uzun süredir yazmayan, 'ben' kısmında 2 ay diyor...
bir sürü mesaj gelmiş, cevap vermekten sıkıldım... aslında vermezdim de, zaman geçirecek daha düzgün bir şey bulamadım ama sıkıldığımden kelli bu entryi yazmaya karar verdim.
neyse, öncelikle hadi yazar olanları anladık mesaj atabiliyorlar da... ulan facebook hesabımla, msnimi nasıl buldunuz? helal olsun...
ha bir de, neyi takip ediyorsunuz onu da anlamış değilim, yani ne o kadar yaran şeyler yazıyorum ne sadece bir şey hakkında yazıyorum ne siyaset... yuh lan bi bok yazmıyormuşum ben... ahah, cidden neyi takip ediyorsunuz kuzum siz? bir şey daha söyleyeyim mi? yok boşver lan, çok acımasızca olacak... yok söylemiyorum ikinci şeyi...
uzun süredir internet bağlantım yoktu akabinde de, ailesel bir sorun nedeniyle (ki hala devam etmektedir kendisi) internete girememektey(d)im... şimdi komşunun wireless'ı patlatınca bir de uzun süre sonra eve dönünce bi' bakalım dedik...
en az iki-üç hafta daha yine internete giremeyeceğim gibi görünüyor, ya da girsem de haftada toplam 15 dakika falan olur sanırım... bunu neden söyledim? facebooktan deli gibi mesaj yardırmayın diye söyledim yeni ergenler! mail kutumun a.ına koymuşsunuz lan!
o değil de kendimi baya bir şey sandım lan bi' anda... ahahah ama cidden şaşırdım... hani eskisi kadar fazla yazmamama rağmen okunduğumu biliyordum (yani mesaj atılıyordu, bu daha iyi olmuş vs vs diye) ama bu kadar olduğunu bilmiyordum... eyvallah...
yarından başlayarak bu hafta içi toplam 4 sağlam vizeye girecek olan dolayısıyla 5 gün kafa izni alan...
akabinde 'güzel bir gün öl(dür)mek için...' diyen (yok lan gönderme var burada, intihar etmiyorum, birini de öldürmeyeceğim) diyen, ve ders çalışmaya yönelen...
özel mesaj penceresi yanıyorken, mesajlarıma tıkladığında eski mesajlarını gören yazar...
eğer özel mesaj atan biri varsa, tekrar denesin zira gözükmüyor mesajı....
sonra niye cevap vermedin demesinler... see you...byee..
başka bir platformda epey kavga ettiğim fakat artık kıymetini anladığım yazar.
lafları kodum mu oturtur. zatımda saygıyla eğilir. daha nice laflar koyması dileğiyle. ama bana değil, lütfen.*
nasıl unuttum diye kafasını duvarlara vurmak isteyen...
kendisini gerizekalı gibi hisseden...
ve birazdan yollayacağı kısa mesaja ''ben hayvanın tekiyim diye söze başlamak istiyorum, öküzüm diye de ekliyorum'' şeklinde bir girizgah yapacak olan...
"gerekirse anadolu'yu yeniden feth ederiz" sözünü sarf etmişti geçtiğimiz yıl bir parti lideri. bu fetih sırasında vazife alabilecek potansiyel var bu arkadaşımızda. başarılar.
yaklaşık 12 günlük bir aradan sonra geri dönen, artık yazmasına hiçbir engel kalmayan...
gidişimi üzerine alınanlar olmuş, cevap vermek istemişler... yazmayarak cevap vermişler.
hatta hiç yazmayacak olarak cevap vermişler, sözlük için kayıp, ne diyeyim...
buradan kimseyle alakası yoktu gidişimin, yine dönüşümün olmadığı gibi...
sanırım insanlar kendilerini oldukça önemsiyorlar da fark ettirmiyorlar.
neyse döndüm diye klavyeye asılacak değilim tabi ki; sadece görülsün istedim, neyin ne kadar önemli olduğu...
öyle işte... ha bir de hayırlı işler diliyorum. evet son söylediğin gibi; o yüzden hayırlı işler...
lan oradan bakınca; çocuk gibi mi duruyorum.! neyse.. öyle işte..
not: sözlük ahalisiyle tamamen alakasızdır. go on...
uludağsözlüğü; x = ? kadar süre bırakıyor olan yazar... ? kadar süre sadece okumak için girecek, belki de hiç girmeyecek... ama kesinlikle yazmayacak... ? = belki yarın ama yarından daha yakın olmayacağı kesin...
yeter amına koyayım diye bağırıyorum... evet bariz bir şekilde yeter ulan!
neye geldik ne oldu?
yazılan her şey mi ters algılanır yahu? (eksi oy meselesi değil, sikimde değil verilen oylar)
madem rahatsızsın, madem 'öldüm ben diyorsun' ... tamam yazmıyorum kurgularımı buraya...
ben amuda da kalksam, götümle kuş tutsam da, anlamayacaksın değil mi?
yoruldum ulan açıklamaya ve anlatmaya çalışmaktan! ne duymak istiyorsun? anlamıyorum ki!
superman değilim ki ben! farkındayım ben bunun, sen neden farkında değilsin?
itiraf ettiğin şeyleri saklamasana! bir kere de anlamayı denesene!
düşündüğün gibi olsa, bunları neden yazacağımı hiç aklına getirmezsin sen...
sadece birebir ne yazdığıma bakarsın...
onun kurgu, bunun gerçek olduğunu anlamak istemezsin!
fırlamayım ya ben, yalan söylüyorum ya, hep kötü şeyler söylüyorum-yapıyorum ya...
senin işine öyle geliyor çünkü...
Emre aydın'ı her dinleyişte istesem de istemesem de aklıma gelen... acıtır mı canımı bilemediğimden yazdıklarını artık takip etmediğim yazar arkadaşım.
çıkardığın her anlama bir ekle, beş çıkar, kalan neyse artık...
çağıran bir şeyler var olsa da çoğu zaman uzak şehirlerde beni
asıl gerçek sanıp yerimden kımıldamam "o sert gülüşlerde bana ait bir şeyler var" sanışımdandı
sen hep olduğun gibi kalacaksın biliyorum, öyle kal dememe gerek yok o yüzden;
ama yine de
sakın!
"kimse için de değişeyim deme" demeden olmayacak...
nasıl olsa ben ufacık bir misafirdim şehrinde
o yüzden diz çökmene de gerek yok değiştirmek için anlamını bende
nasıl olsa ben yazdım, ben bozmalıyım yüklediğim anlamları, değil mi?
sen, hareket vakti gelince olması gerektiği gibi bir el sallarsın yeter...
yetmeli...
geç kalmış bir açıklama, belki bir o kadar da gereksiz ama
her şeye geç kalmıyor muyuz zaten,
neyse;
bildiğine inandım filmlerden kırptığım zamanımın manasını
bilememişsin o ayrı da
eksik kalmıştı zaten bu tanım da çoğu şey gibi...
o zamanlardan ötede;
sen; siyah beyaz bir film gibiydin, herkes uyurken izlediğim
şimdiyse gazoz_kapagi sadece, yine yeniden...
o değil de tam karsıya geçerken bıraktığın ellerle "iyi ki varsın etinle kemiğinle o uzak şehirlerde" diye yazmak istedim. Esas konuya gelince; arayıp sormasam da unuttum seni sanma sakın, doğum günün kutlu olsun, keltoş prense sevgilerle...