sürekli kendini tekrar eden senaryolara sahip kadındır. tamam anladık avrupa yakası ile nişantaşı bağcılar arasındaki yaşamı güzel ortaya koydu ama aynı yerden beslenme çabası nedir neyin ısrarı bu? yeni dizisi sağlam bir kadro olmasına rağmen tutmayacak.
Sonuçda kimden etkilendiği beni ilgilendirmez.
Çocukken her hafta avrupa yakasını beklerdim.
Keşke şimdikilerde ondan bundan araklasada kaliteli içerikler görebilsek.
her şeye rağmen başarılıdır...Friends ten seinfeld den etkilenmeyen sitcom var mı?bu diziler sitcomların atasıdır . Bizde zaten orginal yapım aramıyacaksın.
bu kadını bir tek ben seviyorum herhalde. uyarlama da olsa bir dönem türk halkını ouyncularında katkılarıyla gerçekten eğlendirmiştir.
belki sadece nişantaşı girileri tilt edebilir fakat komiktir.
yazdığı senaryolar genellikle ordan buradan araklama. avrupa yakası'nın çoğu bölümü friends, seinfield ve Married with Children'dan araklanmıştır.
şu an sinemalarda dönene filmi ise 1996 yapımı the birdcage'den araklanmıştır. tabi gülse birsel'in arkasındaki medya gücü bunların medyada konuşulmasına izin vermez.
Öte taraftan hakkaniyetli bir vatandaş.
Ortada durmaya çalışmak değil de onunkisi sanki böyle o taraftan müspet bir pencere açma derdinde kendileri.
Adamsın gülse. Senin gibilere çok ihtiyacı var bu ülkenin.
Başörtülü kadın Gülse Birsel'le fotoğraf isteyince...
Hürriyet yazarı Gülse Birsel başörtülü bir kadının kendisiyle fotoğraf çektirme isteğiyle ilgili yaşananları yazdı...
Ege’de bir çarşıda dolaşıyorum. Girdiğim dükkâna, arkamdan kalabalık bir grup genç kız girdi. Sonra da fotoğraf çektirmek için bir sıra yaptılar. Selfie’ler çektiriyor ve “Dizi yap, onu yap, bunu yap, durmaa!” şeklinde talep ve azarlara maruz kalıyorum.
Beni sokaktan gören kapalı bir hanım da girdi dükkâna. Yanıma geldi. Genç kız kalabalığından tam duyamadım ama “Fotoğraf çektiremeyeceğimiz için bari bir öpebilir miyim” gibi bir şey söyledi. “Tabii” dedim, sarıldık öpüştük.
Ben o hanımın, üzerimde şort ve askılı bir üst olduğu için, hayat tarzı gereği benimle fotoğraf çektirmek istemediğini düşündüm!
Meğer o da, kapalı olduğu için benim onunla fotoğraf çektirmek istemeyeceğimi sanmış!
Dükkân sahibi, genç kız kalabalığından uzakta olduğundan, söylenenleri daha net duyduğu için o hanıma “Niye Gülse Hanım sizle fotoğraf çektirmek istemesin?” deyince karşılıklı durumu anladık!
Yani, o kapalı hanımla şortlu bendeniz, sarılıp öpüşmekten gayet memnunuz ama ikimiz de diğerinin, kendi çevresine karşı bu samimiyetin hesabını veremeyeceğini düşünüyoruz! Üstelik, ikimiz de kibarlıkta öyle zirve yapmışız ki, bu durumu hoş görüyoruz!
Durum anlaşıldıktan sonra “Estağfurullah, aşkolsun”lar ve “Allah razı olsun”lar havada uçuşurken, o coşkuyla sarılıp 27 poz filan verdik!
Yıllardır aynı şeyi düşünüyorum. Başörtülü-başı açık çatışması dev bir balondur, altı boştur, gerçek hayatta karşılığı yoktur. Aksini savunanlar ve özellikle hem hayatta hem internet ortamında aksi durumu pompalayanlara şüpheyle bakarım. Trol veya bu çatışmadan çıkar devşirecek karışık tipler olduklarını düşünürüm. Bizi böyle önyargılı, böyle birbirinden çekinir hale getiren, aynı fotoğrafta birlikte gülümsememizi yıllarca engelleyen siyasetçiler, inşallah geceleri rahat uyumuyorsunuzdur!
Gülse Birsel
oyunculuğunu pek beğenmiyordum, açıkçası dışarıdan bakınca da öyle pek zeki falan da durmuyor hani. son bravo dondurma reklamını izledim orada da vasat diyebilirim.
yukarıdaki yazarın dediklerine ise katılıyorum yazarlık konusunda epey bir yetenekli ve gerçekten zeki bir insan olsa gerek gülse birsel, ayrıca çok zengin olduğunu duymuştum.
arkasında dev bir pr - reklam desteği var. misal yazdığı köşe yazılarından bunun resmini çıkarıp irem derici'yi koyun. diyeceksiniz ki evet irem derici bunları yazar. reklam, pr, imaj... bunlarla dizayn edilmiş bir medya karakteri. türkiye'ye kattığı bir şey yok.