hak hukuk tanımaz,
haram nedir bilmez isen,
imam olsan tüm cihana,
dört bir yanın hoca dolsa.
bile bile döndürürsen,
rüşvet ile değirmen,
çuval çuval yığdığın,
bütün unun beyaz olsa
Âlim derler, bakarsın sözü kelâmı cahil
Yazar derler, yazar da.. özü kalemli cahil
Diplomayla, unvanla kazanmış cehaleti
Gidip aynaya bakmaz, sayar âlemi cahil..
Uludağ'da gördüm seni, düştüm o an sana.
Ne güzel gülmüştün oysa bana,
Sıcak çikolata ısmarladım gitti elli lira,
Bardağı yarım bıraktın gittin iki gözümün dilberi.
x x x
Otelde yan odama vermişler seni,
Uykusuz geçti tatil günleri,
hayal ederken tam seni,
sözlükte gördüm tatil entryni.
x x x
Nick altın onaltı sayfa,
nerden düştüm bu belaya,
gitti zaten elli lira,
hayran kaldım karmana.
x x x
filtre kahve severmiş,
eski sevgilisi ekşiciymiş,
haftaya paris'e gidecekmiş,
beni üzecek bu bekleyiş.
x x x
özleminle içerken kmh hesabı şişti,
pandemi kredisi bile bitti,
kalbimi çaldı parise gitti,
bu şiir de burada bitti.
hava soğuk üşüyorum ve ellerim titriyor
sözlüğe bakıyorum bir sözlük kızı düşürürüm ümidiyle
son megabyteleri feda etmek uğruna
ne açık artılayan ne de favlayan
nerde bu kalbi güzel sözlük kızları
nerde bu ahu gözlü huriler
nereler de hangi yaban ellerdeler
kimisi üzgün kimisi bedbah
savaşıyoruz bir birimizle
tarlalarını bölüşemeyen köylüler misali
taşa tezek vuran teyzeler gibi
bir birimize bok atıyoruz
halbuki sevsek birbirimizi
mutluluktan uçarız kelebekler gibi.
"köşe başları, akşamüstleri, kokular
tozar gider zamanın boşluğunda
karışır anların kuytu belleğine
belki sonraları bir gün
hatırlanır aynı kederle
yazın bittiği her yerde söylenir
söyleyenler inanır bir şeylerin sahiden bittiğine
yaz biter
eskir geceler, serin, hüzünlü
yeni mevsime hazırlık: ömrün teyel yerleri
bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri
çıkarır sizi dalgın derinliğinizden
yaşadığınızı duyarsınız teninizde
bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları
ahşap panjurları
yaz bitti
bitmeyen şeyler kaldı geride."
en uzak mesafe ne afrika’dir,
ne çin,
ne hindistan,
ne seyyareler
ne de yıldızlar geceleri ışıldayan.
en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir
birbirini anlamayan.
Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
Çok yaşında her zamanki çocuksun gene.
Ben seni uzun yolda yürürken görmedim ki hiç...
Şeklinde dizeleri olan şiirdir.
körse eğer gözün,
aydınlığı gündüzün,
karanlığı gecenin,
senin için fark eder mi.
kambur ise sırtın,
kuş tüyünden olsa yatağın,
sana rahat gelir mi.
tıkır tıkır çarpsa kalbin,
sevgi nedir bilmemişsin.
hiçbir gönüle girmemişsin.
sana canlı denir mi.
sana insan denir mi.
kanatlarım yok ki benim.
bugün gene uçamadım.
hasretim gökyüzünün enginliğine.
hasretim bulutların şefkatine
hasretim özgürlüğün zenginliğine.
kalkış saatim belli benim.
varış saatim belli benim.
tıklım tıklım dolu içim.
ben tarifeli bir trenim.
gece gündüz gidiyorum
bir uğurlayanım dahi yok.
son durağa gelsem bile,
daha gidecek seferim çok.
dolar dolar boşalır içim.
kirlenir kirlenir temizlenirim.
ben tarifeli bir trenim.
zincirlerle bağlanmışım bu dünyaya.
parangalar vurulmuş ayağıma.
mahkumum iki tane raya.
gidiyorum bir o yana bir bu yana.
ben tarifeli bir trenim.
kırılmış kolum kanadım.
bu gün gene uçamadım.
hasretim gökyüzünün enginliğine.
hasretim bulutların şefkatine.
hasretim özgürlüğün zenginliğine.
ben tarifeli bir trenim.
duruyorum,
bazen olduğum yerde,
uzun uzun dalıyor gözlerim.
fırtınalar kopuyor içimde.
yuvarlanıyorum.
birden çok derinlere,
saplanıyor böğrüme bir sancı.
kan kusturan bir ciğer marazı.
sıkıştırıyor her tarafımı.
ağır bir kalp ağrısı.
yırtıyor dört yanımı.
onarılmaz derin bıçak yarası,
sanki kazandığım,
son ekmek parası.
sevgimin bedeli,
bu günümün sebebi,
sen, benim başımın belası.
seni soruyorlar devamlı sevgilim.
anlatsana biraz nasıl birisi.
çok mu güzel yüzünde var mı beni.
kaşı gözü, çukur mu gamzeleri.
nasıl anlatabilirim söylesene.
tarif edebilir miyim ki güzelliğini.
anlayabilirler mi.
bakınca gözlerine,
dipsiz bir okyanusda boğuluyorum desem.
inanırlar mı acaba.
konuştuğun zaman,
susuyor bütün kuşlar.
seni dinliyor desem.
gördüğümde öylesine deli çarpıyor.
geçiremiyorum sözümü kalbime bile.
yanındayken duruyor sanki zaman.
bir ömre bedel küçücük bir an.
desem anlatmış olamam kendimi.
sevenlere sevdikleri sorulmaz.
ifade edebilir misin,
taşarak kalbinden çıkan duygularını.
üç beş kelimeyle.
özlediğin zaman,
içine akıttığın gözyaşlarını,
silebilecek mendilin var mı.
sevenlere sevdikleri sorulmaz.
zaten sormasınlar.
sevgi o kadar kolay anlatılmaz.
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak
"ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım.
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar,
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak,
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.dünya. çıplak omuzlar üzerinde duran.
herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya.
benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu.
sakın styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz.
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
insanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır.
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum.
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm.
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın. "
uzak bir diyarda yalnızım.
garip, mahsun, kimsesiz.
gurbet kınsız kılıç,
hasret kanayan yara,
özlem sarmış her yanımı,
rüyalar karışık, memleket ırak.
efkarlıyım düşümde.
düşmüşüm yola gidiyorum,
sessiz sessiz bir türkü çığırarak.
anam benim neredesin,
artık gurbet elindesin,
kahır ömrüm tükendi.
sen benim hep kalbimdesin.
bir dere akıyor önümde,
kenarında kavaklar.
kızarmış güneşin ışıkları,
esiyor delice bir de rüzgar.
fısıldıyor rüzgar kulağıma,
iki satır kelam.
gülücükler var yüzünde.
işten eve geldi baban,
gönderiyor sana benden selam.
kavaklar hışırdıyor,
bir yaprak düştü suya.
iki damla göz yaşım,
o yaprakla karıştı akan suya.
gurbet tükenmez hasret,
ayrılık geldi başa.
benden selam götür rüzgar,
hem anama hem babama.
yoldaydım birgün gene,
işim vardı bir yerlerde.
hızlı hızlı yürüyordum,
kafamda bir sürü düşünce.
tanımıyorum acaba o kimdi,
adamın biriydi.
sarsak sarsak ağır aksak,
önümde yürüyordu.
beyaz saçlıydı adam,
kara kuru, zayıf, ipince.
sıradan kendi halinde,
herkes gibi biri işte.
aniden sendeledi adam,
atılan son bir iki adım.
titreyerek düştü yere,
ne oldu anlamadım.
açılan gözleri,
bir an üzerime kenetlendi.
yardım et dercesine,
umutsuzca uzandı elleri.
ilk defa o gün,
ölen birini gözümle gördüm.
sanki bende onunla düştüm,
onunla öldüm.
sağdan soldan koştular,
toplandılar başına.
uğraştılar cansız bedeni,
yeniden canlandırmaya.
yoktu artık gözünün bebekleri,
bembeyazdı gözleri.
dudaklarında ki acı mı,
yoksa gülümseme mi.
hani nerde onu sevenler,
nerde sevdikleri.
gidemeyecek o bir daha,
yazlığına kışlığına.
onun evi artık,
toprağın bir metre altında.
sıkılmış yumurukları,
belli ki birisiyle döğüşüyor.
devirip azraili,
sanki geri dönmek istiyor.
azrail ortalardayken,
hızlı hızlı uzaklaştım oradan.
işlerim var daha yapacak,
uzun ömür versin bana yaradan.
ilk defa o gün,
ölen birini gözümle gördüm.
sanki bende onunla düştüm,
onunla öldüm.
tekrar tekrar bir savaş verirsin,
bizzat kendin kendin ile.
hasmın bazen elin olur,
çoğu kere savaşın kendi dilin ile.
kaybettiğin her savaşta.
arama hiç sığınacak bir bahane,
Neyi, nasıl yaparsan yap,
yaptığın hep kendine.
yoktan varı var edende sensin.
var iken varı yok edende.
nice savaşlar geldi geçti.
yaşadığın bir ömürde.
arama sakın kıyameti,
ne zamanda, ne cihanda.
kaybettiğin her savaşta,
kıyamet bizzat kendi içinde.
erkenden büyüdüm ben.
koştum hiç yürümeden.
hem çok yakışıklıyım.
hem acaip çekici.
karizmatik ve kişilikli.
aynı zamanda mistiğim.
fırtınadan bir atım,
şimşekten kılıcım var benim.
eski bir tanrı gibiyim.
öylesine güçlüyüm ki,
sıktığım zaman kuru bir taşı,
sırılsıklam ıslanıyor avucum.
nasıl demire verince su,
ışıl ışıl parlayan,
sep sert bir çelik olur.
işte ben oyum.
dev gibi bir orduyu,
tek başıma dağıttım.
kuzey ve güney amerika.
adalarıyla bütün asya.
afrika'yla tüm avrupa,
diz çökmüş gücümün önünde.
daha söyleyeceğim
çok şey varsa da,
inanmayın siz bana.
size yukarıda anlattığım ben.
aslında benim,
hayalimde ki benim.
ya siz kimsiniz.
ölüme çare ne,
başağrısı bahane.
yaşamak varken,
severek birbirini,
birlikte.
bu kin, bu öfke
niye.
malın vardı,
mülkün vardı.
Bağın vardı,
bostanın vardı,
terki diyar ederken,
yanında neyin vardı.
duyuyorsa kulakların,
şimdi iyi dinle beni
kırma sakın gönül kalemini,
yazacak bir defter bulamazsın.
kerem olup dağları delsen,
aslına gidecek yol bulamazsın.
hiç sevmedi bu hayat beni.
şans tanımadı birşeyler yapmama.
ne zaman bir sınav yapsa,
her zaman en kazık yerden sordu.
dört sayfa kağıt verirdim.
aldığım not yüz üzerinden ondu.
bu gaddar ve zalim hayat,
öylesine acımasızdı ki,
tekrar tekrar kaldırıp sözlüye.
hep çalışmadığım yerden sordu.
bitmedi bana kini hiç bitmedi.
Bu öylesine büyük bir kindi ki.
hain, acımasız hayat beni,
okulundan mezun etmeden kovdu.