Ve gidersin, gitmen ikametgah kaydını tutan mahalle muhtarı dışında kimseyi ilgilendirmez. Arkandan sallanan birkaç el, sen sanki hiç olmamışsın gibi yaşamaya devam eder. Arkandan dökülen su buharlaşmadan, buhar oluverirsin hatıralarda. Vardığın şehir, geldiğini fark etmez; ardında bıraktığın şehir gittiğini fark etmediği gibi.
Gitmek ikiye ayrılır;
Ayaklarınla gidersin ya da bir motorlu taşıtın cam kenarında, bir uçağın ekonomi klasında, bir geminin denizi en iyi gören mevkisinde. Bir bitki örtüsünden bir başkasına, bir iklimden başka bir iklime, bir rakımdan başka bir rakıma. Kimi zaman yorucu, kimi zaman sıkıcı, kimi zaman eğlenceli. Bazen bir şarkı mesafesinde, bazen rekortmen bir bestecinin tüm eserlerini ezberleyecek kadar uzun Gidersin, fakat sen hep aynı sensindir. Ne bitki örtüsündeki, ne iklimdeki, ne halkın geçim kaynağındaki, ne de rakımdaki değişiklik değiştirir seni. Dünyayla birlikte güneşin etrafındaki seyahatin değiştirmemiştir ki, bu kısacık yolculuk değiştirecektir.
Ve gidersin, hep aynı yerde kaldığın halde. Gidersin, ikametgahın değişmediği halde. Gidersin, uzun, upuzun bir iç yolculuğa. Etrafındaki kimse fark etmese de, devlet kayda geçmese de, gazeteler yazmasa da, televizyonlar göstermese de, her şey farklıdır artık senin için. Güneş farklıdır, insanlar farklıdır, yuvasına buğday tanesi taşıyan karınca, kapının önünde miyavlayan kedi, komşunun çocuğunu korkutan köpek, alınan her bir nefes, atılan her bir adım. Sorsalar, hep buradaydı derler senin için; ama çelişmektedir söylentilerle senin için.
Yaklaşık 4 ay kadar sonra, eğer herhangi bir aksilik olmazsa 1 yıllığına hunharca gerçekleştireceğim eylem. Evet, gidiyorum. işlerin bu raddeye gelmesi ve benim gideceğimin sonucunu almam, ne tesadüftür ki, tamda artık bu diyarlarda ki hayatımın çılgınca monoton ve sıradan bir hal aldığı düşüncesinin beni tastamam çerçevelediği zamanlara denk gelir. Güzel bi şehirde yaşıyorum, harika bir körfezi olan, istanbul ve Ankara'nın aksine panaromasında gökdelenlerin olmadığı( henüz)deniz kenarında büyük bir şehir. Ama bu denli büyük bir şehirde bir insan çoook uzun süre yaşayınca da,her yeri tanımış, her yere gitmiş, artık gezecek görecek ve keşfedecek bir yer kalmadığını hissediyor. işte bu noktada gitmeye karar verdim.
Arkada bıraktıklarım? Evet,çok var. Ama bu noktada da yine büyük bir tesellim var: çok yakın arkadaşlarımda benim gibi gidiyorlar bi süre, Avrupa denilen kıtanın ücra köşelerine. ancak çok acı bir şey, hiç böyle hissedeceğimi düşünmezdim, şuan ailemi veyatta burada bıraktığım kimseyi özleyeceğimi düşünmüyorum. Umuyorum ki, orada geçireceğim zamanda arkada bıraktığım ve güzide olduklarını bildiğim bu insanların değerini anlarım.
Kısaca giden için ayrı, geride kalan için apayrı bir eylemdir gitmek.
her şeyden kaçmak istiyorsun değil mi? kaçmak..yeni bi sayfa açmak..aslında sevmediğin ama mecburen yüzüne güldüğün insanlar hayatından tamamen çıksın istiyorsun. yeter artık ne olacaksa olsun diyip herkesten uzaklaşmak istiyorsun.
nereye kadar kaçabilirsin? ne kadar saklanabilirsin?
bunları düşünmek istemiyorsun. tek isteğin kaçıp kurtulmak.
kendini kandırıyorsun sadece. insanlara güvenin de yok değil mi? iyi niyetini sömüren hadi eyvallah diyip gidiyor. her şey boş..bomboş. hislerin alınmış gibi.
anlamak isteimyorlar seni. anlamazlar. ama şu da var ki gitmekle hiçbir şeyi çözemezsin. sadece kendinden kaçarsın. sen kaçtıkça sorunlar büyür, dağ gibi olur. kaçmaktan yorulduğunda da o dağ başına devrilir.
yaşamak bu yani. seviyoruz, seviliyoruz, aldatılıyoruz, ağlıyoruz. sonra ağlamayı kesip eski halimize dönüyoruz.
sevgilin olur sabah akşam onu düşünürsün. o mesajı beklerken telefonun kilidine tecavüz edersin. sonra aman ya diyip fırlatırsın telefonu bi kenara. ama kulağın hala o sestedir. bazen gaipten mesaj sesleri bile duyabilirsin. *
eğer karşındaki sevgini görmüyorsa zorlama. ben de tahammül edemiyorum senin gibi buna. ama bazen sadece susar insan.
susmak.. Bazen en doğrusudur. Konuşarak pişman olan çoktur. ama sustuğu için pişman olan yoktur. facebookta duydun ya "sevdiğin kadar sevilirsin" diye.. onu bekliyorsun işte. canım o sadece bi şiir dizesi. kendine gel. yaşanmış bir olay değil, sadece yaşanması istenen bi olay. bunu da can yücel dile getirmiş. sen ve ben de inanmak için can atmışız.
buna inandın ve susmaya başladın. sevileceğin günü bekledin hep. olmadı. sen ufacık bi sevgi istedin sadece. yine ağladın. ağladın. ağladın.
sonra bi gün büyüdün. "vay anasını ya ne aptalmışım"dedin. iyi dedin çok da güzel iyi dedin.
geçti gitti.
kendine asla küsme. uzaklaşma. kendini sevmezsen hayata dair umudun kalmaz. evet arıyorsun birilerini. belli oluyor. belki karşılıksız sevilen sevgili, belki kaybedilen en yakın arkadaş..
ama o senden çoktan vazgeçti. artık sen de herkes gibisin. gitmeden bunu demezse ölecek hastalığı yaygın çünkü bu ara. *. neyse işte o gitti. sevmiyor seni. bundan sonra da sevecek ölüp bitecek hali yok. gideceksin yani bunun için öyle mi? kaçıp çook uzaklara gideceksin.
sen gidince o yara kapanacak mı yani? buna inanıyor olamazsın. gerçekten söküp atmadığın sürece hep seninle gelecek o yara. bazen kaşıyacaksın o yarayı, deli gibi kanayacak. sonra üstüne kolonya dökeceksin geçsin diye. daha çok canın acıyacak. yapma bunu.
en değerli sensin.
can yücel'den gelsin:
--spoiler--
Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor
"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.
Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... istemek de güzel.
--spoiler--
herşeyin sonlanacağını düşündüren eylemdir.
kim istemez ki gitmeyi? herkesin birilerinden,bir olaydan ve belki kendinden bile kaçmaya ihtiyacı vardır. dürüst olmak gerekirse son zamanlarda bunu ne kadar çok istediğim tahmin bile edilemez. gitmenin söylenişi kadar kolay olmadığını farkındayım ama sadece gitmek istiyorum. yaşadığım bu olaylardan uzaklaşmak kendimle kalmak ve kendi kararlarımı uygulayabilmek istiyorum. vazgeçmek istemiyorum aslında tek problemim bu. içim acıyor. bu öyle bildiğimiz aşk acılarından değil bu bambaşka bir acı. insanın tüm benliğini alıp götüren baştan aşağya vucudunu kemiren bir acı. hergün ölüp aslında bedenen yaşamak ne kadar berbattır bunu anladım. gitmek istiyorum. kendimden kaçmak değil benim kararlarıma saygı duymayan ve sadece yargılayan insanlardan uzaklaşmak istiyorum.
Gitmek hele de sevdiğinden gitmek zordur. Ama gidersen eğer unutursun. Aklına gelmez yaşadığın herşeyi bir çarpışa silersin. Gerçek anlamda veya mecazi anlamda hiç fark etmez bana göre gitmek kolay kalmak ise daha zordur. Sevgine ihanet etmek kolay sahip çıkmak zordur çünkü. Neyse diyeceğim o gitmek her zaman iyi değildir.