tamam... şimdi şu başlıktaki yazılan tanımlar-entryler vs. günlük hayatta karşılaşılan kaç güneş gözlüklü insanı kapsıyor bir düşünün bakalım... kapsıyor mu veya...
***
yahu nasıl bir icatsa artık şu güneş gözlüğü denen şey; böyle amacı dışında bu kadar çok kullanılan, böyle sapmış bir şeye de ne rastlamışım ne duymuşum. güneşte takıp gözü rahatsız olanlara(varsa) bir lafım yok tabii de, onun dışında kalan(ki tamamı olması da muhtemel) insanlara ne demeli acaba...
sanki görünmezlik iksiri ulan! takan evinde, elinde kumanda televizyon karşısındaymış gibi izliyor önüne geleni.
***
geçen 40t numaralı, 14:40 taksim kalkışlı taksim-sarıyer otobüsündeyim.(yani epey sık olsa da geçen işte) 30-40 yaşlarında toparlak, evde kalmışlığı her haliyle belli bir kadın, dikkatimi çekti. resmen gözlüğünün altından izliyor beni. ama bir 10 dakika falan reklam izler gibi izledi yani. gerizekalı, kafasının sadece benim olduğumu yöne doğru olduğunu, benim bunu anlayıp anlayamayacağımı düşünemediğinden aynı pozisyonda da kaldı bütün yol boyunca. 1 metre yana gidiyorum böyle aynı derecede kafası oynuyor. komik ve sinir bozucu. bir şey de denmiyor o durumda. hani aslında biraz daha tenha olaydı otobüs bok mu var tadında yalnız farklı yapıda bir sorum da vardı kendisine esasen de... lakin öyle başkalarına da ispatlanamayacak bir olay karşısında en yakın durakta bütün otobüsün tekmesini kıçıma yiyen de ben olurdum herhalde öyle bir harekette.
***
kısacası, her halükarda, izlenen bir maymun gibi duran ve elinden bir şey gelmeyen sen oluyorsun böyle anlarda.
***
dileğim tez elden yasaklanması şu zamazingoların. geç bile kalındı. sigaradan önce kaldırılmalıydı hatta.
bir yasaklansın kimse gıkını bile çıkaramaz. gör bak! nah buraya da yazı...(heh, bu lafı da ilk defa gerçekleştirerek kullanmak, sevinmek)
güneş gözlüğünü statü sembolü yapan zihniyetten hoşlanmama tutumudur. gayet normaldir. karşısındakini görmüyor sanmaları da ayrı bir olaydır.
(bkz: allah akıl fikir versin)
ben de kıl olurdum güneş gözlüğü takanlara. çok artistik gelirdi o güneş gözlüklü halleriyle konuşmaları. ve bence ben haklıydım, çünkü havalara girerlerdi, gözlerinde güneş gözlüğüyle konuşmaya çalışırken. hani, kuul olduklarının farkındadırlar ya.
ama güneşin çok olduğu yerlerde, ya da güneşe gözleri çok duyarlı olanlar için güneş gözlüğü bir zorunluluk, bir rahatlık. ama öyle oluyor bu gözlükler, bir şekilli, bir alengirli, bir hoş biçimle yapılıyorlar. her gözlük herkese yakışmıyor. yakışan gözlüğü bulduğunuzda da hoş oluyor.
bir de bizim güzel memleketimizde gelir farkı çok büyük ya... bir de bundan dolayı. yoksulluk yoksunluk getirdiğinde anlaşmazlıklar ortaya çıkıyor, biri diğerini anlamıyor.