"Allah'a ve Elçi'sine güvenirseniz, Allah davası uğrunda mallarınızla ve canlarınızla cihad ederseniz: böyle yapmanız sizin için daha hayırlıdır; tabi eğer bilgiyle (hareket) ederseniz."
Nisa 34 le islam A laf caktıgını zanneden zavallıların kendi ideolojindekı kadınlarda bir haber olduğunu gösteren ayettir.
Kadınların kerhaneye, meyhaneye, bara,pavyona düşmesinden, fuhuş çetelerinin ellerinde gezmesınden demi kötü haşa?
Bu ayeti atıp tutan evli kişi varsa buyursun. Bekara karı boşamak kolay tabiki. Bu boşanmakla yüz yüze gelenler için son çaredir. Yapılan her üç evlilikten birisi güme gitmesi sizin zihniyetiniz sonucudur.
“Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onlardan ayrılın/onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.”
Görüldüğü gibi, ayette üç müeyyideden bahsedilmiştir:
a. “fe izuhünne”(onlara öğüt verin).
b. “vehcuruhünne”(onlardan ayrılın)
c. “vedribuhünne”(onları dövün)
Eğer biz (c) şıkkındaki ifadeyi “ayrılmak” olarak değerlendirirsek, (b) şıkkındakini -haşa- yersiz bir tekrar olarak kabul etmek gerekir.
Kaldı ki, “sefere çıkma” manasına geldiği için ayrılmak olarak değerlendirilen “darabe” fiilinin bu anlamda kullanılması ancak “fî” harf-i cerle kullanılması durumunda söz konusudur. “(Yapacağınız hayırlar,) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple kazanç için yeryüzünde dolaşamayan fakirler için olsun.”(Bakara, 2/273) mealindeki ayette yer alan “yeryüzünde dolaşmayı/sefere çıkmayı/evlerinden ayrılmayı” ifade eden kelime “darben fi’l-ard” sözcüğüdür ki, burada “darabe” fiili “fi” harf-i cer ile kullanılmış ve sefere çıkmayı, evden ayrılmayı ifade eder.
Halbuki söz konusu ayette “darabe” fiili harf-i cersiz kullanılmıştır ki dövme anlamına gelir. Ancak, bu bir yuvayı dağıtacak şekilde başkaldırıda bulunan kadınlar hakkında verilen ve yuvayı dağılmaktan kurtarmayı hedefleyen çok uç bir misaldir. Efendimiz (asv) (c) şıkkındaki ayeti değil, (b) şıkkındaki ayetin ruhsatını kullanmış ve eşlerinden bir ay süresince ayrı kalmıştır. Dövme ruhsatını kullanmamakla da ümmetine bir nümune-i imtisal olmuştur.
bazen dünyanın telaşı ve acımasızlığı içerisinde içimizi bir umutsuzluk kaplar ,
hani kimseye anlatamazsın derdini de içini bir sıkıntı kaplar , bazen pişman hissedersin benzen de bu pişmanlığı abartıp kendimizi suçlarız ,
kimi insanlar da var ki kendini suçlamanın yanında sırf yalan dünyanın telaşı ve gelip geçici zevkleri uğruna (adı ister sevgili olsun isterse aşk olsun, ister borç olsun ,isterse hastalık olsun) sırf bunlar için kendi canına kıymak ister
bu ümitsizlik, bunalım ve kendini yalnız hissetme hali inanan bir insana yakışmaz , eğer gerçekten inanan biri ise hemen pes etmez, çektiği gördüğü sıkıntıları bir ceza değil bir basamak olarak görür,
tüm dünya da onun karşısına geçse , onu dışlasa , tek başına da kalsa , eğer yolu allah yolu ise sonuçtan korkmaz ve ümidini kesemez, çünkü her sonuçta dünyada kaybetse bile ebediyette kazanacak o'dur.
zumer suresi 53. ayet
Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâhi, innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu)
De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
"(Sana karşı çıkanlar) Hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz, lakin göğüsler içindeki kalpler kör olur."
günümüz gençlerinden öylesi var ki araştırmadan etmeden sadece müslümanım deyip geçiyor ve hayatını bir müslüman gibi değilde bir kafirden tamamen farksız yaşıyor ,
işin kötü tarafı birde araştırmadan bilgi sahibi olmadan tamamen ön yargıyla ve gafletle ben ateistim ben deistim deyip inananları cahil gören onları küçümseyenler var,
bakın ne diyor yüce allah kur'an'da:
bakara suresi 13. ayet:
Onlara, “insanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. iyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
sıkıntı,dert,tasa, haberler de izlediğimiz terör saldırıları ve umutsuzluk ?ya rabbim başka kimden yardım isteyebilir ve elimizi kime açarız? işte kur'an dan bir ayet :
bakara suresi 45. ayet:
''Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir''
etrafımızda ağaçtan dökülen yaprak gibi insanlar ölüyor ,
nereye gidiyor bu insanlar? peki biz nereye gideceğiz? ne olacağız?
inanan bir insansak ne kadar hazırlıklıyız ?
hesap kapanmadan, amel defteri kapanmadan ölüm gelip çatmadan ne kadar hazırlıklıyız ? imtihana, hesaba?
işte kıyamet günü , işte allah'ın bize uyarısı :
bakara suresi 48. ayet:
'' Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.''
hani bizden görünüp sonra bizi sırtımızdan vuran insanlar varya bizim zaafımızı bekleyen , en büyük zararı müslümanım deyipte islama zarar verenler !...
bakara suresi 77. ayet ne diyor bakın yüce rabbim:
''Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.''
şöyle düşünüyorum da bizden önce nice insanlar geldi geçti , kaç milyar insan öldü , aslında bu dünya hayatı bize verilen bir süreden başka bir şey değil önemli olan bu zamanı nasıl değerlendirdiğimiz..
bakara suresi 110. ayette ne buyurmuş yüce rabbim:
''Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.''