ilk zamanlar insanın bogrune öküz oturması durumudur gurbet.
Alışma süresi herkes için farklılıklar gösterse de minimum altı aydır. En az altı ay bu okuz bogurden kalkmaz öyle bir vaziyet...
Sonra.. insanın alismadigi ne var, sonra rahatlatır.
Rahatlamak için Önemli olan; hali vaziyeti kabullenmektir...
Kendini ait hissedememe durumu. yabancisin herkese,insanlar senden o kadar cok farkli ki,sen hep nereye dustum diyorsun kendine. Tutunacak bir dalin yok.
9 aylık bir süre de olsa zordur. zor olan ülkeden ayrı kalmak değil, yeni bir ülkeye alışma sürecidir. keza alışma evresini minimum 6 ay olarak hesaplarsak; havaalanındaki duvarlara o 3 ayı sığdırmaktır.
biz bir yere ait olmayı, bağlanmayı, yerleşmeyi istedikçe içimize yerleşen duygu. bi yerleşti mi hiç gitmiyor, yersiz yurtsuz bırakıyor vicdansız. sanki biz her yere yabancı, hep göçebe, misafir...
Gurbet bazen ictiginiz soguk icecegin yaninda cekirdek citlemeye duyulan ozlemdir.
Ya da yabancilara can eriginin ne oldugunu anlatabilmek sevdasidir.
Opulesi memleket topraginin renginin kirmizi olmayip da aslinda saman sarisi oldugunu hatirlamaktir ve o renge ozlem duymaktir.
Gece gec saatte sokaklarda yuruyebilmek ya da susayinca kosedeki bakkaldan uludag gazoz alabilmek ozgurlunun olmadigi yerdir.
Kendi dilini ne kadar mukemmel konussaniz da az bir aksan bozuklugunda size aptal muamelesi yapilan yerdir.
Bazen de Turkiyenin Tokyo oldugunu sananlarin yasadigi yerdir.