gecenin şiiri

entry13505 galeri927 video104 ses19
    75.
  1. sen de farkedersin döndüğünü dünyanın
    ilk nisan yağmurunu düşün.
    piyer loti kahesinde
    bu kopuk kopuk mısraların yalnızlığı
    boşuna değil aydede.
    sevmek varken.
    4 ...
  2. 76.
  3. Turgut Uyar'ın Palyaço adlı şiiri olsun bu gece uyumadan önce hafızanızın bir kenarında duracak olan şiir. Osman Sonant'ın güzel sesinden dinlemek isterseniz eğer:



    --spoiler--
    rakı doldurun! eksilmesin.
    --spoiler--
    8 ...
  4. 77.
  5. furuğ ferruhzad - yeniden doğuş.

    --spoiler--

    en sevdiğim satırları da:

    ah..

    budur benim payıma düşen,

    budur benim payıma düşen,

    benim payıma düşen,

    bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür,

    benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir

    ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette,

    benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü gezintidir.

    ve ‘ellerini

    seviyorum’ diyen

    sesin hüznünde ölmektir..

    --spoiler--
    7 ...
  6. 78.
  7. "uzun bir yol gibidir gözleri insanın
    gelip geçen bir şey iyileşmez
    bu gece bu hat üzerinde
    iyileşen zamandır
    insan iyileşmez."

    *
    7 ...
  8. 79.
  9. sanırım baytardı
    yüreğimin depreminde rihter ölçeği çatlarken
    ölebilir raporu veren beyaz önlüklü doktor
    boşver hipokrat amca
    üzülme ne olur
    sen de anne
    sen de üzülme
    hücremin dört bir köşesinde el ayak izlerimi
    ciğerlerimde yırtılan bir çığlıkla hazır beklediğim
    ve korkunç bir sabırla birbirine eklediğim
    korkak kahraman gecelerimi
    düşlerimle sınırsız
    diretmişliğimle genç
    şaşkınlığımla çocuk devrederken sıradakine
    usulca açılıverdi
    yanağımda tomurcuk

    (bkz: nevzat çelik)
    (bkz: şafak türküsü)
    6 ...
  10. 80.
  11. ümit yaşar oğuzcan - ben seni sevdim mi?
    5 ...
  12. 81.
  13. SENDEDiR
    anılar gelir aklıma
    hayalin ve güzelliğin sonra...
    umut dolu kuşumun narin uçuşu başlar
    karanlıktır etraf, gece yağar sokaklara...
    ve korkum hasretine kızıp gitmiştir
    sevgim yüreğimdedir, yani kilitlidir.
    özlemin hücreme girmiş içimi gezmektedir
    ve mutluluğum...
    sen de biliyorsun ki sadece sendedir.
    Atalay Demirci
    4 ...
  14. 82.
  15. horrattır bu akşam üzerleri daima
    gün saltanatıyla gitti mi gider
    yalnızlığımızla doldurup her yeri
    bir renk çığlığı içinde bahçemizden,
    bir el çıkarmaya başlar bohcamızdan
    lavanta çiçeği kokan kederleri...
    horrattır bu akşam üstüler daima.....
    4 ...
  16. 83.
  17. karıma
    geleceğim bazen uykudayken sen
    beklenmedik, uzak bir konuk gibi
    sokakta bir başıma koyma beni
    kapıyı sürgüleme üstümden.
    usulca girecek, br yere ilişeceğim
    bir zaman, karanlıkta, bakacağım yüzüne.
    görüntün doyasıya dolunca gözlerime
    seni kucaklayacak ve çıkıp gideceğim...

    (bkz: nikola vaptsarov)
    4 ...
  18. 84.
  19. Ne dedimse inanma
    Seni değil kendimi aldatıyorum
    Sen istediğin kadar
    Varlığın ta kendisi ol
    Ölümsüzlüğün ta kendisi
    Ben günden güne yok olmaktayım
    Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana
    Anlamıyor musun?
    Gök yüzü güneş olsa
    Sensiz karanlıktayım.
    6 ...
  20. 85.
  21. Ayrılık diye bir şey yok.
    Bu bizim yalanımız.
    Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
    Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?

    Güneş çoktan doğdu.
    Uyanmış olmalısın.
    Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?
    Öyleyse ayrılmadık.
    Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

    Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
    Önce beklemekten.
    Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
    ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

    Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
    Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
    Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
    Kanunlara saygı göstermesini,
    insanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.

    Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
    Ya o? Ya o?
    insanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
    Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
    Saadet bekliyor yaşamaktan.

    Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
    Aradıklarının çoğunu bulamamış,
    Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
    Göçüp gidiyor bu dünyadan.

    işte yaşamak maceramız bu.
    Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
    Ve yaşayıp beklerken ölmek!

    Özleme bir diyeceğim yok.
    O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.
    O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
    O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

    insanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
    Yaşantımız özlemlerle güzel.
    Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
    Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
    Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

    Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
    Seni özlediğim içindir.
    Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
    Seni özlediğim içindir.
    Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
    Yine seni özlediğim içindir.

    Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

    Ümit Yaşar Oğuzcan / Beşinci Mektup
    7 ...
  22. 86.
  23. kaka is special thing,
    kaka is wonderful thing,
    kaka is disgusting,
    kaka is everything,
    everything...
    3 ...
  24. 87.
  25. Her Aşk Katilidir Bir Öncekinin

    rüzgarlı bir tepenin yamacındayım şimdi
    kent suskun
    ve istasyonlar ayrılık için var bu şehirde
    imlası buzuk, üşümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken
    ömrüme iliştirdiğim martı leşleri yamalı bir geçmişi oynar
    imtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan
    gecenin en serseri yanını alırım günceme

    durup durup şiirler yazmak yoluna
    yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde
    kendimi sende kalabalık buluşum belki de bundan
    her gece yorganımın altında sakladığım
    kırlangıç sürüleriyle geliyorum sana
    sen uykudayken
    babam her gece ölüyor şimdilerde
    annem nihavent bir çığlık oluyor
    bana en çok sensizlik koyuyor
    sonra babilin asma bahçelerine asıyorum kendimi
    uyanmak için

    eski bir aşkını anlatıyorken bana
    konuştuklarından yapılma bir sessizlik oluyor ağzım
    kaç kez kanıyorum bir bilsen
    (ya da hiç bilmesen)
    sesinin ardında yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor
    kendimi kötü kurulmuş bir cümle sanıyorum
    gece yüklü bir kamyon uykularımı solluyor

    yastığının altında yalnızlığın var biliyorum
    oysa ben senden bir bardak su istedim
    akdeniz değil
    son yalnızı benimdir bu kentin
    istanbul arkamdan gelir
    ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan kız
    hep kendine mi saklarsın çocukluğunu

    ağzıma bir bulut bulaşsa da yokluğundan yapılmış
    kayadan seken kurşun
    en serseri yanımız olur kimi zaman
    ve ben hep kendimi terk ederim senden
    her katilin aşkı
    her aşkın katili
    bir öncekinin faili
    hep ben olurum
    hep ben ölürüm

    içime uzanan koridorların ortasından
    hep gülerdin beni görünce
    bense sana hep geç kalırdım
    sona kalırdım
    sonra kanardım

    yağmurlarla inseydin içime
    içim senden yanaydı
    yüzümdeki işgaller senden karaydı
    seni sevmek en gizli ağlama biçimimdi
    sana yazacaklarım sil sil bitmezdi
    ve ben
    sende hiçbir şeydim
    sen bende herşeyken

    canım
    yastığının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım
    kendine varlaşıp bana yoklaşan biri yapar seni
    ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine
    geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin
    ve sevgisizlik alır bir gün seni benden
    işte bu yüzden
    sen hep sevil
    hep sevil
    sevil.

    Kahraman Tazeoğlu
    4 ...
  26. 88.
  27. gecenin bu saatinde, sabah erkenden kalkması gerektiği halde uyku tutmuyorsa bir insanı; hasrettendir...

    yokluğunda her yer gri
    sanki güneş hiç doğmuyor, gün olmuyor
    "günaydın" dediklerinde gülüyorum sadece
    "hayırdır" dediklerinde susuyorum.

    sanki bir şeyler eksik gibi...
    sanki, her şey her zamankinden farklı
    hani bir şey söylemek istersin, dilinin ucundadır
    bir türlü söyleyemezsin ya
    işte bu da öyle bir şey.
    "özledim" diyemiyorum soranlara...
    çünkü biliyorum ki seni anmaya başladığımda dolacak gözlerim
    o yüzden
    evde tek başımayken ıslanıyor yanağım.

    dalıp dalıp gitmeler de bu yüzden
    bu sessizlik, mutsuzluk...

    her yanım karanlık, her yanım gece
    aynaya her bakışımda gözlerimde hüzün ne kadar korkutuyor bilsen!
    bilsen...
    bilsen nasıl ayakta kalmaya çalıştığımı
    nasıl özlediğimi...
    6 ...
  28. 89.
  29. cogu sairin mekani olmus mesken tuttugu kavram , siire buyuk bir malzeme olmus kelime ..
    3 ...
  30. 89.
  31. saat 12den sonra,
    bütün içkiler,
    şaraptır.

    cemal süreya.
    4 ...
  32. 90.
  33. ne ölüyüm ne de diriyim,
    çapulculardan biriyim.
    işçinin elindeki kiri
    milletin alnındaki teriyim..

    çapulcu 64.
    5 ...
  34. 91.
  35. Atilla ilhan- aysel git başımdan, seni seviyorum..

    Mümkünse sesinden dinlemeli.
    4 ...
  36. 92.
  37. O ŞiMDi NE YAPIYOR?

    O şimdi, ne yapıyor?
    Şu anda, şimdi, şimdi?
    Evde mi, sokakta mı,
    Çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
    Kolunu kaldırmış olabilir,
    "Hey gülüm, beyaz, kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi... "
    O şimdi ne yapıyor,
    Şu anda, şimdi, şimdi?
    Belki dizinde bir kedi yavrusu var, okşuyor.
    Belki de yürüyordur, adımını atmak üzeredir,
    "Her kara günümde onu bana tıpış tıpış getiren sevgili, canımın içi ayaklar! "
    Ve ne düşünüyor, beni mi?
    Yoksa, ne bileyim, fasulyenin neden bir türlü pişmediğini mi?
    Yahut, insanların çoğunun neden böyle bedbaht olduğunu mu?
    O şimdi ne düşünüyor,
    Şu anda, şimdi, şimdi?

    Nazim Hikmet. evet.
    8 ...
  38. 93.
  39. ÖZLETiYOR SENi BU YAĞMURLAR

    Burada yağmur yağıyor
    Aralıksız yağıyor günlerdir
    Ama sen yine de şemsiyeni
    Almadan gel ilk otobüsle

    Buğulanan camlara usulca
    Yüzünü çiziyorum ki yüzün
    Bir yağmur damlası olup
    Düşüyor yapraklarına gülün

    Güller de bozamıyor bu uzun
    Karanlık sessizliğini kentin
    Anılarını yitiriyor sokaklar
    Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

    Tarih de kekemeleşiyor bazen
    Ki o zaman aşktır tek bilici
    Aşksa yürümek gibi bir şey
    Duyabilmek kuşların gelişini

    Anısı bizsek eğer bu kentin
    Unuttuğu türküler bizsek
    Acıyı rehin bırakıp bir güle
    Anımsatmalıyız bunları bir bir

    Sonra yürümeliyiz seninle
    Sokaklara caddelere çıkmalıyız
    Belki bir aşktır bu kentin
    Belleğini geri getirecek olan

    Burada yağmur yağıyor ama sen
    Şemsiyeni almadan gel yine de
    Özletiyor bu çılgın sağanak seni
    Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
    Ahmet TELLi
    3 ...
  40. 94.
  41. Yağmur taneleri gibiydi gidişin,
    Hüzün dolu, hayat verişin.
    Sade sessiz mağrur duruşun,
    Beni benden alıp yitirişin.
    2 ...
  42. 95.
  43. ne güzeldi ela gözleri,
    o manikürlü elleri,
    bilmiyorum şimdi neden
    o gece bana vermedi?

    sanki çok şey istedim,
    git dese de gitmedim.
    sabaha kadar bekledim,
    o gece bana vermedi.

    arsene lupin.
    4 ...
  44. 96.
  45. Leylâ isteyen kişi Mecnun olmalı;
    Kendinden de, dünyasından da geçmeli.
    Sevenlerin sofrasına çağrılınca
    Ben körüm, ben dilsizim demeli.

    Ömer Hayyam
    4 ...
  46. 97.
  47. Haydi güle gülü gülüm
    haydi güle güle
    Hani ağlamak yoktu?
    Ağlama kızım,
    gözüne batacak sürmelerin.
    Taksiye bindin işte,
    işte hapishanesinde yattığım şehrin
    geçiyorsun içinden.
    Şöför belki ben yaşta bir adam
    dikiz aynasından bakıyor sana
    anlıyor bu güzel kadının ağlamasını.
    Belki onunda içerde yatanı vardır,
    belki tanır beni, belki kendiside bizdendir.
    Biliyorum:
    Demirlerden seyrettiğim bu şehir
    kaplıcalar
    türbeler
    ipek fabrikaları ve kocaman bir çınardır.
    Ve sahici insanları
    benim insanlarım
    nasılda perişan...
    Fakat yüzlerine güneş vurmuş gibi olmuştur
    sen gözyaşları arasından
    onlara baktığın zaman.
    Sen bu şehre bundan öncede geldin demek?
    Sen bu şehre gelesinde beni aramayasın!
    Öylemi? AĞLA GÜLÜM!
    Hemde hüngür hüngür ağlamalısın.
    Hayır ağlama, Allah belamı versin benim ağlama!
    Etrafına bak:
    Ben ve şehir çoktan arkada kaldık.

    nazım hikmek ran. evet.
    2 ...
  48. 98.
  49. Seni düşünürüm
    Anamın kokusu gelir burnuma
    Dünya güzeli anamın

    Binmişsin atlıkarıncasına içimdeki bayramın
    Fırdönersin eteklerinle saçların uçuşur
    Bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü

    Sebebi ne
    Seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
    Sen böyle uzakken senin sesini duyup
    Yerimden fırlamamın sebebi ne?

    Diz çöküp bakarım ellerine
    Ellerine dokunmak isterim
    Dokunamam
    Arkasından camın
    Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
    Alaca karanlığımda oynadığım dramın.

    nazım hikmet. evet.
    4 ...
© 2025 uludağ sözlük