tam tepende bir canlı..
aslında canını senden alan bir canlı..
nasıl desem,
gün doğar ya hani ışıl ışıl,
belki ufak tefek bulutlar da etrafına pervane olur bu sıcaklığın ..
hani bazen de gün batar ya kapkaranlık,
belki ufak tefek yıldızlar belirir yalnızlığı hafifleten, tabi belki de ay dede tepedeyken..
hani kimi zaman dökülür pervane bulutlarının göz yaşları , kimi zaman da garip bir akşamın rüzgarını elinde tutar ve sıkıntı basar rüyaları ,
tabi her şey bir perdede olur..
her şey burada sergilenir,
uçsuz bucaksız bir sahnede seninle gerçeklesir..
Bazen gökyüzü üstüme düşecek gibi oluyor. Bir balkonun boşluğuna girip saklanıyorum. Karşıdan bir çift geçiyor sarmaş dolaş. Sentetik duygular kaplamış gözlerinin içini. Arkalarından bastonlu bir dedenin 3 ayağı olmasına rağmen kaplumbağa andıran adımlarını izliyorum. Önce sağ ayak sonra sol ayak sonra sağ ayak. Göt cebimden buruşmuş poşeti çıkarıyorum. Ağzını açıyorum poşetin. Kurumuş spermi andıran, bakkalın; mukavvaları yapıştırmak için en birinci kalite bu abi dediği baliyi hücrelerime misafir ediyorum. Bir kedi tünemiş çöplüğün yanına. Gözlerinde ki kimseye güvenmiyorum bakışını gözlemliyorum. Şımarık bir köpek geliyor sonra kovalıyor kediyi. Haklı çıkarıyor kediyi. Köpek sahibinin yanına kuyruk sallayarak gidiyor iyi bok yemiş gururuyla. Sahibi bu davranışını mükafatlandırıyor ve başını okşuyor. Bir mahzene giriyorum Kapodokyada. Şarapların mantarları şişmiş. Rahat 300 yıllık varlar. Şarapların yaşını nasıl anlarsınız? içtikten sonra kolunuzu kesin. Ne kadar daire varsa şarabın yaşıda o kadardır. Ama kimsenin götü yemez şaraba yaş sormaya. Uyanıyorum.Bir minibüs içindeyim. Şoför beni gördüğüne hiç şaşırmadı. Çok şükür uyandın dedi. Neredeyiz dedim. Hiçliğe 4 km kaldı dedi. Beni kenarda indir lütfen dedim. Neden dedi. Bir hiç olmak istemiyorum dedim. Dinlemedi. Sürmeye devam etti. Tekrar uyudum. Cennete uyandım. Karşımda annem vardı. Hoş geldin oğlum deyip çocukken çok istediğim ama hiç yapmadığı sucuklu yumurtayı yaptı. Yemedim. Neden yemedin dedi. Artık çok geç dedim. Ağladı. Ağlama cenneti uyandıracaksın dedim. içine içine ağladı. Tekrar uyudum. Bazen gökyüzü üstüme düşecek gibi oluyor. Bulutların kafamı parçalaması hoşuma giderdi aslında.
Kimi zaman mavi, kimi zaman gri renge bürünen ve yaşayana görselliği ile mutluluk hissi verendir. En üzgün zamanlarımda gökyüzüne bakar ve mutlu olmaya çalışırım.
2 yıl önce yazın son günlerinde, tekirdağ taraflarında bir sahil kenarında dolaşırken tanıştığım bilge bir deniz yıldızıyla üzerine bir iki kelam ettiğim yer.
yıldızları izledigimi görmüş olacak ki, " ne görüyorsun" diye sordu bilge deniz yıldızı.
gözlerimi tekrar gökyüzüne çevirdim ve " evrenin ihtişamından bir kare görüyorum" dedim.
deniz yıldızı güldü ve şöyle dedi : evet öyle ama dahasi var..ben oraya baktığımda; insanların tüm arzu ve isteklerini taşıyan duaları görüyorum.
insanların korkularından ve ümitsiz ruh hallerinden kaçıp tanrılarına sığınışlarını, gelecek için kurdukları umutlarını görüyorum. ve evlat senin de oraya baktıgında aslında ne gördüğü biliyorum. orada gördüğün şey aslında yeryüzünden...
bu gecelik bu kadar sohbet yeterli değil mi sizce bilge deniz yıldızı diyerek lafini kestim.devam etmesini istemiyordum çünkü. ve iyi akşamlar dileyerek sahilden uzaklaştım..
deniz yıldızı deyip geçmeyin.bazıları bilge olup gôzlerinizden sizi okuyabiliyor.
*Gökyüzü’nde bulunan parlak bir disk olan Güneş, ufuğun üzerindeyken gün, ortada yokken de gece olur kavrayışı insanoğlu’nun Güneş hakkındaki en temel görüşüdür.
*Gökyüzünde bulunan yıldızların sayısı dünya üzerinde yer alan çöldeki kum taneciklerinin sayısından bile fazladır.
*Gökyüzünün mavi görünmesinin nedeni atmosferdir.
atmosferdeki tozların ve su damlacıklarının mavi rengi daha çok yansıttıkları için gökyüzünün bu renkte olur.
Uzayda ise Güneş ışığını renklerine ayırıp bunlardan birini yansıtacak her hangi bir madde olmadığı için Uzayın siyah renktedir.
uzun zamandır istisnasız her gece saatlerce izleyerek doldurduğum günlüğüm. sana ve bana dair ne varsa hepsi orada yazılı. eğer bir gün aklına gelirsem gökyüzüne bak, yıldızlara bak.