ilk bakışta kuzuların sessizliği filminin afişini andırsada, sanatsal olarak kadına şiddeti anlatan bir görsel. Erica dal maso'nun kadın illüstrasyonu kullanarak yaptığı çizimlerden sadece biri.
hayal, gerçek olsun. lütfen. artık kadına şiddet son bulsun. lütfen!
Dünyadan tecavüz gibi iğrenç bir suçun tamamen silinmesi. Küçücük bir çocuğa dahi tecavüz ediliyorsa bu dünyada, masum hayaller kurmak doğru gelmiyor bana.
Türkçe nin evrensel dil olması,düşünsenize güney afrikanın bi köyünden tutunda izlandaya kadar,amerikadan japonya ya kadar herkez sizin dilinizi biliyor. Bütün filmler türkçe çekiliyor,bütün oyunlar türkçe,yama diye bişeye ihtiyaç yok. Bütün dünyanın çocukları okullarda senin dilini öğrenmek için yırtınıyo ve sen bütün dünyadan 1 adım öndesin,milletin uğraştığı şey senin ana dilin.
yaklaşık 4 yıldır takip ettiğim (böyle tanımlamam en mantıklı olanı sanırım) biri var. bambaşka bir şehirde, benden bambaşka (sanıyorum) bir hayata sahip. aynı müzik grubunu takip ederken fark ettim varlığını. (fark etmek... ne kadar da benlik bir tanım... neyse) 1-2 cümlelik diyaloglar dışında hiç konuşmadık.
geçen sene önce sıcaktan bunaldığı bir gün 'saçlarımı kestirmek istiyorum ama kıyamıyorum' gibi bir tweet atmıştı. (saçlarına zarar gelecek diye saçlarını çok özel durumlar dışında toplamayan biri) 'aman keyfine bak zaten askerde koyun gibi kırpacaklar seni' demiştim. * (ömrümde bir ilk *)
--spoiler--
dip not arkadaş kıvırcık saçın zirvesi ve bu nedenle deli gibi kıskanıyorum kendisini. yine de hay parmaklarım şişseydi de demeseydim evet
--spoiler--
neyse bu olaydan iki üç ay sonra yaşadığı şehre 4 günlüğüne gittim. geri yaşadığım şehre dönerken de instagram'a side sahilinin fotoğrafını koyup altına 'yine geleceğim antalya...' yazmıştım. 2 gün sonra 'bekleriz efendim' diye mesaj atmıştı.
edit: sonbahara doğru saçlarını kestirdi kendisi. diyemedim ki 'şaka yapmıştım. ben senin saçlarına baktıkça mutlu oluyordum.' demeyi isterdim *. ama büyük yanlış anlaşılacağım kesin. Muhtemelen şu an bu entryi okuyan siz bile yanlış anladınız. neyse artık...