Sezai Karakoç'un "Mona Rosa" şiirinde zamanla "Geyve"nin yerini alan yerleşim yeridir. Nedense Geyve'nin adını değiştirme gereği duymuştur Sezai Karakoç.
Gülce'nin (Geyve'nin) gülleri ve beyaz yatak
Yaralı kuş merhamet ister ah!
Senin yüzünden kana batacak
Siyah güller, ak güller...
ilk ibrahim sadri'den dinlediğimde beni uçurumların kenarına sürüklemişti. defalarca dinledim. ibrahim sadri bu şiiri gerçekten bir başka yorumlamış. derken aynı şiiri oktay kaynarca'nın da okuduğunu öğrendim. bir hışımla dinlemeye başlamıştım. ancak oldukça fiyasko. vurguları, ses tonu ile caanım şiirin içine edilmiş.
aslı "Gülçe" dir. -ce, -ca, -çe, -ça ekleri küçültme ekidir. Gülce ismi benzeşmeye uğrayamaz çünki -çe ekinden önce gelen "l" harfi sert sessizlerden biri değildir.(FISTIÇI ŞAHAP'taki sessiz harflere bakarsanız l farfinin içkerinde olmadığını göreceksiniz) "Gülce" ismi Türkçemizin yalnış kullanımlarından biridir. Anlamı tdk'ya göre "küçük gül" demektir.
ibrahim sadri'nin çok hüzünlü bir şekilde seslendirdiği duygusal şiir.
Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kalasının burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Koca yâr adım çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Güzelliğin zülme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzdan
Dabbet-ül arz dan
Yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum senden