varan 1: zaten bu konuda yazacağımı yazdım, avm'den geçerken rastgele aldım onları ama onu tanımadan önce nasıl giyileceğini öğrenmiştim, demem o dur ki kendini bir halt zannetmesin.
varan 2: madem kılıçdaroğlu gibi belgeye dayanarak konuşacağız, kredi kartı ekstresi var hacı kravatı bizzat kendimin aldığına dair suratına çarpacam o ekstreyi diyesim vardır.
varan 3: evet baby face denilen olay bende ziyadesiyle mevcuttur, doktora gitme kararını beraber almışızdır. insanları yanlış yönlendirmeyesindir.
(#8106039)
tam anlamıyla taklit edildiğini sanan yazardır. örneklerle tezini çürütmeye çalışayım.
varan 1: slim fit gömleklerine hasta olduğum doğrudur, memuriyet geçmişim fazla olmadığından genelde spor tarzı giyindiğimden nasıl takım elbise giyileceğini bilmediğimde doğrudur. takım elbiseyi t-shirt alır gibi alırsan olacağı budur. sağolsun bu konuda iyidir, yiğidin hakkını vermek lazımdır.
varan 2: kalın kravatlarım vardır evet ama henüz kendisi ile tanışma fırsatına nail olmadanda ince kravat giymişliğim vardır. hep pazar malı kullandığından kelli ipek kravatı felan yoktur kendisinin, hatta övünmek gibi olmasın pierre cardin'den aldığım ipek kravatımada hastadır.
varan 3: aldığı gözlüğü beraber almışızdır, ikimizinkini de beraber seçmişizdir. tamamen yalan ve iftiradan ibarettir.
varan 4: küpe takmaya kendisinden önce başlamışımdır ve kendisi adana'da küpemi denemek isterken yere düşürmek suretiyle kaybetmiştir, onun üzerine bana yeni küpe almıştır. (bkz: 052716) bu olayın en büyük şahididir.
varan 5: aynısından aldığımı iddia ettiği araba babamındır, işe girdik ayağı yerden kesilsin diye düşünürekten bana vermiştir. arabaların aynı marka olması tesadüften ibarettir.
hiç hazetmem kendisinden, evleneceği kızın ablası benden büyüktür zaten.
(#8084267)
gezmeyi tozmayı seven yazar. kendisini esefle kınıyorum ve özgürlüğümü kazandığım gün kendisini mersin kızkalesinde, rakı balığa davet edeceğimi bilmesini istiyorum.
kendine bile süprizli yumurta, içinde neler var bilmiyor.
aynı olaylara farklı tepkiler çıkabiliyor içinden.
Çıkmak lazım bazen güneşe, şöyle bir silkelenmek, silkelenmek ki kendine gelmek.
23 nisan tatilini kullanıp memleket hasretini giderecek ve 4 gün boyunca yanımızda olamayacak yazar.
çabuk gel, çok yemek yeme, kendini de çok özletme.
(#7847506)
benimle ilgili yazdıklarıyla beni benden alan, hele hele aha yukarıdaki linkte verdiğim yazıyla odun bir adamı bile duygulandıran yazar. varsın ibne desinler istediğin zaman makas alabilirsin.
edit: hacı 13 ekim 2009 olmasın o.
barok kolcusu; hani keskin köşeli taş duvarların üzerlerinde şehri seyreden gargoyle misali; kendisine açıkladığı bazı şeylerin ağırlığını anlatmaya çalışır.
birgün hayatımı baştan seyredip kendime çok üzülecekmişim gibi geliyor. sonra geçiyor. iki ileri, bir geri. insanın, olmak istediği o kişi olmayı asla başaramayacağını anladığı andan sonra tadı kaçıyor hayatın. hep bir acımtırak yan. kendinle halleşemiyorsun. halleşmesen geçemiyorsun. sen geçemeyince, hayat geçmiyor. sonra bir sabah uyanıyorsun, ne fark edecek ki diyor içindeki ses. cevap veremiyorsun. ne fark eder ki?
--spoiler--
6 ayda ne çok şey biriktiriyormuş insan. Hangilerini toplasam, hangilerini dağıtsam? Elim uzanmıyor, oysa yarım saatte biter işim. Biter ama bu oda artık odam olmaz ben kaldırınca eşyalarımı. Biter ama ben veda etmiş olurum mahmur sabahlarıma, odamı ısıtmayan kalorifer peteklerine, raflara, dosyalara, klasörlere...
Yani...
Statükomu alma benden, buz gibi soğurum senden.
--spoiler--