--spoiler--
türkiyenin acı gerçeklerini anlatan daha doğrusu anlatmaya çalışan mahsun kırmızıgül filmidir. açıkçası filmi çok arabesk ve dağınık buldum. bir çok konuya atlamaları, terör konusundan uzaklaşmaları olmamış. nedir uzattıkları konu. onca sorun varken eşcinsellik konusunun cıvığını çıkarmaları. bence filmde bu konu gereksiz derece uzatılmış ve çok itici durmuş. ayrıca eleştirel bir film yapıldığı söylense de ben ne hükümete ne de emperyal güçlere sert eleştiriler göremedim. norveçe ya da batı avrupaya git kurtul mesajı da verilmiş. istanbula gemeninde terörden kaçmaya yetmeyeceği anlatılmış. istanbuldaki savaş daha büyük!
filmin tersine oyunculuklar da gayet iyiydi aslında. tek tek saymaya gerek yok. herkes oynaması gerektiği kadar oynamış. film teröre çözüm önerisi getirmiş mi? tabiiki hayır. izleseniz de olur izlemeseniz de!
--spoiler--
memleketinden zorla yollanan Altun ailesini istanbul a taşınmasıyla yaşadıkları olayları anlatan film.
Bazı yerleri güzeldi bazı yerleri fazlaca abartıydı.
Abartı olarak rahatsız eden bir sahnesi vardı.
--spoiler--
Norweçte mahkemede ülke nin halini anlatma şekillerini hiç beğenmedim.
Sanırsın ülke bin beter bir cihan harbi ki herkes birbirini kesiyor.
acıyın bize ne savaş ne savaş tarzı damara basan sözler vardı.
Halbuki oğlu dağa çıkmış terörist.
O hariç travesti olayını beğendim. Keşke hep travestileri işleselermiş.
En azından sanat filmi olurdu.
--spoiler--
türk - kürt milletinin sorunlarını çok iyi bilen, türkiye'deki sorunları çok iyi bilen, türk milletinin tanıyan, içinde olan, nelere ağladığını bilen mahsun kırmızıgül'ün ver acıyı, ver acıyı formatı ile bütün dramları bir arada sunup, yazıp -yönetip- oynadığı film.
1999'daki magazin gazetecileri derneği ödül töreninde ahmet kaya'nın "kürtçe klip çekmek istiyorum" demesi üzerine, buna cevaben 10.yıl marşını okuyanlar arasında yer alan şahsın yönetmenliğini yaptığı, kürt sorununu ele alan filmdir.
iyi film, güzel film, duyguyu hissediyorsun, yeri geliyor ağlamamak için kendini zor tutuyorsun falan ama, sanki biraz devlete bok atma çabası var gibi. yöre halkının acısını anlatmak amacıyla çekildiğini düşünürsek; helal olsun on numara film olmuş. ama norveç e giden aileyi düşünürsek çirkeflik kokusu geliyor biraz. burada kalan yaprak dökümüne uğruyor, terk-i diyar eden, avrupaya kaçan kral oluyor. ne yani verilmek istenen mesaj? kaçıp kurtulmak mı lazım buradan?
her şeyi geçtim filmin sonundaki istatistiki bilgiler ne? ne amaçla yazıyorsun onları. götümüze gireni afişe etmek mi yoksa birilerine bok atmak mı? çok ön yargılı olduğumu düşünenler olacaktır elbet ama, mahsun un oynadığı filmdende çok güzel sonuçlar çıkartmak zaten olası değidi.
tek bir film de bir çok konu işlendiği için olaylar film şeridi gibi geçiyor gözünüzün önünden. "mahsun da amma dolmuş" demekten alamıyor insan kendini.
ülke gerçeklerini yansıtmak açısından eli yüzü düzgün bir çalışmanın ortaya çıktığı bir mahsun kırmızıgül filmi. yer yer basında yer almış gerçek olaylardan da esinlenilmiş. ali sürmeli ve altan erkekli filmin kozları olmuşlar. bu arada, film, "teröre bulaşmayan ve maddi durumu iyi olan bir aile bu durumları yaşıyorsa, daha gariban olanların durumu nicedir?" sorusunu da uyandırıyor insanın zihninde.
--spoiler--
(#7429408) : aile üçe bölünür. bir kısmı istanbul'a, bir kısmı norveç'e, bir kısmı karadeniz bölgesi'ne gider. ailenin babası orada yaşadıklarını daha fazla yaşamamak için olabildiğince uzaklaşmak istemektedir.
--spoiler--
allah korusun, kimseye evlat acısı yaşatmasın. fakat, oğlu çamaşır makinesinde ölen adamın o kadar kolay kendine gelememesi gerekir *. filmde yas tutma sahneleri olmalıydı. o kadar sene oğlu olmasını beklemiş ve elim kazada kaybetmiş..
bir de anadolu dururken ne diye kalkıp istanbul a gidiyorlar? kendi memleketlerine benzeyen yere gitmeleri daha mantıklı olurdu.
artık bana bir fantazi-arabeskçiyi değil yılmaz güney'i hatırlatan mahsun kırmızıgül'ün afişleriyle de beğenimi kazanmış, her izlediğimde beni hüzünlendiren ülkem gerçeğinin beyaz perdeye yansıtılmış halidir.
çevremdeki zevzekler tarafından orgazm olmaya karşılık gelen tanımlamadır ayrıca.
"güneşi gördün mü lan?"*
mahsun kırmızıgül'ün yazıp, yönettiği ve aynı zamanda başrolünü oynadığı filmdir.
--spoiler--
şahsen film ilk çıktığında ön yargılı yaklaşmıştım. "mahsun'dan da yönetmen mi olurmuş?" demiştim. ve bugün g.t oldum sözlük. evet söylüyorum resmen g.t oldum. evet bu adamdan yönetmen olurmuş, hem de en kralı olurmuş. filmin senaryosu olsun, çekim kalitesi olsun, müzikleri olsun bence çok ama çok güzel. öyle anları var ki insanı derinden etkiliyor. öyle anlar var ki filmde insanın gözünden yaş akmamasının imkanı yok. ve genel olarak bakılırsa da zaten filmin verdiği mesaj çok önemli ve çok doğru. mahsun kırmızıgül, duygusallık ve sosyal mesajı bence çok ama çok iyi harmanlamış ve bu ilk filmi de mükemmel bir şekilde karşımıza çıkarmıştır. helal olsun diyorum!
--spoiler--