gülümse.garip bir hüznü vardır bu şarkının. inat etmek, direnmek gibi kişiye göre degişen anlamları vardır şarkının. bi yandan gülümsetir bi yandan iklim degiştirir.
sözlerini kopy paste yapmazsam çatlarım;
hadi gülümse bulutlar gitsin
yoksa ben nasıl yenilenirim
belki şehre bir film gelir
bir güzel orman olur yazılarda
iklim değişir, akdeniz olur, gülümse.
sazlarım vardı, ırmaklarım vardı
çakıl taşlarım vardı benim
ama sen başkasın anlıyor musun
tut ki karnım acıktı, anneme küstüm
tüm şehir bana küskün
bir kedim bile yok anlıyor musun
iklim değişir, akdeniz olur, gülümse.
su an sozluge bu entariyi giydirirken bile, tuylerimin diken diken olmasina sebebiyet vermis sarkidan cok albumdur kendileri...
cocuklugumda her sene istanbul a giderdik, o zamanlar bana bir baska gelirdi havasi, kokusu, cennet mahallesi; kucuk cekmece. tabii ki bilmezdim, neyin nerede oldugunu, kimin nerede oturdugunu, bursali olusumuza binaen, yillarin getirmis oldugu tasinma tutkusuna bagli olarak, teyzemler, annemin teyzeleri; coluk-cocuk-combalak takimi suruyle istanbul a tasinir olmustu, neyse biz de, dedigim gibi kucuk cekmece senin, sehremini - topkapi bizim, asindirirdik, annenim kucaginda ne de tatli gelirdi; neyse konumuza geri donelim, yillardan yamulmuyorsam 1991 yiliydi herhalde, ben takriben 6 ve de 7 sine girmesi icin yaklasik 20 gunu olan veledin tekiyim, o zamanlar bir de cift katli otobusler vardi ki sormayin gitsin... bu arada entarimizde de laf lafi aciyor, hemen inceden bir gizli bkz la sahlandiriyorum 90 larda cocuk olmak deyu...
hayali olarak hatirladigim sey, o zamana yonelik de olsa hicbir turlu kesmekesden kendisini alamamis olan istanbul un her yerinde, u yeni yeni piyasaya cikan albumun catir catir sarkilarinin calmasiydi. iste, benim de simdiki hayatimin anilar defterine girmis olan, kucuklugumde yazlarimi, benzersiz sekilde gecirdigim cennet mahallesi nde oturan teyzemlerin evlerinde bulunan, ve de sadece benim kalmam icin ayrilmis kucuk odada da, markasini hatirlamadigim 37 ekran, arada sirada goruntusu giden, takoz bir televizyon ve de, o zamana gore oldukca pahali ve de piyasa olan, boyum kadar sony muzikcalar vardi.. iste belki de bu aparattir, o zamanki gulumse albumu ufacik bunyemin icine icine sokup da, simdiki zamanlarda gecelerini sezen aksu ya teslim eden bir adam olusturan...
iste taa o zamanlardan kalma bir arzudur, asktir benim icin bu album, daha 6 yasinda dunyasini legolar, ya da bilimum kumandali arabalar uzerine kurmus, "hadi olusum benim say bakalim 100 e kadar da gorsunler, su yaziyi da oku bakalim da, gorsunler faideli okumayi biliyo mu bilmiyo mu diye" gibilerinden gazlarla okula daha yeni baslayacak bunyemde belki de hezeyanlar olsuturmamistir, zira o yastaki cocuk ne anlar, sezen abla sinin, tutsakindan, her seyi yak ip da kendisini neron zannetmesinden, ama ileride kendisini biryere sevk edecek tatlari daha o zamanlar verilmistir bunyeme. o zamanlar sadece soz - muzik - vokalden olusan bu sarkilar, simdiki zamanda bir kimlik, bir yasayis tarzi olusturmustur; boyledir iste;
çocukluk yıllarının güzel bir temmuzunu* süsleyen, ona değer katan dünyalar güzeli sezen aksu albümü.
hadi bakalım'la coşulmuş, seni kimler aldı ile sebepsiz çocuksu hüzünlere yol alınmıştır o yıllarda. oturaklı şarkıların gerçek etkisine ise yıllar sonra tanık olunmuştur zaten.
öztürk'ün muhtesem klibe sahip sarkısıdır. klipteki gülümseme icin bile izlemeye degerdir.
kimsenin derdi yok ki derdim üstüne
her şeyi unutursun zaman geçince
son sözü söylemezler iyi gününde
soran bilmez derdim ne diye
duyan bilmez derdim ne diye
gülümse sen yine
her açan gonca güle
yağmur ol yağ üstüne
hapsolmuşuz tende