Su günlerde milletce çok aci cekiyiruz. Hep aynı senaryo teror.
Sivil, asker , polis demeden şehit veriyoruz ya acı budur. Acı tarif edilemez ama resmedilmis.
Acı mı? Yaşadıklarım acı mı acaba? Hayatımın bazı dönemlerinde bu soruyu soruyorum kendime.
Oturup ağladığım,neden bunu ben yaşıyorum?,bunu yaşamayı hak edecek ne yaptım ki?,hayatta en mutlu olduğum anlarda kaybetmek zorunda mıyım ? diye sorular sormaya basladığım her dönemde aslında kendi yaşadığım acıların komik olduğunu hissetmemi sağlayan olaylara şahit oldum.
Evet herkes kendi yaşadığını kendi bilir. Acısının ölçüsü kendi içindedir. Ben düştüm diye 10 dakika ağlarken sen 20 dakika ağlarsın belki. Seninde dizin kanamıştır benimde oysa. Ama illa aynı olaya aynı tepkiyi verip aynı acıyı mı çekmemiz gerekir. Hayır!!!
Ama... Evet amalarım var.
Hayatımın en kötü günlerini geçirdiğimi sandığım bir dönem mesela ufacık bir çocuğun yaşadıklarına bire bir şahit olma sanşsızlığım olmuştu. Nefret etmiştim o zaman kendimden. Oturup üzüldüğün , hayatı kendine kahrettiğin şeye bak hemde bu yaşında dememe sebep olmuştu.
Bazı acılar var ki sen yaşamasan bile insana insanlığını unutturur. Mutsuz olup ağladığın,canının yandığını düşündüğün her an için utanırsın kendinden.
Kendinize dert aramayın. Sevgilimle ayrıldık,kocamla boşandık,çok yalnızım,param yok gibi gibi...
Gerçek acıları görmek için kafanızı kaldırıp bir etrafınıza bakın. Belki hayatınızdaki en acı şeyin "yaşama dört elle sarılmak ve mutlu olmayı bilmek" eylemlerini gerçekleştirememeniz olduğunu anlarsınız.
Gerçek acılar yaşayan ve asla gülmeyi unutmayan insanlara gelsin.
insanların bir yerlerde ölüm korkusuyla yaşadığı, aynı yerdeki çocukların aç ve hasta olarak günlerce dolaştığı, biz çok basit bir şeyi çöpe atarken bile 10 kere düşünürken; canı için ülkesinden, evinden, kurulu düzenini sonu bilinmeyen bir yola çıktığı, üzerlerine kurşun ve bombaların yağdığı, belki okuldan eve giderken otobüste parçalanarak öldüğü, hayvanların ticaret uğruna cansız bir nesne muamelesi gördüğü, bizi yönetenlerin, düzeni elinde tutanların merhamet adına kırıntı taşımadığı ve din adı altında birbirine saldırdıkları, kitlelerin olayların dönüp dolaşıp kendilerine gelene kadar ses çıkarmadığı bir düzende, bunları görerek, duyarak, bilerek yaşamaktan ve tüm bunlara yetememekten dolayı keşke elimden daha fazlası gelebilse demekten başka, daha acı ne olabilir ki?
Ölüm. Herkes bir gün ölecek ne bu birbirini sevmemek anlamam. Dünya o kadar boş ki anlamsız şeylere üzülüp acı diye sunulan şeylerin hrpsinin çok saçma olması ölüm olunca hiç birisinin mânâsı kalmayacak.