hakkında odatvcomda çıkan yazı yeteri kadar olayı aydınlatmaktadır.
GÜNEŞ, NORVEÇTEN Mi DOĞUYOR?
Güneşi Gördümün basın gösteriminin ardından, uzatılan mikrofonlara konuşurken, Sanatçı, muhalif olmalıdır vb. cümleler de kurdu Mahsun Kırmızıgül. 112 dakikalık bir filmin içinde altı yedi ayrı öykü anlatmaya çalışan, yani filminde gereğinden çok konuşan bir yönetmenin bu ;muhalif tutumdan tam olarak neyi kast ettiğini netleştirmesini bekledim ama bir sonuca varamadım.
Öncelikle belirteyim, Güneydoğu ve Kürt sorunu konusunda Sürüden Yola, Işıklar Sönmesinden Büyük Adam Küçük Aşk, Fotoğraftan Fırtınaya kadar onlarca film yapıldı sinemamızda. Güneşi Gördüm, içlerinde en pahalıya mal olanı; Öte yandan da en ucuzu.
Genel olarak, Kürt sorunu çerçevesinde şekillenen bir öykü (öyküler) anlatıyor Güneşi Gördüm. Güneydoğunun, nüfusunun yarıya yakını başka yerlere göç etmiş dağ köylerinden birinde yaşayan bir aileyle tanışıyoruz. Oğullarından biri askerde, diğeri PKK saflarında dağda; PKK militanı oğul, operasyonda öldürülüyor. Devlet, köyü terk etmeleri için baskı yapıyor. Neticede, istanbula doğru yola çıkılıyor. Ailenin bir kolu, insan kaçakçılarının organizasyonuyla Norveçe giderken, diğerleri istanbulda kalıyor.
istanbulda kalanlar, her anlamda cehennemi yaşamaya devam ederken, Norveçe gidenler kısa sürede cennete kabul edilmiş gibi oluyorlar.
Unutmadan söyleyeyim, Güneşi Gördümün istanbul ayağında, toplam öykünün yaklaşık üçte birine karşılık gelen, insan bu ülkede özgürce yaşayamıyor; gibi lafların bolca geçtiği, ailenin gençlerinden birinin travestileşmesine, dolayısıyla cinsiyet ve kimlik değiştirmesine dayanan bir boyut da var.
Peki, Kırmızıgül neye ve kimlere muhalif?
Örneğin, filmde anlattıklarına bakarak, bugün iktidarda bulunan AKPye muhalif olduğu söylenebilir mi? Hayır;
PKKya? O da değil;
Başından beri Kürt sorunu konusunda binbir hesap yapıp senaryo geliştiren ve uygulayan ABDye en ufak bir muhalefet yapılıyor mu filmde? Zerresi yok, ABDnin adı bile geçmiyor.
Kürt sorunu konusunda önemli figürlerden biri olan Avrupaya Ne muhalefeti, Mahsun Kırmızıgüle bakarsanız, Kürt güneşi Norveçten doğuyor. Avrupaya kapağı atan, eh arada bir memleket özlemi çekiyor tabii ki ama vallahi hayatını yaşıyor! Türkiyedeki devlet babanın zulmünden kaçanlar, Batının devlet anasının şefkatli kollarında mutluluğu buluyor.
Feodalizme de bir eleştirisi yok Kırmızıgülün, kapitalizme de
Yemin etsem başım ağrımaz, insan kaçakçılarına bile muhalif değil yönetmenimiz.
Filmde, biri iyi diğeri kötü iki subayla temsil edilen Türk ordusuna? Evet, belki biraz bu konuda muhalif tutumdan söz edilebilir ama o konuda da tam anlamıyla ne şiş yansın ne kebap tavrı, katıksız bir oportünizm söz konusu.
Özetle, Türkiyede Kürtler de travesti-transseksüeller de büyük baskı altında deyip yeni bir şikayetnamenin yazıldığı; seyirciyi baştan sona ağlatıp, ele attığı her konuda (Kürtler, ölen askerler ve PKKlılar, göçmenler, yetimhanedeki yavrular, zihinsel özürlü çocuklar, travestiler) inanılmaz biçimde duygu istismarı yapmaya soyunan bir film Güneşi Gördüm.
Neyse sonuçta, elbette savaşa muhalif olduğunu söyleyecek Mahsun Kırmızıgül ama barış da bu kadar çok ama boş konuşarak, Batıdan insaniyet ve yardım eli dilenerek gelmiyor işte.
konu edindiği olaylar; -en kötü(!) ihtimalle- birbirinden bağımsız ele alındığında, yurdumun bir yerlerinde yaşanmış, yaşanıyor ve yaşanacak olaylar olan mahsun kırmızigül filmi. biz merhametimizi göstermemiz gereken yerde esirgeyip, -kendisi halihazırda yanlış olan- nefretimizi yanlış coğrafyalarda çarpıştırıp-büyütüğümüz için hala sırrılara sakıklara takılırız. mevlana dönedursun biz cümlelerde adam boğazlayalım. ***
fragmanından edinilen izlenime göre kotarılabilmiş film. belli bir güneydoğu insanı filmi. ancak çok dallı bir yapısı var. doğulu insanın birkaç sorununu birden işleme gibi bir yola gidilmiş. iyi, güzel... böyle filmler yapılmalı. ama hakkıyla yapılmalı. asli sebebine bağlı kalınarak yapılmalı. kırmızıgül'ün film çıkmadan hakkında konuşulmasını engellemek adına verdiği çaba da başka şeylerin filmin/filmin anlatmak istediğinin önüne geçmesini istemediğini gösteriyor.
izlemeden film hakkında yorum yapmak yanlış. fakat şöyle bir şey var. kırmızıgül her ne kadar söyleyecek sözü olan bir yönetmen olarak kendini sunsa da, bu sözleri söylemek için geç olmuştur. ancak meseleden kendine paye çıkarmak için tam zamanında harekete geçmiştir. kırmızıgül'ün bu tutumunu, bu hassasiyetini bundan yıllar önce, şimdilerde ekranlara yeniden verilerek yüreğimizi(en azından bir kısmımızın) tekrar burkan magazin gazetecilerinin ödül töreninde serdar ortaç'a alkış tutmak yerine ahmet kaya'ya destek çıkarak göstermesini beklerdik. belki o zaman içimizde hiç mahsun kırmızıgül'ün başkalarının çabasının meyvesini toplama heveslisi biri olduğu şüphesi olmadan bu filmi izleyebilirdik. sadece mahsun kırmızıgül'e inanarak...
bir filmin iyi olup olmadığına, ya da olup olmadığına, oyuncu kadrosuna bakarak karar verecek olursak eğer, olmuş film. fragmanı hayli şaşırtıcı ve inandırıcı. ancak, terörün bölge insanları üzerinde ve toplumda yarattığı olumsuz etkiler, neden hep ışık ve güneş kavramlarıyla birlikte düşünülüyor acaba, bunu şimdi, şu an merak ettim birden. olsun bunu duymak bile dedim ya heyecanlandırdı beni;
memleket isterim
gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
memleket isterim
ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
neden diğer filmler gibi cuma günü değil de perşembe günü vizyona girdiği merak edilen, fragmanına bakıldığında mahsun'un bu işleri iyi becerdiği görülen film.
çocuğu güneşe kaldırma olayı bana çocukluğumda gittiğim aslan kral filmini hatırlattı zira orda da aynı sahne vardı aslan kral doğan oğlunu güneşe doğru kaldırıyordu...
oyuncu kadrosuyla, fragmanıyla ve fragmanında duyduğum cahit sıtkı tarancı' nın "memleket isterim" şiiriyle tüylerimi bin kat daha diken diken eden, çok güzel olduğunu düşündüğüm mahsun kırmızıgül filmi.
kendisinden beklenilmeyen bir çıkış yapan mahsun kırmızıgül ün son film projesi. şimdiki piyasaya çıkan filmlerin boktanlığından mahsuna dört elle sarılmamıza neden olduğu için bazılarının hiç konuşmaya hakkı olmadığı yapım.
ya komedi ya dram şeklinde 2 ileri 3 geri sayan türk sinemasının dram kontenjanını dolduracak filmlerden; fragmanında yine bolca duygu sömürüsü sezdim.
beyaz melek denen duygu sömürüsü içerikli pislikten sonra olanlar yetmişti aslında. ödüller, övgüler, alkışlar.. noluyo lan dedim kendi kendime; acaba ben başka bir şey mi izledim? rezil bir hikaye, sinema çekimi korsan cd işi orjinal film kareleri, ellerine 3-5 kuruş sıkıştırılıp emekliliklerinde hayır diyemeyen usta oyuncuların böylesine bir kepazelikte boy göstermesi..
türk sinemasının mücadelesinde güçlendiği bu yıllarda mahsun kırmızıgül gibi en basit yeteneklerden aciz (müzikal anlamda dahi) bir adamın bunca kaynağı, bunca parayı çöpe çevirmesine yazık değil mi?
gerçekten yazık, şu duygu sömürüsünden başka bir bok olamayan böyle kalitesiz, böyle beş para etmez şeylere merak edip giden, ''aaa mahsunun filmi'' zihniyetiyle bilet alan insanlarımız var. ''iyi bir şey yapmıyorlar ki gidip türk filmi izleyelim'' önermesi yanlıştır sözlük; iyi şeylerin peşinden koşan bir kitle olmalıdır önce. herkes mutlaka hakettiğini alır sonunda.
ne diyorduk; güneşi gördüm. 'ulan daha film gösterilmedi ne diyosun' sorusu ister istemez sorulacaktır saylon'a. yok yok, hakikaten izlemeye gerek yok ben sana anlatıyım. acılar çeken insanlar, yüzü gösterilecek yerde götü görünen oyuncular, klasik bir tokat sahnesi (fragman için), hepimiz kardeşiz mesajları, bir garibanın aşkı falan..
(böyle rezillikler karşımıza bir daha çıkmasın diye) bu filmlerde 'ulan çabalamış çocuk' diye takdirlerini sunup yalanan sinema eleştirmenleri yerine tüm kalbiyle ta.ak geçen eleştirilere saygılarımla..
Mahsun Kırmızıgül'ün Beyaz Melek'ten sonraki yeni filmi..çok uzun zaman kırmızıgül'le ilgili taklitler vs. yapılmıştı ..film hakkında fazla bilgi yok sanırım(ya da ben bilgi alamadım) müziklerinin içerisinde Hepimiz Kardeşiz ve Yıkılmadım şarkılarının olması gerekir şu anki durum için ve de filmin konusuna uygun ve çok güzel iki şarkı *
fragmanında geçen "yaşadığımız yer dünyanın en güzel yeriydi ama cehenneme çevirdiler...bütün kardelenler canından olacaklarını bile bile güneşi görüp o dakika ölürler..." gibi sinopsis cümleleriyle dikkatimi üzerine çekmiş, hemen akabinde cahit sıtkı tarancı' nın ölümsüz dizelerini duyduğumda etkilenmemi sağlamış ve * beni mahsun kırmızıgül' ün iyi bi iş çıkarabileceğine inandırmış yapım.
memleket isterim gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun
memleket isterim ne başta dert, ne gönülde hasret olsun
kardeş kavgasına bir nihayet olsun...
bir mahsun kırmızıgül filmi. ama bence sen paraya gördün mahsun ve sonra iyice kurnazlaştın. şarkılarla kendini ve doğuyu gariban gösterip para yeme kapısı kapanınca bu ayağa yattın. evet ben de bunu gördüm!
edit: lo mahsun sen zaten buralisan. neden istanbulda büyümüş birinin konuştuğu gibi konuşursun doğu aksanını.
şimdiden beni ağlatmayı başarmış film. vizyona gireceği tarih yaklaştıkça umarsızca, fütursuzca ağlıyorum. beni emo bir hayata sürükledi bu baş yapıt. kent reklamlarılarının uzun metraj hali ilk filminde de olduğu gibi bu filmde de mahsun seyircinin gözünde yaş olacak, gönlünde taht kuracaktır.