aslında buraya yazıp kendisine meşhur olma yolunda katkı sağlamak istemezdim zira haketmiyor.
kendisi uzun süredir uykusuz a karikatürlerini gönderen bir çizer. hatta uykusuz da yeni açılmış karışıksle adlı köşede karikatürleri yayınlanıyor. zamanında lombak ta da çizmişliği vardı.
belli ki çok hevesli ve heyecanlı bir çizer. çizdiklerinin kalitesine -her anlamda- bakmadan yolluyor dergiye karikatürleri. bence karikatürdeki en önemli unsur olan anlatılan kısmında çok çok başarısız. bir kere esprileri güldürmekten çok öte. tamam kendisi sanatsal karikatür çizmiyor, mizah dergisi ayarında komik karikatürler çizmek istiyor bu çok bariz. ama beceremiyor.
her karikatüristin kendisine has espri tarzı bu çizerde oluşmamış henüz. örneğin umut sarıkaya ve serkan altuniğne nin çaylak dönem karikatürlerine bakarsanız daha o zamandan yeteneğin kokusunu alabilirsiniz. ama bu çizer de o yok.
çizgisi kesinlikle özgün değil.
kendisi bir kadın olarak sürekli kadınların bakış açısından ve kadın hayatının kesitlerinden parçalar sunuyor ki bu fevkalade tiksindirici. çizdiklerini her görüşümden sonra bir erkek olarak kadınlardan soğuyorum. bu durum tiksindirici olduğu kadar da itici. yani komik değil. -gece sevgilisine vermemek için bilgisayarda işi varmış numarası yapıp nininini diye gülen kadınla nasıl güldürebilirsiniz ki okuyucuları?- ha çizdiklerine gülen kadınlar olabilir. ama çoğunluğun gülmediğinden eminim.
ben bu karikatüriste bu kadar kredi verilmesini de anlamıyorum. belliki gelecek vadetmiyor. neden hala bu kadar ısrarcısınız? tamam kadın çizere ihtiyaç var piyasada ama önünüzde duran numune de şekillenmeyecek. balık baştan kokuyor. nedir bu ısrar? başka kadın çizer mi yok türkiyede?
sözün özü buradan uykusuz a iş çıkmaz. başka kaynaklara yönelmek lazım.
not: kendisine bu kadar şey yazdım ya. umarım boşa gitmez. çüzkü biliyorum ki uykusuz tüketicisinin taleplerine anında tepki verebilen bir dergi.
sanırım espri konusunda epey kısır olduğu için yaşadığı hikayeleri resmediyor. tabi biraz süslüyor, allıyor-pulluyor falan. ersin karabulut un da tarzı bu ama adamın her karikatürü şaheser.
hani aptal kızlarla muhabbet edildiğinde kız iki saat boyunca, annesinin o gün yerleri sildiğini, yerleri silerken bir damla çamaşır suyunu kızın elbisenine damlattığını, kızın bu duruma nasıl tepki verdiğini, onun en sevdiği elbisesi olduğunu falan anlatır. anlatır da anlatır. kafanızı siker. siz de kıza ayıp olmasın diye "hı hı evet" ler eşliğinde dinlemiş numarası yaparsınız. işte o göksu güldür.
olmuyor işte kardeşim. bu kızın kumaşında karikatüristlik yok. kız 30 una merdiven dayamış, yıllardır karikatür gönderiyor dergilere, köşe bile verdiniz. gördünüz ki olmuyor. kimse de beğenmiyor. zorlamak niye? bu saatte sonra bir umut sarıkaya yahut uğur gürsoy mu kazanmayı bekliyorsunuz?
ben bu dergiye her hafta para veriyorsam bir müşteri olarak da tepki mi koyarım. ben bu kadını dergide görmek istemiyorum. belli ki çok büyük bir çoğunluk da istemiyor.
penguen'e yakışmayan çizer. kıskanç dede çoğu zaman içler acısı. hoş olaylar kurgulayabiliyorancak mizahi bir karikatür dergisinden beklenen güldürme eşiğinin hayli altında karikatürleri.
lombak'ta çizmesi bile büyük bir şaşkınlık iken şimdilerde penguen'de köşe kapmış çizerdir. iki üç karelik hikayeler çizer. hikayeleri sanki büyük bir hikayenin ilk 2-3 karesi gibidir. sonucu yoktur. eee? dersiniz okuduktan sonra. ayrıca çizgisi de oldukça zayıftır. lakin penguen dergisinde köşe aldığına göre ilerde (sanırım bir 7-8 sene sonra) iyi bir çizer olma ihtimali vardır.(sanmıyorum).
edit değil de bir ek: 5 şubat 333 no lu penguen sayısındaki köşesi, mizah tarihinin en içler acısı köşesi olmuştur bence. aslında bence diyerek iyi niyetli davranıyorum...