Tolga karaçelik’in ilk uzun metraj filmi. Hep aynı işi yapmaktan ve hep aynı cümleleri söylemekten sıkılmış, robotlaşmış ama robotlaşırken de delirmemeye çalışan bir adamın hikayesi.
Film, dünyaya bir meteorun düşeceği haberiyle başlar ama kimse bunu tepki vermez, işte filmin bize baştan göstermek istediği insanların ne kadar makineleştiği/robotlaştığı. Yine aynı şekilde kenan’ın her gün işte, evde, beberde söylediği aynı cümleler de bize bunu gösteriyor. Sürüldüğü afar’ın arafın anagramı olamsı da güzel olmuş. Daha yazacaktım da üşendim. Sonuç güzel film.
sarmaşık filmiyle çok beğendiğim tolga karaçelik'in ilk filmi. psikolojiyi etkileyen filmleri çekmeyi seviyor tolga, gişe memurunda da bir gişe memurunun hayatının monotonluğunu, hayallerini konu almış. babasına içten içe duyduğu nefreti, göstermelik saygısını falan çok şyi anlatıyor. serkan ercan, nergis öztürk, zafer diper başarılılar...
herkesin sevebileceği türden bir film değil. Özellikle recep ivedik, aşk kasımda başkadır, maskeli beşler falan izliyorsanız uzak durun. 96 dakika bitmek bilmeyebilir.
psikolojik dram turunde film sevenlerin izleyebilecegi film. ben begendim sahsen film ne ara bitti anlamadim.
--spoiler--
bu meteor olayini da ben soyle yorumlamak istiyorum; simdi filmin basinda adamlar tartisiyor meteor geliyormus iste zamaninda dinozorlar meteorlar sonucu yok olmus vs. vs. ,filmin sonunda da meteor duser gibi araba dusuyor. ben bu duzende bir dinozorum ve beni bitiren meteorlar da iste bunlar diyerek araba dusuruyorlar. muhtemelen bu anlatilmaya calisilmistir.
Filmlerde evet konular anlamsal açıdan önemlidir, mesajlar hassastır. Bu film hem konusu hem de mesajları açısından tatmin edicidir. Ancak Türk sinemasında galiba şöyle bir sıkıntı var. Abartı. Hiç konuşmayan bir adam vs. Biraz daha bunları aşmamız lazım. işi gündeliğe indirgememiz ve mesajı verirken bazı sorular sordurtmamamız lazım.
filmi izlerken gişe memuru kenanın piskolojisini aynen yaşadım. 97 dakika boyunca ben de depresyondaydım. serkan ercanı zaten severdim ama, adam aşmış bu filmde. fakat yinede söylemeden edemiyeceğim filmin sonunu getirene kadar akla karayı seçtim. filmdeki tek canlı öğe bihterin ablası olmuş. film o kadar kasvetli ki kendi hayatımdan soğudum. bide memur olma yolunda ilerlerken geleceğimi de sorgulattı bana bu film.
insana "kendine bir bak, hayallerine ne kadar uzaktasın?" diye soran ve sorgulatan bir film.
filmin en önemli repliği şuydu sanırım: "küçükken ne olmak isterdin? " . gişe memurluğu monoton bir meslek olduğu için seçilmiş burada ama hayallerinin kilometrelerce uzağında o kadar çok insan var ki : bankacı, öğretmen,şarkıcı ya da her neyse.
o eski külüstür araba üzerinden çocukluğuna dönmeye çalışan bir gişe memuru. ne de olsa o zaman halen hayaller kurulabiliyordu daha çocuktu. ellerinden kayıp gitmemişti hayatı..
net bir şekilde ifade etmese de annesinin ölümü ile babasının bir alakası var. bunu babasına olan nefretinden hissettim. yanılıyor olabilirim elbette ama kenan'la babası arasında ki bu diyalogsuzluk bunu çağrıştırıyor bana.
gelelim sonuna, bir sinema filminde sonun vurucu şaşırtıcı olması gibi bir beklentim hiç olmaz. hatta en az merak ettiğim şey sondur. çünkü yönetmenler söyleyeceklerini her zaman sona bırakmazlar. filmin içerisinde anlatacağı her şeyi anlatmış ve izleyici tatmin etmiş olabilir. bu da öyle bir filmdi. üstelik cinnet sahnesi gayet doyurucuydu.
son söz: herkese hitap etmez ama bu tarz filmleri izlemekten keyif alanlar için mükemmel bir ziyafet diyebilirim.
az önce izleyip çok beğendim bir film. oyunculuklar zaten müthiş. hikaye de monoton bir hayatın ruhsal inişlerini, çıkışlarını anlatıyor. ödülleri de sonuna kadar hakediyor. bana göre asla sıkıcı değildi. hatta bir anda bitti denilebilir.
--spoiler--
sanırım tek sıkıntısı da burada. final tam olarak bağlanmıyor. akılda bazı sorular bırakıyor. meşhur meteor meselesi mesela. neden, niçin filmde kullanıldı? veya babası öldüğünde neden kız onu ertesi sabah görmedi. kenan'ın hiçbir sözüne alınmadan gelen kız o sabah mı gelmedi? bu gibi bir iki şey dışında tavsiye edebileceğim bir film. benim gibi psikoloji seven kişilerin hoşuna gidecektir.
--spoiler--
iyi ki sözlüklerde ve video paylaşım sitelerinde yapılan yorumlara kulak asmadan izlemişim dediğim filmdir. neredeyse yorum yapanların yüzde doksanı beğenmemiş ve yerin dibine sokmuş. ne kadar beğendiğimi kelimelerle anlatmam mümkün değil. hayatın ta kendisi bir film.
izlediğim en güzel türk filmlerinden biri. Zaten hep düşünmüşümdür gişe memurlarını, empati yapmışımdır hep. muhteşem bir film. filmin konusu, işleyişi, karakterler ve sürükleyiciliği olağanüstü. Sadece ne manyaklarla, ne cins tiplerle muhattap olduklarını görmek için bile izlenilesi filmdir. (bkz: serkan ercan) harikulade oyunculuğunu sergiliyor.
Az önce turkmax kanalında izlediğim film. Oyunculuklara söylenecek söz yok ancak hareketli bir giriş, durağan bir gelişme ve sonuçsuz bir sonuca sahip film. Olmamış.
sıkılmış adamlardır..zira gelen ve giden ve hep aynı sözler..bir kişilik..iki kişilik...çoğu zaman bilet alanların suratlarına dahi bakmaz gişe memurları..