kendi elinizle kendinizi zor duruma sokmanıza sebep olur bazı zamanlar.
geçenlerde en yakın kız arkadaşımla evde takılırken, can sıkıntısından muhabbet nasıl oraya geldi bilmiyorum, "günlüğünü okut bana!" dedi. başta baya bir dirensem de sonra okumasında sakınca görmeyerek bir heves oturduk günlüğün başına. bu kız bu arada liseden arkadaşım oluyor. her günümüz nerdeyse birlikte geçiyor liseden beri.
neyse günlüğü okumaya başladık, gözümüzden yaşlar geliyor bir taraftan. o ısrarla liseye denk gelen kısımları okumak istiyor; kendiyle ilgili ne yazdığımı merak ederek.
bir dönem de lisedeyken benim ediyle büdü gibi ayrılmaz ikili gibi gördüğüm grubumuza başka bir kız bir şekilde dahil olmuştu. bu ikisi fazlaca samimi oldular, kendimi hayli yalnız hissettiğimi hatırlıyorum. ama gel gelelim bu durumla ilgili haince düşüncelerimi günlüğüme yazdığımı hatırlamıyorum. hatırlasam oturup birlikte okumazdım.
en yakın arkadaşımla ilgili günlüğüme karaladığım hin düşüncelerimden bir kaçına örnek:
"ben son sınıfta olmasam bu gerizekalıya katlanmam ama duuur o da bana muhtaç tabi, ingilizce sınavında kime yalvarıp da geçecek yoksa?"
"bir gün var ya dayanamıycam, saçlarından tutup duvara vurucam, iki gram beyni yok ya."
"ayy bu ikisi bir samimi oldular, nasıl yapmacık hareketler ama allah'ım! işleri düştü mü de 'my giiirl' demeyi biliyorlar."
"iyice kilo aldı şişti, bir tarafıma benzedi, hala burnu bir karış havada."
bunları okurken buz kestiğimi hatırlıyorum. yanımdaki insan iyi kötü her anımda benim yanımda olan en yakın, kardeşim diyebileceğim insan ve ben onun hakkında neler yazmışım! uzunca bir sessizliğin ardından kahkahalarla güldük. neyse ki bu arkadaş benim ciğerimi bilir. dolayısıyla bunları da o zamanki kıskançlığımdan yazdığımı da bilir. *
cocuklukta heves edilen bir istektir.
renkli defterler simli kalemler vs araclarindandir.
daha sonra ne yazik ki aliskanlik haline donusturulemez.
aradan 10 15 sene gecince de nasil yakip atarim diye dusundutturen eylemdir..
günlük yazmak bazen tedavi eder nitelikte bir durumdur günlük yazmam gerektiğini doktorum önerdi bende daha çok sözlükte bulunmaya çabalıyorum aynı görevi yerine getirmek için
(bkz: bir beyin tramvalının günlüğü)
kesinlikle anlamadığım bir olaydır. insan neden başından geçen olayları birkaç kağıda yazıp daha sonra onları okumak maksatlı saklamak ister? sanki ileride mutlaka beyin spazmı geçirip hiçbir şey hatırlamayacakmışız gibi...
aslen tutulma isteği yazma, paylaşma ihtiyacı olabilecek eylem. ama sadece bu kadar değildir. günlük tutan kişi gizliden gizliye beğenilme okunma iç güdüsüyle ve özel hayatını gizliden gizliye teşhir etmek amaçlı yazar. ben kimse okusun diye yazmıyorum diyen insan yazdığı her yazıyı yazdıktan sonra yok etmiyorsa yalan söylemiş olur. yazılı olan bir şeyin okunmama ihtimali düşüktür. kişi sadece kendisi okumak için bile yazıyorsa bu eylemin kişinin özel hayatını teşhir ettiği gerceğini değiştirmez. çünkü gelecekte ki sen ile şu anda ki sen aynı değilsinizdir. geçmişte yaşadığın olayları insanları unutmuşsundur. büyüttüğün şeyler çok saçma gelir gülersin hatta.
ve son bişey günlük
insan hafızasına meydan okur, unutmak her zaman kötü değildir, yenilenmeye yardımcı olur.
Yavaş yavaş yerini blog oluşumlarına bırakan olaydır . Eskiden günlük defterleri olmakla beraber insanlar bu defterlerine gün içinde yaşadığı şeyleri yazardı . Şu anda yazmıyorlar mı ? Elbette ki yazanlar vardır ... Fakat günümüz teknolojisinin geliştiği , internetin hemen hemen her noktadan ulaşılabilir olduğu şu zamanlarda insanlar bu eylemi yavaş yavaş bırakıp alternatif yöntemlere başvurmuş ve dünya genelinde blog patlaması yaşanmıştır . Kısa sürede blog açılabiliyor , yazılar yazılabiliyor , resimler - videolar eklenebiliyor ve daha fazlası yapılabiliyor bu teknoloji ile . Yani biraz mantıklı düşünürsek blog teknolojisi daha iyi gibi . Yani elle yazmaktansa bilgisayar üzerinde o yazıya ; fotoğraf , video gibi görsel içerikler ekleyerek o anı ölümsüzleştirmek daha iyi değil midir ?
gün içinde yaşanan olayların kişisel yorumlar katılarak kağıda dökülmesidir. insanın bazen söylemedikleri olur en yakınına bile, bu anlarda biricik kurtarıcıdır günlük. her ne kadar cümelelere dökmek zor da olsa duyguları, bir şekilde yazılır, rahatlatlatıcıdır.
günlük yazmanın asıl amacı; gün içinde yaşanan olayları aynen geçirmek değildir. örnek olarak;
10.12.2008
bugün erken kalktım uykuluyum hala. sözlükte takıldım birazcık. sonra arkadaşlarım çağırdı beni kahvaltımı yapmadan gelemeyeceğimi söyledim. güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra çıkıp deliler gibi dolaştım...
vs gibi olmamalıdır. her gün yazmak, yukardaki örnekteki gibi tek düzeliği getirir ve 10 yıl sonra okuduğunuzda anlamsız cümleler topluluğu olarak görürsünüz.
şimdi gelelim günlük yazmak nasıl olmalı sorusunun cevabına. günlük yazmak ciddi bir iştir, öylesine demedim gerçekten ciddiye almak gerekir. yaşamınızı etkileyen olayları yazılabilir yani yaşanılanlardan bir anlam çıkarıp yazılabilir günlüğe. örneğin; size kazık atmış bir arkadaşınız vardır veya delicesine aşıksınızdır. bunları yalınkat günlüğe geçirmek yerine; insanlar hakkında genel çıkarımlar yaparak günlkte bir sonuca ulaşırsınız.
günlüğün her gün yazılması başlı başına saçmalıktır. şimdi birisi çıkıp "adı üstünde günlük her gün yazmayalım da ne yapalım" diyecek ayar edecek adamı en iyisi mi açıklamak. insan yaşamı her zaman heyecanlı değildir çoğu zaman monoton geçer. her gün aynı şeyleri yazmak insanı sıkabilir, günlük yazmaktan soğutabilir. bunun yerine; yazmak istediğiniz zaman yazmayı deneyebilirsiniz. düzenli günlük tutmak hiçbir fayda getirmeyecektir.
genelde günlkler karamsarlıkla dolu olur çünkü; insanoğlu dertli olduğu zaman başına geçer bu işin. bu durum bir süre sonra sizi rahatsız edebilir ancak; yaşamak böyledir karamsarlıklarla doludur. güznlük ise bu karamsarlıkları sizinle paylaşan bir nevi psikologtur.
yıllar sonra okuma kısmı ise en güzel duygudur. kişi okurken günlüğünü, eskiyi ve yeniyi karşılaştırır hayatın ve kendisinin ne kadar çok değiştiğini gözlemler. eskiden kafasını yorduğu şeyler şimdi onun için sıradan olmuştur. yepyeni tecrübeler kazanmıştır. bunun sevinci ise değişilmezdir.
Aslında yazılan kaydın adının "günlük" çerçevesinde toplanmasına rağmen bir süreden sonra "birkaç günlük" olmaya başlayan ve ileri yaşlarda "ne yaptım,ne ettim" in cevaplarından çok "o zamanlar ne hayallerim,düşüncelerim,ideallerim varmış" sorusuna cevap bulunabilecek bir çeşit arşivleme işlemi.
insanı rahatlatan ve yazı yeteneğini geliştiren bir eylemdir. küçük yaşta başlanması özellikle faydalıdır. fakat abartmamak lazım bu günlük olayını gün gelir bir bakarsınız bir koli defteriniz olmuş. bir çoğuda gereksiz yazılarla dolu. yerinde ve bilerek günlük tutmak en güzelidir.
anıları anımsatır, kendinizi daha iyi tanımanızı sağlar hatta kimi zaman dost olur yanı başınızda.
yıllar sonra yazan kişinin çocukluk anatomisini ve kişisel gelişimini ortaya çıkaracak eylemdir. bir tür içini boşaltma aracıdır.
sevgili günlük;
bu gün burcu beni öptü, beni öptüğü an hissettiklerimi anlatamam. çok iğrenç bişiydi zaten evlenince yatağımın ortasına duvar yaptırıcam. bak günlük bunları kimseye söyleme tamam mı? bunlar sır.