ütopik bir olgu. herkesin bir gün bulmak için beklediği biri o, belki de platonik ask gerçek aşk tır kimbilir. en sığ olmayan duygu, en gerçek duygu öyle ki, son sözü yok bitişi asla yok, gerçek o, hep o var. içini boşaltmaya çalışıyorlar ya, şaşıyorum olurmu hiç öyle şey.
ellerimi açıp dua ettiğimizden bile emin olamadığımız dünyada emin olabildiğimiz son şey, belki de şu tanımı yaparken içimizde sonsuz bir boşluk ya da inanılmaz bir içim içime sığmıyor duygusu yaratan.
ahkam kesemiyorum bu sefer, parmaklarıma beynim değil kalbim emir veriyor bunu anlatırken ve biri benden çekip alır diye beyanat bile veremiyorum bomboş sayfalarda. keşke yün bir atkıya ya da başka bir şeye saklayabilseydim o duyguyu! ülkelerin veya notaların barındıramayacağı kadar büyük bir şeyin küçücük bir kalbe saklanması sonucu ortaya çıkan buhranlar ve bunalımlar bütünü gerçek aşk. duvarlar arasına saklanıp başka duvarlar arasında aldatılmaktan korkmak değil de, o duvarların arasında onla olabilmeyi istemek belki de.
sizi kimle aldatacağını değil, kiminle beraber olmak istediğiniz sorusunun cevabını düşünüyor üstelik cevabı sevginizin adında buluyorsanız, hoş geldiniz; gerçek aşktasınız.
gerçekliğini ve dolayısıyla varlığını yitirmiş, kendisinden geriye özlemi, hayali ve mitolojisi kalmış aşktır. fakat hayatın özgür olmaksızın yaşanamayacağı ve özgürlüğün de umut etmek olduğu farz edilirse, bulunmayacak olsa da aramaktan başka çaresi yoktur...
arkana dönüp baktığında en ufak bir pişmanlık duymamaktır gerçek aşk... senin olmamasına, seni sevmemesine, hiç bir araya gelemeyeceğinizi bilmenize, yaşattığı tüm sıkıntılara rağmen dahi iyi ki varsın diyebilmektir...
işte bu kadar sevginden ve sevgiliden emin olabilmektir...
vardır ve büyü gibi birşeydir. cinsellik içermez. yanında olmak, konuşmasını dinlemek, oturmasınından, kalkmasından velhasıl herşeyinden haz almaktır.
büyü meselesi ise şu manadadır. başka hangi kişiyi, sadece düşünüp mutlu olabilirsiniz ki? imkansızdır. ama onu, yanınızda yokken bile düşündüğünüzde, içinizi anlatılmaz bir mutluluk kaplar. saatlerce mutlu kalabilirsiniz.
işin komik tarafı ise, çok çabucak kaybolabilmesidir. bir müddet sonra yerini hırsa, cinselliğe, kavga dövüşe bırakır.
bu girişten sonra bir tanım yapmak gerekirse. her aşkın ilk döneminde hissedilen duygulardır.
gerçek aşk diye bir şey vardır ve tartışılamaz. gerçek aşk allaha duyulan aşktır. kişiye duyulan aşkın, sununda allaha dönmesidir. gerçek odur, aşk da ona karşıdır. mevlananın duyduğu aşk gerçek aşktır. sadece mevlanayı okuyarak bile bunu anlayabiliriz. tabi bu yozlaşmış dünyada böylesine bir aşkı yaşayabilecek insan varmı? yok.
gerçek aşk vardır, onu yaşayabilecek insan yoktur.**
pelvane bir böcektir. uçar. bütün böcekler gibi ışıga dogru uçar. tek farkla. o ışıga aşıktır. geceleyin bir mum yakarsanız dışarıda, onların ışıgı nekadar çok sevdiklerini gözlerinizle görürsünüz. diger tüm böcekler ateşin ısını hissedince kaçarlar. vazgeçerler. sadece pelvaneler devam eder. yanıncaya kadar ışıga yaklaşır. ve sonunda yanar. ölür.
işte gerçek aşk ateşin sıcaklıgını hissetiginde bile devam edebilmektir.