geçen bir kadına

entry3 galeri0
    3.
  1. nfk direk çalmıstır dönemeç siirini bodler' den . konu yönünden etkilense, alıntılasa bile çalıntı olabilir . zaten kalite olarak orjinalini asamamıstır, aşsa çaıntı diyemeyiz, çünkü ileriye tasımıstır .

    Çevremde gürlerdi sağırlaştıran sokak.
    ince, uzun, kara yasta, acıyla dolu
    Bir kadın geçti yanımdan, görkemli kolu
    işli eteğini kaldırıp sallayarak;

    Mermer bacaklı, kıvrak, soylu bir güzel ki.
    Bir şaşkın gibi, büzülmüş, içiyordum ben
    Bir kasırganın filiz sürdüğü gözünden,
    O mor gökten saran tadı, öldüren zevki.

    Bir şimşek... Ve Gece! - Tek bakışıyla beni
    Yeniden yaratan güzel, görünüp kaçan
    Öbür dünyada mı bulurum ancak seni?

    Artık çok uzakta! çok geç! belki hiç bir zaman!
    Nerdeyim bilmezsin, bilmem nerdesin şimdi,
    Sen, ki sevmiş olsaydım, ki bunu bildindi!

    (bkz: charles baudelaire)
    0 ...
  2. 2.
  3. necip fazıl' a '' yarım kalmış bodler ! '' diyen de vardır , ''bodler ' in yarım bıraktığı ne varsa tamamlayan ! '' da... şiir' den anlayan gözler yukarıdaki şiir ' in nasıl bütünüyle sindirildiğini ; fakat ,kopya ve ezber olmaksızın kendi dili ve üslubunca aynı şiirin bambaşka bir formda nasıl sunulduğuna bir örnektir:

    dönemeç

    Bir gündü, hava ılık
    Ve cadde kalabalık...
    Bir kadın sapı verdi önümden dönemece;
    Yalnız bir endam gördüm, arkasından, ipince.
    Ve görmeden sevdiğim, işte bu kadın dedim,
    Çarpıldım, sendeledim.

    Bir gündü mevsim bayat
    Ve esnemekte hayat...
    Dönemeçten bir tabut çıktı ve üç beş adam;
    Yalnız bir ahenk sezdim, çerçevede bir endam.
    Ve tabutta, incecik, o kadın var, anladım;
    Bir köşede ağladım...

    [1940]

    necip fazıl kısakürek.
    3 ...
  4. 1.
  5. Charles Baudelaire şiiridir. Orijinali şöyledir:

    La rue assourdissante autour de moi hurlait.
    Longue, mince, en grand deuil, douleur majestueuse,
    une femme passa, d'une main fastueuse
    soulevant, balançant le feston et l'ourlet

    agile et noble, avec sa jambe de statue.
    moi, je buvais, crispé comme un extravagant,
    dans son oeil, ciel livide où germe l'ouragan,
    la douceur qui fascine et le plaisir qui tue.

    un éclair...puis la nuit! -fugitive beauté
    dont le regart m'a fait soudainement renaître,
    ne te verrai- je plus que dans l'éternité?

    ailleurs, bien loin d'ici! trop tard! jamais peut- être!
    car j'ignore où tu fuis, tu ne sais où je vais,
    o toi que j'eusse aimée, o toi qui le savais!

    Sait maden çevirisi:

    Çevremde gürlerdi sağırlaştıran sokak.
    ince, uzun, kara yasta, acıyla dolu
    bir kadın geçti yanımdan, görkemli kolu
    işli eteğini kaldırıp sallayarak

    mermer bacaklı, kıvrak, soylu bir güzel ki
    bir şaşkın gibi, büzülmüş, içiyordum ben
    bir kasırganın filiz sürdüğü gözünden,
    o mor gökten saran tadı, öldüren zevki.

    bir şimşek...ve gece! - tek bakışıyla beni
    yeniden yaratan güzel, görünüp kaçan,
    öbür dünyada mı bulurum ancak seni?

    artık çok uzakta! çok geç! belki hiçbir zaman!
    nerdeyim bilmezsin, bilmem nerdesin şimdi,
    sen, ki sevmiş olsaydım, ki bunu bildindi!
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük