Çok ilginçtir dinlenen bir şarkıda efkarlanmaktan ziyade gitmeyi istemek...
kır masayı madam Despina......
çek sediri asmanın altına....
yanında bir ince müzeyyen ablaa...
yine mi güzeliz yine mi çiçek....
Meral Okay
Tuhaf bir huzuru verirken git der alabildiğine uzaklaş...yüzünde kalan son tebessümü saklamak için kaç...
ama şimdi sus....
bir yola çık...
kaç ve kurtul...
'gitmek' fiilini hiçbir şekilde içermeyen cümlelerde bulmak zor hatta imkansızken; buluyorsan git kökünden türemiş anlamlar... kaç git beklemeden....
ihtimal ya fikrinize düşersem tutturun bir rumeli havası....
Sezen aksu
efkarlı şarkılar huzur veriyorsa ....efkarlandırmıyorsa ... sözlerin önemi kalmamışsa yani sende... konuşulmayan bir yere git özle kelimelerini... döndüğünde yetmesinler seni anlatmaya....ama şimdi....konuşma...
sus...
bir yola çık....
kaç ve kurtul....
çokça görülmüştür kendinden kaçmaya çalışanlar ama çalışırken alıkoyulanlar...başarısız olanlar...
n'olur koş..
her şey için birilerini bekleme sen göğüsle bir şeyleri....
kendini bulacağın yeri biliyorsan durma koooooooooooooooş....
haykır nefretini.. kırgınlığını...
istedğin kadar kal......ne kadar istersen.....
yeterki döndüğünde sen ol....
ben hep beklerim diyenlerine koş... sıkı bir sarıl...hisset hücrelerine kadar...
kıran kırana yaşayacağın bu hayatında hep onların .. hep kendinin ol....
huzurun bulunamadığı, arkadaşlarla oturulup çene çalınamayan öyle ki arkadaşın olmadığı bir yerden bir başka yere taşınarak, kaybedilenleri geri alma isteği.
fakat gerçek yolcular, yalnız onlardır giden
gitmek için, ve kalpler hafiftir balon gibi,
kaçmazlar hiçbir zaman kötü talihlerinden
bilmeden nedenini, her zaman derler haydi..
rimbaud'u görünce bi tane de baudelaire eklemeden olmazdı yaa...
büyük bir kasaba. sabah işe giden, akşam evine dönen asık suratlı insanların şehri. hep bir koşuşturmaca, hep bir telaş.
kaybolduğumu hissediyorum onların arasında. üstelik çevremdeki herkes bir yerlere giderken hep kalan olmak, hep bekleyen olmak, hep özleyen olmak çok dokunuyor bana. denizi rüyamda görüyorum bazen, miss gibi özgürlük kokusu, sonsuzluk kokusu. o kokuyu içime çekerken uyandığımda boğulacak gibi oluyorum.
işte o zaman gitmeyi istiyorum çok uzaklara. kumsalda uzanıp hiçbir şey düşünmeden uyumak istiyorum. bilmediğim bir memlekette kaybolmak istiyorum, istiyorum ki bu kez beklenen ben oluyum.
hafta sonu bile çalışıyorum. kaçma planlarım bir sonuca varmıyor, olmuyor, olmuyor...
tanıdığın herkesi, her gün konuştuğun, selam verdiğin insanları.
aşk'ı bırakıp gitmek istersin tekrar aşık olabilme ümidiyle. yaşadığın hayat boğmaya başlar ve radikal değişiklikler yapmak istersin.
atlayıp bir götürgeç'e ardına bile bakmadan yolculuğa çıkmak ve heyecanını yaşamak içinde bulunduğun yolculuğun.
belki mecara, belki de bir avuntudur senin için ama buna cesaret edebilmek büyütür aslında insanı. kaçmak değil; sadece yaşamak için gidersin.