Seni Çok Sevmiştim...
Onun içindir senden kalan yalnızlığımı da sevmem..!
Aşkınla eziyet edip durdun bana yıllarca,Kimselere bişey diyemedim!Yüreğimdeki yaraları sordular;Söyleyemedim,O yaptı diyemedim!Kimse kalbini kırsın istemedim,Korktum seni kaybetmekten!Gidersen bikere daha yaşayamam zannettim.
Hep gitmelerden korkardım...
Onun için senden önce benim gidişim...!
insan sevdiğini bi kere kaybedince,
Sevilen bi kere gidince diğerleri de hep gider diye korkuyor,Sevmeye...!Seni korkularımla sevmiştim...
Elimde değildi,Bi kere incinmiştim,ikincisinden korktum!Yine de sevdim seni,Hemde gidenlerden daha çok sevdim!Hep ayak seslerindeydi kulağım...Çizdiğim sınırlardan öte bi ayak sesi duyunca irkilirdim,Koşardım tutmak için seni.!Oysa sen gitmeyi değil benli hayalleri düşlüyor olurdun o zamanlarda...Sadece düşlüyordun,Benimde 'Sen'li hayallerim olsun diye hiç yardımcı olmadın bana,Korkularıma...!Sadece sevmekti...Beklemekti çabasız sevmek...!Bense çırpındım durdum karşında,boşa kanatlarımdan oldum,Uçmayı unuttum...Çok anlatmak istedim sana,Ama o kadar kaptırmıştın ki kendini hazır hayata 'Dur' dedim duymadın...!
Sonumuzdu haykırışlarım,Dinlemedin...!
Şimdi ayaklarımı yere öyle sert vuruyorum ki,Çabalarımın bi anlamı olmadı,Gidişimin bi anlamı olsun diye..!iz bırakmak değil niyetim,Farkedilmek geçte olsa...!Bütün anıları topladım,Derli toplu bıraktım sana...Sen hazırı seversin diye,Üşenirsin de anıları karıştırmazsın diye,Hatalarını belki anlarsın diye öyle bırakıyorum...!Niyetim acıtmak değildi seni...!Bilirsin bi sana kıyamazdım..Kıyamam da...!Sen gerçeklerle hayalleri ayırt edemedin hiç bi zaman..!Artık gidiyorum hayatından bu gerçek,Senin beni sevdiğinse Koca bi yalan değil,
Hayal di...!
Kızgın değilim sana...
Kırgınım!
Kendine öncelik tanıyıp beni ve hayallerimi sonsuza dek ertelemek zorunda bıraktığın için...Artık gelenlerin gitmemesi için değil,Onlardan gitmemem için savaşacağım belkide...insanoğlu ne tuhaf.!Her sevgi de ayrı hüzünler,Ayrı mutluluklar ama sadece farklı iki sonuç var;
Gitmek...
Kimi zaman ayakların geri gidercesine,
Kimi zaman bi aşkı tamamen silercesine..!
Gideni izlemek...
Kimi zaman 'Dur' demekle dememek arasında binlerce kez ölmek,
Kimi zaman üstünden kocaman bi yükün kalkması...!
Seviyorum seni ama gitmeliyim...
Seni hayallerin,
Beni gerçeklerim bekler...!
--spoiler--
Gitmek cesaret ister ufaklık
Gideceğin yer neresi olursa olsun
Sevdiklerinle arana mesefe girince
Varış yerinin hiç bir anlamı kalmaz.
Vedalaşmakta zor iştir biliyor musun..?
Oturursun geminin kıçına,
Bakarsın sevdiklerine gittikçe ufalırlar, ufalırlar kaybolurlar ;
O zaman anlarsın işte.
Vedalaşmak asıl kalana değil, gidene koyar !..
100 defa söyledim sana hüzünlü değilim, mizacım böyle.
Bak şarabımla beraberim.
Çocukluğumdan beri hayaller kuruyorum,
Şarabımdan ayrılmadan hemde.
Ben şarabımdan ayrılmıyorum.
O da bana bunca gidene rağmen hala hayal kurdurtmaya devam ediyor.
Ne olmuş yani büyük adam olamadıksa..?
Hayallerimizi satmadık ya...
gitmek. bir hançeri inceltip
okyanusa daldırmak isteği
ya da düşebilmek atlasların
dışına ki ey kalbim
yalnızsın bu yolculukta da
gitmek. o kaos duygusu, aklın
sarsıntılarla yorgun düşüşü
bilincin kamaşması belki de.
rehin bırakılacak bir şey yok
unuttuklarından başka.
gitmek. bir büyü gibi saran
ağrılar yumağı, kışkırtılmış
düşlerdir ki sen şimdi
esirgeme kendini kalbim
kederin o derin yalnızlığından.
kalmaman gerekir bazen. her şeyi herkesi arkanda bırakacak olsanda gitmen gerekir. acı verir kalmak üzer... çok sevdiğin, kendini özgür hissettiren her yer boğar artık seni. daraltır ruhunu. çekip gitmek gerekir işte o an. kimseyi düşünmeden kendi acılarını dindirebilmek için gitmek gerekir.
kalk ! kalk gidelim ! topla bavulları, anıları, fotoğrafları... değneklerini de ben taşırım. ama ne olur gidelim artık...
başka bir şehire gidelim mesela. rüyaya dalmak gibi olsun. başka bir şehire... bahçesinde çiçekler yetiştirebileceğimiz küçük küçük evleri olan bir şehire gidelim mesela. evet, evet... bir bahçemiz ve sevebileceğimiz çiçeklerimiz olsun. yaşlı kadınlar, ölmüş kocalarının saçını okşar gibi severler ya çiçeklerin yapraklarını; işte öyle...
varsın yaldızlı mobilyalarımız olmasın. varsın parlak, çiziksiz, gıcır gıcır misafirlik sevinçleri yaşamayalım. varsın konuşan battaniyelerle arkadaşlık edelim sadece. boş odalarımızda cılız bir kedi gezinsin kafi... ama bizim boş odalarımız olsun onlar. öylesine sıkı sarılalım ki ısınsın buz gibi duvarlar. sivri ve şefkatli dikenlerimiz birbirimize batsın. göğüs gerdiğimiz tüm o hüzünlü günlere ağıtlar yaksın pikabımız.
gidelim ! başka bir şehire gidelim... adını biz koyalım bu şehirin. göğünü biz boyayalım. sokaklarını biz çizelim. kalbimiz gibi buruk atsın, kıyılara vursun, mercanlar savursun o yorgun sokaklar. dalgaları büken rüzgarlar, kızların da saçlarını büker ya; işte öyle bükülsün sokaklar da... sonra o sokaklarda sonbaharın gelmesini bekleyelim. hem belki de beklerken evimizin yanındaki yoldan neşeli bir arabacı geçer. atlarımızı kıyıya sürmemizi söyler. Bordeaux'un üzüm bağlarına gideriz belki. kaçırdığımız tüm bağ bozumlarının ardından ağlarız. göz yaşlarımıza şarap katarız...
gidelim ! başka bir şehire gidelim. 80 küsür yıldır yaşayan bir adamın kumlu gözlerinde biriktirdiği hayatlara, birbirinden değerli kederlere değeriz seninle. yorgun ama heybetli sesinden masallar dinleriz. kalabalıklarımızın arasındaki yalnızlığımızda yaşarız, yaşlanırız. çatlak avuçlarımız, kendimizi üzerinde tutmaya çalıştığımız topraktan bile eski olur. iki kum saatini karşılıklı koyar, birbiriyle yarıştırırız.
gidelim ! ben artık dayanamıyorum ! dayanamıyorum aynı sokaklara, aynı insanlara, aynı yalanlara ! gidelim ! yine gidelim !!! bırakalım buraları. illa da bir yerlere gitmemiz gerekmez biliyorsun değil mi ? ama gidelim ! kendi şehrimize gidelim. oralar hep bizim olsun. gözümüzün gördüğünce hem de...
hadi uyan... uyan da gidelim artık. bak ellerim kanıyor yine... ne olur uyan !!! uyan !!! sensiz gidemem ben ! uyan !!!
gittin mi büyük gideceksin !
ayrılık bile gurur duyacak seninle..
gittin mi ayaklarn onun yakınndan bile geçmeyecek..
gölgen bile kalmayacak ardında..
gittin mi onurunla gideceksin;
"haklıysan gidecek, gitmişsen dönmeyeceksin"..
bazen gerçekten geride kalan olmaktır... sezen aksununda cümleleriyle "öteki olabilmeyi,yerine koyabilmeyi,geride durabilmeyi öğreniyorsun" sonra sana kalan/sona kalan tek şeydir gitmek.
gitti sanılırken aslında gelen değil miydi gerçek aşık? aşka gelen. ve tüm gelmeler senden, tüm gitmeler sanadır aziz yar. dememiş miydi şair? nasıl unutulabilirdi? ama gerçek aşk unutulmuştu ki demek, gitmek artık suç kabul edilir olmuştu. gidenin nereye, neden gittiği görülemiyordu. gitmek ve gelmek sanırım birbirine karıştırılmıştı bu çağda. kavram karmaşaları yaşanılan, anlamların yitirildiği, kelimelerin gerçek manalarından uzaklaştığı çağda aşk da hakiki manasından çok uzaklardaydı. i̇nsanın tüm inanışlarını tersyüz eden bir devirde çoğunluk ne derse doğru olan oydu ve işin garibi çoğunluk ne dediğini dahi bilmiyordu. gücü elinde bulunduranların dediği sorgusuz sualsiz kabul edilmişti. ve çoğunluk; gideni suçlu ilan etmişti.
aşkın adını şehevî zevklere indirgemiş toplumda gerçek aşkı tadarak, ilişki denilen basitlikten utanıp gidenler de vardı oysa. kendini anlayamayan biriyle yanmaya başlayan aşkını söndürmemek için aşkı ile kendi arasında perde olana yüz çevirmek zorunda kalan, aşkın adını kirletmekten kaçanlar vardı. perdeyi değil, ardındakini seçenler ama suçlanıyorlardı. yakınında olursa, yücelerin yücesinden aşağıların aşağısına ineceği için gitmiş olabileceği hiç kimsenin aklına gelmiyordu. oysa giden diye yaftalanarak hâkir görülürken, salt aşkından gayrı ne varsa bu, maşukunun teni de olsa- terk edip kendindekine giden, çekirdeğin özüne inen değil miydi aşık?
giden insan, bir şeylerin eksik olduğunu düşünüp gittiğinde, aslında noksan olanın kendisi olduğunu unuttuğunu, kendinde tamamlanması gereken şeyi bir başkasıyla değil, yine kendiyle tamamlaması gerektiğini belki de bu gitmelerle öğrenmesi gerekiyordu..
gitmek ile uzaklaşabilmek aynı kavramlar değildir. bakmayın siz peşi sıra gelir gibi durduklarına. birilerinin bu durumu insanlara açıklaması lazım; gitmek fiziki sebeplerden de gerçekleşebilir, ama uzaklaşabilmek kişinin içinde olduğundan daha göreceli bir kavramdır. buna tabi tutulan "gitmek" eylemide dolaylı yoldan göreceli bir hal alabilir. ama bu durum sizi yanıltmasındır, giden insanların hepsi aynı zamanda uzaklaşamazlarda.