dün akşam televizyonda yayınlanan güzel film.
filmi beğenmeyenlerin aksine güzel birçok şey vardı bana göre ; yavuz sultan selim'in " bir gözleri ahuya zebun etti beni felek " sözü, profösörün odasında hafize hanımı sürekli vurup kişilerin yer değiştirmesi, alper canan'ın sevişirken ölmesi yine alper canan'ın okuduğu şiir ve her önüne gelenin hamiyet hanımı vurması gibi.
beni çok güldüren bazı diyaloglar :
alper canan : hamiyet hanım, sizde bir tuhaflık var. yani ben her seferinde olayları değiştirip tabancayı yok ediyorum. tabanca o serkan salağından çıkıyor ve sizi vuruyor. hadi diyorum bu sefer kendimi vurayım, belki tekrar kendi içime girerim de kurtulurum, yok. yine siz vuruluyorsunuz. yani siz her seferinde bir yolunu bulup öldürülmeyi başarıyorsunuz. salak mısınız nesiniz hamiyet hanım ?
hamiyet hanım : bence siz bir doktora görünün.
alper canan : hayır ben bu defa şansımı sizden yana kullanmak istiyorum. yani mahallede herkes sizi en az bir kere öldürdü bir tek ben öldürmedim. belki diyorum bu sefer kurtulurum. müsaade ederseniz kafanıza sıkabilir miyim ?
burak : ... gider bir mumyanın içine hapsolursun
katil : ne ?
burak : bizim şu anda yaşadıklarımızı eski mısırlılar da biliyordu
katil : hah bende bu hikayede ne eksik ne eksik diyordum. bak amına koduğumunun eski mısırlılarıymış ha ...
alper canan'ın bir inşaatın en üst katında okuduğu şiir :
aman kendini asmış yüz kiloluk bir zenci
üstelik gece inmiş ses gelmiyor kümesten
ben olsam utanırım bu ne biçim öğrenci
hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı kendini asan zenci
bira içmez ağlardı babası değirmenci
sizden iyi olmasın boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor
kuş vuralım istersen
'HER ŞEY BAŞLAR VE BiTER. VE BUNUN SAYESiNDE HAYATIMIZDA YAŞADIĞIMIZ EN GÜZEL, EN iYiYi KEŞFETME ŞANSINA ERiŞMiŞ OLURUZ. EĞER BiR ŞEY BAŞLASA VE SONSUZA DEK DEVAM ETSEYDi HER ŞEY ÇOK SIRADAN BiR HAL ALIRDI' VB. SÖZLERiYLE, ÖĞÜTLERiYLE ARA SIRA DiKKATiMi TOPLAMAMA YARDIMCI OLDU.
AKILLARDA KALICAK BiR FiLM OLMAMASINA RAĞMEN SIKICI DA DEĞiLDi.
(bkz: köksal engür)nün sesiyle o replikleriyle bir ayrı hoş kıvama gelmiş filmdir..
izlediğim Türk filmeleri arasında diyologlarıyla beni çelen ilk filmdir..*
türk sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmış filmdir.
bu kadar manyak bir hikaye ve bu kadar güzel oyunculuğu izlemeyi gerçekten bir çok türk insanı hak etmiyor. bu yüzden herkese bu filmi tavsiye etmiyorum. hele ki grup halinde izleyip güleceğini sanan malaklara!
siz recep ivedik 2'yi izlemeye gidin! kaza bela bu filmi izlerseniz ne kadar mal oldugunuzu anlar ve kendinizi vurmaya kalkarsınız mazallah!
o degil de, neydi lan marliyn monroe'nun gerçek adı?
bir yerden sonra konusu, kurgusu zıvanadan çıkan film. baştan sona saçma aslında, o yüzden senaristin çok eğlendiğinden eminim. eksik bir tarafı varsa o da kadrosuna rağmen oyunculuktur sanırım, tiyatro olsa neyse ama sinemaya biraz yapay kaçıyor. replikler, diyaloglar şahane.
kadrosuyla hayranlık uyandıran filmdir. filmin konusu, güneş tutulması ardından profosor,emekli edebiyat öğretmeni, imam , şarkıcı, profosorun ofisindeki kadın, kiralık katil,inek üniversite öğrencisi,şair ve garson'un ruhlarının sürekli bir birleri arasında gidip gelmesi. emekli edebiyat öğretmeni hayatından oldukça şikayetçidir, karısından çok karşı apartmanda oturan genç üniversite öğrencisi şule'ye ilgi duymaktadır. ne var ki yaşı bunun için oldukça ileridir. ve güneş tutulması gerçeklerşir. bundan sonra kimsenin hayatı eskisi gibi olmayacaktır.
film müthiş bir zeka ürünü. son dönem türk sinemasında recep ivedik 2'nin bile milyonlarca kişi tarafından seyredildiğini düşünürsek inanın bu film daha fazlasını hak ediyordu.
küçük bir ayrıntı da çapkın kız şarkısını gerçekten özgü namal'ın seslendirmesiydi.
filmde gözüme tek çarpan hata şu oldu; emekli edebiyat öğretmeni inek öğrencinin bedenindeyken özgü namal ile üniversiteye girer ve şöyle der " üniversite ne kadar değişmiş bizim zamanımızda böyle değildi ". filmin çekildiği yer bahçeşehir üniversitesi. sadece 11 yıllık bir üniversite. hem de çekildiği yıl 10. senesi hatta etrafta üniverstimezin 10. yılı diye de pankartlar mevcuttu.
en güzel türk fantastik komedisidir. oyuncu kadrosuyla, diyaloglarıyla muhteşem kere muhteşemdir.
ancak biraz sönük kalmış sanırım piyasada, son çıkan popülaritesi yüksek türk filmleriyle kıyaslanamayacak kadar iyi olmasına rağmen anlamlandıramadığım durum olmuştur bu da.
dün gece gece gülmekten altıma sıçırtmış olan film ki ben polis filminden pek haz etmemiştim.ama bu kadar gülmemin sebebi çok beklentiyle izlemememdi.son dönem izlediğim en sürükleyici eğlencelik türk filmiydi.izlemediyseniz aşağıdakileri okumayın her ne kadar spoiler olmasada filmin tadını kaçırabilir.
--spoiler--
özgü namal ın oyunculuğunu bir kenara bırakırsak,kendisi için şimdiye kadar gördüğüm en seksi karakteri canlandırmış diyebilirim.özellikle hafif bi göbek ne yakışırmış dedirtti bana. biraz daha sapıklaşırsak, kalçaya hafif bi şaplak cuk otururmuş ayıptır sölemesi.hakkettan ayıp demeyin orda burda.***
bulent emin yarar gibi bir tiyatrocuda sinemadaki kariyerini iyice sağlamlaştırmış.close up çekimlerine dikkat edin mimiklerine çok ince ve temiz ötesi oynamış.hadi len sana mı kaldı oyunculuk tespiti diyebilirsiniz ama daha önce bu kadar yakın mimik oyunculuğunu görmemiştim.ee tiyatroda göremiyosun korkuyorum anne gibi filmlerde de çok yakın çekim yok. bu seyir zevkini bize yaşattığı için onur ünlüye teşekkür etmeliyiz.
haluk bilginer içinse bişey diyemiyorum o zati bir beyaz perde divası benim için.profesörle fikrinin tartışma sahnesindeki haluk bilginerin mimiklere dikkat.10 15 defa izleyip izleyip mimik olarak dersler çıkarılmalı.ülkü tamerin şiirinide enfes seslendirmiş.
burda saymadıklarımın her biri de filmi mükemmel tamamlamış.onur ünlününde polise atıflarıda çok hoş olmuş.ancak senaryonun sonu biraz buruk bırakıyor insanı bi de paradoxu çözme sahneleri azcık uzamış.
ah muhsin ünlü uyumuna uyan güzel bir mavra, onur ünlü'den.
bu adamın yazışı da çekişi de iç çekişi değişik/sağlam/harbi... -merakhissiyatıuyandırmadaüzerimeyok- dercesine işler yapıyor. bana da hayırlı işler demek düşüyor.
filmden iki sahne:
-Lan yoksa sen harbi Alper Canan'sın da beni mi yiyosun?
+Beyefendi, 20 dakikalık tecrübeme dayanarak söylüyorum şairler insan yemiyorlar.
ve illa ki:
-Şimdi gidiyorum Saadet, ama sakın bu herife veriym deme.
aynı gün içinde iki kez sıkılmadan izlediğim tek film. öylesine güzel öylesine benim olan, yalnız;
--spoiler--
tekrar izledikten sonra şöyle bir mantık hatası olduğunu düşündüğüm film. şimdi fikri kimin bedenine girse asıl o bedenin sahibi ölmüş oluyor. yani başka bir değişle iki tane aynı bedenin aynı anda bulunması mümkün değil filme göre. ancak, yaşlı teyze hamiyet hanım, her defasında vuruluyor, fikri, hamiyet hanım öldükçe, kurban'ın bedenine giriyor ve her seferinde hamiyet hanımın vurulmasını görüyor. ancak gerçekte hamiyet hanım diye biri olmadığı için, kurban'ın aslında ya ölmüş olması gereken hamiyet hanımı görmesi ya da hamiyet hanımın bedenine girememesi mantık hatası doğuruyor.
--spoiler--
nedense çok beklememe ve dahi merak etmeme rağmen bugün izleme fırsatı bulduğum onur ünlü'nün 3.filmi. eğer onur ünlü sineması diye bir şeye inanıyorsanız, izlerken büyük keyif alacağınız bir film. sahiden fantastik bir mavra. oyunculuklar mükemmel, senaryo ve kurgu çok güzel, çok güçlü bir yapı kuruyor filme. hele o müzikler, haluk bilginer'in çok sıkı bir zeki müren hayranı olduğunu biliyoruz, zeki müren'den dinlediğimiz "böyledir karasevda" şarkısını haluk bilginer'in, biraz da zeki müren'i taklit eden tonuyla dinlemek müthiş. netice itibariyle olmuş film, izlenilebilecek, kulakta bir iki kelime bırakabilecek bir film.
kimin ruhu kimin içinde. kim kimdir. ne nedir. kimim lan ben böyle dedirten .karışık, komik paradoks hallerin olduğu bir durumu anlatan film gayet hoş eğlenceli bir o kadarda sürükleyicidir. kedi fare oyunu gibi filmi çömeye çalışıyorsuz .