdu, ağlardım

    Ne vakit Maçka'dan geçsem

    Limanda hep gemiler olurdu

    Ağaçlar kuş gibi gülerdi

    Bir rüzgar aklımı alırdı

    Sessizce bir cigara yakardın

    Parmaklarımın ucunu yakardın

    Kirpiklerini eğerdin, bakardın

    Üşürdüm, içim ürperirdi

    Felaketim olurdu, ağlardım

    Akşamlar bir roman gibi biterdi

    Jezabel kan içinde yatardı

    Limandan bir gemi giderdi

    Sen kalkıp ona giderdin

    Benzin mum gibi giderdin

    Sabaha kadar kalırdın

    Hayırsızın biriydi fikrimce

    Güldü mü cenazeye benzerdi

    Hele seni kollarına aldı mı

    Felaketim olurdu, ağlardım...
    1 ...
  31. 133.
  32. 'Hani bazı şehirler vardır ya saat 10'dan sonra kimsecikler olmaz...
    işte senden sonrası ondan sonrası.'

    can yücel
    3 ...
  33. 132.
  34. Bir gecikmişliğin mektubudur bu sana.
    Bir geç kalınmışlığın kalıntıları...
    Senden sonra içime batan ne kaldıysa yüreğime hediye,
    Hepsi bitmiş bir aşkın kalın tığları...
    Batıyor canıma,
    ... Canım cehenneme...

    Sen...
    Yüksek dağların eteklerine kurulmuş o köhne barınak!
    Kaç göçebe aşka çatı oldu eteklerin,
    Kaç tenden ter yağmurlu geceye sığınak?

    Yüzünün en katı katmanı şimdi gülüşün,
    Gülme,
    Utanıyorum kendimden...
    Korkuyorum,
    Ve korkmalısın yapabileceğim şeylerden.
    Aklına bile gelmeyen şeylerden mesulsün, bilemezsin.
    En çokta, benden...

    Bir narçiçeği açıyor avuçlarımda, kırmızı...
    Avuçlarım yangın yeri,
    Kor alev, kırmızı...
    Çoktan adını bile unuttum,
    Aldıracağım hayallerimden o doğmamış kızımızı!
    Acıyor avuçlarım.
    Ve açılıyor sonra,
    Allahım affet...

    Bedeninin en yumuşak yerinden öpmek isterdim seni,
    Eğer,
    Bu kadar derine saklamasaydın kalbini...

    Geçmişe verebileceğim bir cevabım yok, üzgünüm.
    Üzgün değilsin...
    Değilsin, çünkü senin en büyük cevabın benim!
    Sevdi diyeceksin,
    ;Hem de çok sevdi,
    Bu yüzden gittim...

    Allahım;
    Beni öldür!
    Failim meçhul olacak bu gidişle...

    Ben yoklama kağıtlarına kendi adımı,
    Üzerinde uyuduğum sıralara senin adını yazıyordum.
    ikimizin adının yan yana olduğu tek yer,
    Aynı otobüse aldığımız o çift kişilik tek biletti
    Sen gelmezdin,
    yok diye geçerdi adın aşkta.
    Ben göğsümü gösterip işaret parmağımla,
    burada derdim...

    Acıydı,
    Tahammülsüz...
    Katlanacak gücüm yoktu, üzgündüm ve güçsüz.
    Tam da burada,
    Sağ omuzum bir karış solunda kopuyordu kıyamet sansürsüz.
    Bir darağacı aklımda,
    Karıncalar gezinirken alnımda.
    Yalnızlık volta atarken,
    Çıplakken sen sıcak bir banyodan sonra anadan doğma,
    Sobeyken sağım solum aşka,
    Saklanamıyorken körebe...
    Çürümez denmiyordu...

    Sen bana karışıyordun,
    Ben de sana...
    Öptükçe cinsiyetlerimizi değiştirir gibi inliyordu dudaklarımız.
    sen, kadınım diyorsun,
    ben, erkeğim...

    Hala melekler kadar temiz ve güzelsin, aldım intikamını kendimden.
    Sen kanadın diye,
    Ben de kestim o gece bileklerimi...
    2 ...
  35. 131.
  36. SERENAD

    Yeşil pencerenden bir gül at bana,
    Işıklarla dolsun kalbimin içi.
    Geldim işte mevsim gibi kapına
    Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

    Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
    Ben aşkımla bahar getirdim sana;
    Tozlu yollarından geçtiğim uzak
    iklimden şarkılar getirdim sana.

    Şeffaf damlalarla titreyen, ağır
    Koncanın altında bükülmüş her sak.
    Seninçin dallardan süzülen ıtır,
    Seninçin karanfil, yasemin zambak...

    Bir kuş sesi gelir dudaklarından;
    Gözlerin, gönlümde açan nergisler.
    Düşen öpüşlerdir dudaklarından
    Mor akasyalarda ürperen seher.

    Pencerenden bir gül attığın zaman
    Işıkla dolacak kalbimin içi.
    Geçiyorum mevsim gibi kapından
    Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

    Ahmet Muhip DıRANAS
    1 ...
  37. 130.
  38. koynuma kadar yaklaştırdım seni.
    gülümsedim hiç durmadan.
    embesil aşık sevinciydi yüzümdeki.
    öyle çok bulanmıştım ki sana,
    dudağımdan sen salyaları sızıyordu.
    bir nefes daha fazla almadan hayattan,
    anladım,
    sen ölüm içindin.
    ondan buradaydın.
    gelmiştin, geliyor gibi yapıp,
    gelmiyordun aslında.
    ben mutluydum,
    sen mutluydun,
    yaşıyor gibi yapıp,
    aslında ölüyorduk...
    2 ...
  39. 129.
  40. Benden önce söylenmiş sözlerin haklılığına kızdığım oldu zamanında
    ama inandığımda. . .
    ömrümde her şarkı başka bir kapı açtı. . .
    bu şarkının ardında sen!
    Bu kapının ardında ise benden önce söylenmiş sözler vardı. . .

    Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar?
    Seçtiklerimiz mi?
    Bunca yokluk, bunca kırıklık, bunca acı!
    Seçtiklerimiz evet. . .
    Hayat bu sevgilim, çoktan seçmeli!
    Senin aşkınsa dönem ödevi. .

    Bu şarkı sadece benimdi sevgilim!
    Ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize.
    Yazmışsın ya! Onu sevebileceğimi düşünmüştüm.
    işte o günden beri, belki de bu yüzden sadece
    Bu yaralar, bereler, sanaydı! Bile'ler. . .göre'ler.
    Şahidim gök kubbe. . .

    iclal aydın
    0 ...
  41. 128.
  42. Yağmur ve Sen
    Çıkar at üstünden,
    içinden,
    Kirlenmiş ne varsa çıkar,
    Bir sen kal,doğduğun an gibi çıplak,
    Bir sen kal,
    Sevmemiş,sevilmemiş,
    Ve dolayısıyla incitilmemiş yüreğin,
    Gün yüzü görmemiş saflığın,
    Küfürsüz dudağın,
    El değmemiş teninle,
    Gözlerini dünyaya henüz açmış bir çocuk gibi masum,
    Ve de şaşkın,
    Ama bir o kadar hevesli yaşamaya,
    Sonra yağan yağmurun sesine kulak ver,
    Gecenin karanlığından süzülüp inen,
    Ve bir çırpıda at kendini dışarı,
    Koş,
    Yağmurun en hırçın düştüğü yerde bekle,
    Bırak, tane tane düşsün koynuna,
    Bırak, saçlarına dokunsun,
    Yüzüne aksın,
    Sonra süzülsün kirpiklerinden,
    Yanağına doğru,
    Ayak uclarından düşsün toprağa,
    Koş hadi yaklaş,
    Sarıl sımsıkı sarıl yağmura,
    Her damlası ile ayrı ayrı kucaklaş.

    Yağmur dindiğinde, yeniden doğmuş olacaksın,
    O an gökyüsüne bak,
    Göreceksin,
    Ay çıplak teniyle dokunacak geceye,
    Yıldızlar sıra sıra dizilmiş,
    Işıl ışıl gökyüzü,
    Ve sen yenilenmiş olacaksın,
    Yeni bir geceye,
    Ve sonrasında yeni güne merhaba diyeceksin.
    Her şey sil baştan yaşanacak.
    Ve her şey çok daha güzel olacak.


    Serkan Uçar.
    1 ...
  43. 127.
  44. eskisi kadar özlemiyorum seni,
    ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlar da..
    adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
    yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
    biraz yorgunum..biraz kırgın..
    ... biraz da kirletti sensizlik beni !
    nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
    "iyiyimler" yamaladım dilime.
    tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
    hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..
    gel diye beklemiyorum artık,
    hatta istemiyorum gelmeni..
    nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
    arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum
    benim derdim yeter bana banane !!
    alıştım mı yokluğuna ?
    vaz mı geçiyorum, varlığından ?
    tedirginim aslında,
    ya başkasını seversem ?
    inan o zaman seni hayatım boyunca affetmem ...

    özdemir asaf.
    2 ...
  45. 126.
  46. "gün olur, alır başımı giderim,
    denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
    şu ada senin, bu ada benim,
    yelkovan kuşlarının peşi sıra.

    """
    """

    gün olur, başıma kadar mavi;
    gün olur, başıma kadar güneş;
    gün olur, deli gibi.." *
    1 ...
  47. 125.
  48. 'hatırla' ki zaman muhteris* bir kumarbazdır
    hilesiz kazanır, bu bir kanun, her koyuşta.* *

    bir günün değil, her günün şiiri.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük