gönlüne sevda ateşi düşmemiş birini bile derinden silkeler bu eser. çok derin, çok etkileyicidir. halk edebiyatı ve halk türkülerinin gücünü son derece güzel ortaya koyan yapıtlardan biridir. kazım koyuncu ve şevval sam'ın etkisi elbette yadsınamaz bu parçanın vuruculuğunda.
geçmeyen bıçak yarasına, gönül sızısına, sevda belasına en güzel biçimde tercüman olan türkülerdendir. olmasaydı, dinlemeseydik, hüzünlenmeseydik ne hoş olurdu halbuki. hey gidi. vakit yine tamam oldu, dinlemek zamanıdır. buyurun;
"koyverdun gittun beni" farklı duyguları insanda bir anda yaşatır. acı çeker ve sitem eder sevdiğine.
kavuşmanın arzusu da vardır dizelerinde fakat bilir sevdiğinin ona kalmayacağını bu yüzden kalbinde yaşadığı acıyı "sevduğum senin aşkın, ciğerlerumi dağlar" ona da yaşatmak ister.
acısıyla der ki "yüzünden silunmesun piçağumun yarasi"
kini geçer yine "hiç mi duşunmedun sen" diyerek sitem eder.
Giresun un espiye ilçesine bir şekilde yolunuz düşerse, derenin sol tarafını takip ederek yürüyüp dağa çıkarsanız pişman olmazsınız. Eh eşek de değilsiniz ya artık bir yerde oturup rakınızı da içersiniz.
Not: tabii bunları yaparken kulağınızda hep gelevera deresi türküsü olacak.
Kızın suratına faça atmış. Ne çeşit bir aşk ise. Belki de biz modern zibidiler pek anlamıyoruz eskileri. Ben de bazen sırtını boydan boya tırmalamak, boynunu öperek morartmak istiyorum, sanırım böyle bir şey.