''eğer bana üç kişiyi çalımlayıp 30 yarddan liverpool'a nefis bir gol atıp tribünleri ayağa kaldırmak mı yoksa dünya güzelini yatağa atmak mı? diye sorsanız karar vermesi çok zor olurdu. şanslıyım çünkü her ikisini de yaptım. ama birini 50 bin kişinin gözleri önünde''
"Eğer biraz çirkin olsaydım ne Pele'nin ne Maradona'nın adı hatırlanırdı" Derken Zaaflarına Yenik Düşmenin Hazin Bir Özetini çıkarmıştır geride kalan biz genç nesillere.
"Eğer biraz çirkin olsaydım ne Pele'nin ne Maradona'nın adı hatırlanırdı" sözünden de anlaşılacağı üzere gelmiş geçmiş hem yakaşıklı hem başarılı futbolculardan biridir
bazıları sorabilir; abi ya nedir bu 7 numara hayranlığı. kantona, beckham, ronaldo hepsi 7 numara giydiler, nerden geliyor bu popülarite? işte george best'ten geliyor. 7 numarayı efsaneleştiren isim odur ve hep onunla anılacaktır.
kendisinden çok büyük beklentiler olan bu safkan henüz istenilen performansı sergileyememiştir. kendisi ile baba kardeşi olan kızılmurat ve lakshmi gibi isimlerin uzuna olan yatkınlıkları, eşgali ve yarış tarzı ele alındığında ileride uzun mesafeli yarışlarda adından sıkça sözettirebilmesi beklenebilir.
kazandıgın paraları ne yaptınız sorusuna;" yarısını kızlara ve arabalara yatırdım, diger yarısını da harcadım" cevabı vermiş manudaki 7 nurmara efsanesini başlatan adam.
best ve pele' nin görüntülerinin yer aldığı bir video bu. pele avrupa' da oynamadı ki ya gibi zırvalıkları diyenler pele' nin gollerini bir izlesinler bakalım dünyada ceza alanı içinde topa bu kadar hakim, bu kadar rahat, dar alanda bu kadar rahat hareketler yapabilen başka bir oyuncu var mıymış? best' e gelince de zaten soyadı her şeyi anlatıyor. yaptıklarına bakarak demiyorum yeteneklerine bakarak diyorum ki
ntvspor da yayınlanan belgeselinden sonra ne kadar büyük oyuncu olduğunu bir kez daha anladığım oyuncu. oynadığı oyun, yaşantısı, şöhreti ile tam bir süperstar.
bir maçta kendi takım arkadaşlarından biri topu ondan almak istemiş ama o da çalımı yemiştir. facebookda ali ece' nin paylaştığı videolardan birinde gördüm bunu. best ortasahada aldığı topu iki rakibinden kurtarıyor ama geriye doğru çalm atıyor. yani sırtı dönük aldığı topu markajdan kurtulmak için mecburen boş alana taşıyor ve 2 oyuncudean kurtulup kendi yarı sahasının ortalarında, taç çizgisinin yanında topla durup dönüyor. o sırada uzun sarı saçlı takım arkadaşı (videonun devamında çok iyi anlaştıklarını ve yakın arkadaş olduklarını görüyorsunuz) best' in üzerine koşuyor ve best önce bir şaşırıp sonra ona da çalım atıyor ve ikisi birden gülüyorlar. tabii ben böyle uzun uzun anlattım ama bunların hepsi 3 4 saniyelik bir şeydi.
Garsonla olan hikayesi aslen şu şekildedir; garson odaya şampanya getirdiğinde, kainat güzeli midir, neyse artık onu yatakta çıplak olarak yatarken görür. Yalnız yattığı yatak komple 20'lik banknotlarla kaplıdır. Buna istinaden garson Georgie'ye, 'where did it go wrong George' der. Best de daha sonraları, kendisine sorulan hayatınızda kaybedip pişman olduğunuz şeyler nelerdir soruna; 'i have alot of misses in my entire life: miss canada, miss usa, miss universe...' şeklinde cevap verecektir ki soru, 'what are your misses in your life?' şeklinde sorulmuştur. Kendisi Manchester'de hala Cantona'dan bile büyük bir efsane olup, futbolcu adam saygı görecekse iyi bir profesyonel, herkes tarafından karşılıksız sevilecekse yetenekli bir hergele olmalıdır sözünün iyi bir örneğidir. Bu örneği Hakan Şükür ile Sergen Yalçın'ı karşılaştırarak da anlayabiliriz.
sakin beckham la kiyasladigim sanilmasin ama george best ilk beckham dir. dunya futbolunun yaptigi herseyi ile ilk yildizidir. gazetenin futbol sayfalarindan daha cok magazin sayfalarinda yer alan efsanedir...
bazilari icin cok abest gelebilir fakat konu best oldugunda gonul rahatligi ile pele kim ? maradona nedir ? diye sorabilirsiniz. onu izleyen, ona karsi oynayan herkesin ortak yorumudur. hayatta olan takim arkadaslarinin '' old trafford a maci seyretmeye gelenler keske onu gorebilseydi. o zaman kimseyi bu kadar kolay ilah yapamazlardi '' yorumu cogu seyi aciklar sanirim.
cok hizli olmasi, o devrin sartlarina gore ( foul , sert oyun tekmeler vs. vs. ) her zaman ayakta kalabilmesi, sag ve sol ayagini kullanabilmesi, final maclarina yuzunde tebessumle sanki mahalle maclarina cikar gibi cikmasi ve topu ayagina alabilmek icin kendini parcalamasi ... eger bir videosunu izlerseniz, dribbling lerindeki farki direk anlayabilirsiniz.
inanılmaz derecede iyi top sürme yeteneğine sahip bir oyuncu olduğunu izleyeceğiniz herhangi bir videosunun ilk saniyelerinde fark edebilirsiniz. süratli pek çok futbolcu var, ancak topa bu kadar hakim dribblingleri bir tek best' te gördüm ben. topu öyle 5-6 metre ileri vurup peşindne depar atmıyor, adam deparı topla birlikte yapıyor ki bu da onu durdurulmaz kılıyor.
ayrıca adam yere yıkılmıyor. bariz şekilde ayaklarına giriyorlar adamın, dengesi bozuluyor ama düşmüyor.
15 yaşındayken Manchester United futbolcu izleme komitesinden Bob Bishop tarafından keşfedilir. Best' i sadece 10 dakika seyreden Bishop hemen Kızıl Şeytanlar' ın efsanevi menejeri Matt Busby' ye yıldırım telgraf çeker: ''Burada bir dahi buldum!'' Busby sorar: ''Nasıl bir oyuncu, kime benziyor?'' Bishop düşünür, düşünür ve şu cevabı verir: ''Daha önceki hiçbir futbolcuya benzemiyor!''
matt busby: ''Görür görmez, denemeye bile gerek olmadığını anladım. Ama bizim antrenörler ısrar ettiler. Sonunda karşısında denediğimiz tüm savunma oyuncularımız, hepimize ana avrat sövdüler. Bu 2. Dünya Savaşı' ndan beri ingiliz erkeklerinin başına gelen en kötü şeydi. Hitler' in Blitzkrieg uçaklarından bile daha hızlı ve yıkıcıydı. Biz izleyenler dahil hepimiz onun sadece kıçını görebiliyorduk. Bu bir şey değildi çünkü önden gördüğümüzde hepimiz Tanrı' ya soruyorduk: Gerçekten de onu da bizi de sen mi yarattın? Ama bu haksızlık değil mi?''
bir efsaneye göre yıllardır karşı karşıya oynadığı Summerbee bir maçta karşısındaki Best' e aniden sarılır: ''George bir dur da yüzünü görelim artık!''
son sözü efsane kendisi söylüyor: ''Biraz çirkin olsaydım, Pele' nin esamesi okunmazdı.''
O'na göre ideal futbolcu kendisiydi. Kendisinden üstün bir futbolcu olmamıştı olamayacaktı. Gönül isterdi ki ömrü yetsin c.ronaldo'yu kendisinden miras kalan 7 numarayla izlesin yorumunu yapsın onu da beğenmesin.. Ne yapalım kaderdir kısmettir bu işler.