Doktorlara olan guveni derinden sarsan dizi, hele hele tam teshis konulamamis bir sorununuz varsa. insan housedan baskasini ciddiye alamaz, guvenemez hale geliyor zira.
Mcgyverın tıp fakultesini bitirmiş halini düşünün.her hafta bir hasta gelir. bunun son derece kalifiye ve iyi doktorlara benzeyen 4 kisilik ekibi oturur zilyon tane teshis ve tedavi onerirler, hep yanilirlar. detaylari hep atlarlar.
sadece onlar degil, house ceker gider, ne guya hastanenin patronu ve kendi de pek basarili cuddy ne wilson ne de bir baska doktor hastanin testlerine, filmlerine bakip da "sudur bunun sorunu, soyle soyle tedavi uygulayin" diyemez, hepsi house gelse de ne yapacagiz diye soylese diye beklesir dururlar.
ve o house, dizi boyunca hastanin kimi bulgulari daha once gostermemesi yuzunden arada yanilmis olsa da, sona gelindiginde bir anda kafasinin ustunde yanan bir ampulle her seyi cozer, o zamana kadar adi bile gecmemis bir teshiste bulunur ve son saniye tedavisiyle kurtarir olumcul hastayi.
bu diziyi seyredip de house harici bir doktora ben nasil guveneyim simdi?
ya bir detayi atliyorlarsa, ya yanlis teshisle zamanimi bosa harciyorlarsa, teshis yanlissa bu verdikleri ilaclar zararli olmasin sonra diye binbir dusunce gecer kafada. hele hele doktorunuzun "sebebini bulamadik ama zaten onemli bir sey de degil, 6 ay sonra bir daha bakariz, siz de bu arada ama dikkat edin olagandisi bir sey var mi yok mu" diye sizi cozemeden eve yolladigi bir sorununuz varsa...
house yollamazdi...
tıbbi yeteneğini bir kenara bıraksak bile normal hayatta karşılaşamayacağımız kadar özel bir karakter. arkadaşlığa yeni bir tanım getirmiş, teselli etmek yerine sorunları çözen bir insan. herkesin hayatında ihtiyaç duyduğu bir dost. kötü bir zaman geçirdiğinizde herkes bunun geçeceğini söyler, herkes sizin yanınızda üzülmüş taklidi yapar. ancak hiçkimse nedenin siz olduğunu söyleme cesaretine sahip değildir, hiçkimse sizin mutlu olmanız pahasına; sizi kaybetme riskine göze alarak hayatınıza müdahale etme gücünü kendisinde bulamaz.
bir arkadaş düşünün ki karaciğerinizi bağışlamak için gireceğiniz ameliyat öncesi " sen ölürsen ben yalnız kalırım." diyebiliyor. lafı ağzında gevelemeden, saçma bahanelerin ardına sığınmadan size böyle kendisini açıyor, hayatta tek dostunuz olduğunu bu kadar güzel ifade edebiliyor. sevgilinizin hayatını kurtarmak için ölümü göze alıyor, kalp krizi geçirdiği halde bir de komaya giriyor. ancak başaramadığında sizin yanınıza dönmek yerine ölmeyi diliyor.
gregory house doktorluk ve hayatı tamamen birbirine karıştırmış, doktor gibi yaşayan bir insan. şu söz onun hakkında çok şey anlatıyor; " ölürken yanında elini tutan bir doktor mu istersin, yoksa seni kurtarmak için her şeyi yapan fakat yüzünü bile görmediğin birini mi?" bu sorunun cevabı birçok insan için aynı. peki siz acı çekerken yanınızda " bu da geçer diye geveleyen birini mi istiyorsunuz, yoksa sizin hayatınızı düzeltmek için elini taşın altına koyan; bunu yaparken de kendi hayatı başta olmak üzere hiçbir şeyi önemsemeyen gerçek bir dost mu istiyorsunuz?
her tıp fakültesi öğrencisi okula başladığında house olmak ister ancak mezun olduğunda kendini wilson olarak bulur. çünkü hiçkimse hayatta tek bir arkadaş ile yetinmez, tek bir aşk ile ömür geçirmez; yalnız olmaktan, acı çekmekten house gibi zevk alamaz.
house olmak hastayla tartışmak, otoriteye karşı gelmek değildir. house olmak yalnız öleceğini bilmek fakat bununla yaşamaktır. elinden oyuncağı alınan çocuk gibi olmaktır, başka hiçbir oyuncağa bakmamaktır.
senaristler tarafindan cok saglam olusturulmus, bir ingiliz tarafindan oynanan, amerikan aksaniyla ingilizce konusan* dahiyane karakter. bole bir doktor olmak istedim, olmadi, bari doktorlarim bole olsun diye yalvariyorum
45 günde 5 sezonunu izlediğim dizidir daha da devam ediyodur , bazı bölümlerde değişik aksiyonlar vardır, herkes izlemelidir..
Kendi kendime Foreman - Cameron uyağını kullanıp espri yaptığım dizinin kendisidir.
kendisine ilgi duyan bir hastasına, "üzgünüm ama serebral korteksindeki cinsel haz merkezinin spiroketler tarafından uyarılması, bir ilişki için sağlam dayanak oluşturmaz. bunu öğrenene kadar çok çektim" diyen, aşmış adam, antihero.
Woman (Patient): I'm a virgin, so is my fiance.
House : I believe him.
Woman (Patient): Are there other ways I could get pregnant? Like...sitting on a toilet seat?
House : Absolutely. There would need to be a guy sitting between you and a toilet seat, but yes, absolutely.
şu ana kadar gördüğüm en iyi dizi karakteri. hastası olunası bir insandır *. doktorluğu sevmeyenleri doktorluğa itebilir. hasta olduğunuzda yanına koşasınız gelebilir.
hasta olduğunuzda muayene olmak istemeyeceğiniz bir tip de olabilir. zaten genelde hasta onu görmez bölümün sonuna kadar. hasta olunası insandır orası ayrı.
kendisini bir intikam için migren krizine sokacak kadar da manyaktır. *
Bu adamın hayatı dillere destan olmuştur, herkes bu adam gibi yaşamak ister özenir durur. Kendisini severim izlerim ve tapmışcasına olduğum da durumlar vardır; lakin ben adamın oynadığı karaktere değil. Oynayış tarzına ve rolünü ustaca yapışına hayranım.
pekte örnek alınacak bir karaktere sahip olmayan insanlara ateistliği aşılamaya çalışan fazla cool insan.
Ama ne yapalım izliyoruz.insanın tıp okuyası geliyor.