iki katlı otobüslerin üst katında orta sıralardaydım. uyumuşum. uyandığımda otobüsün iki katlı olduğunu ve benim de üst katta olduğumu unutmuşum. en önde ve en soldaki adama şoför sanarak baktım. adam uyuyor. dedim ki tarraa yedik amq. şoför de uyumuş , şimdi bir kaza olacak ve gebereceğiz.
birkaç saniye sonra ayıktım ama çok uzun geldi o birkaç saniye.
iyi ki uyuyan adamı" kalk lan kalk ! " diye uyandırmamışım.
gündüz yolculuğu yapmak istesek de şartlar bizi bazen gece yolculuğu yapmaya zorlar. ama gece yolculuğunun da kendine özgü bir gizemi vardır. ben en çok kilometrelerce uzaktaki bir evin, araç farının ya da bir yerleşkenin ışıklarını seyretmeyi severim - hele ki daha uzak olup parıldıyorsa tadından yenmez - yanına yaklaşılınca hiç bir özelliği kalmayan o ışık, uzaktan farklı bir kimliğe bürünür.